Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 26 Haziran 2005 / Pazar  
   Milliyet Online    Kariyerim    Business    Arabam    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Ali'nin hayali Türkiye'de okumak


Ali'ye Beyrut'ta "Muhammed El-Emin Camii'nin önünde rastladım. Öldürülen eski Lübnan Başbakanı Hariri'nin, caminin bahçesindeki kabrini ziyaretinde Başbakan Erdoğan'ı görmek için toplanan çok sayıdaki Türkler arasında küçük bir çocuk dikkatimi çekti. Ay-yıldızlı kırmızı bir tişört giymişti. Elindeki ay-yıldızlı bayrağı sallıyordu. Yeşil gözlerinin içi parlıyordu.
Lübnanlı askerlerin arasından geçerek yanına yaklaştım. "Merhaba" dedim... Cevap yok. "İsmin ne?" dedim. Cevap yok... Daha sonra babası olduğunu anladığım ve elinde "Türkiye çok yaşa" yazılı pankart taşıyan bir genç adam "Beyim, o benim oğlum. Adı Ali... Ama Türkçe bilmez" dedi.
Ali'nin babası ile, Midyat'ın Gelinkaya beldesinden, Beyrut'a ekmek parası kazanmaya gelen Fehmi Çiftçioğlu ile böyle tanıştım. Sonra daha başkaları geldi. Önce Ali'nin babasının, sonra da öbür Türklerin "acı hayat hikâyelerini" öğrendim.

Gelinkayalı, Beyrut'ta ekmek parası peşinde
Türkiye'ye dönünce Midyat Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Tevfik Baysal, bana bu insanların neden gurbete düştüklerini anlattı. Bana anlatılana göre, yörede tarım yapacak toprak yok. Hayvancılık ölmüş. Bu nedenle yöre devamlı göç veriyor. Özellikle Söğütlü ve Gelinkaya beldesinin erkekleri ekmek parası peşinde, kaçak olarak Beyrut'a gidiyor.
Caminin önünde rastladığım Gelinkayalılara Beyrut'a nasıl geldiklerini sordum. "Bizim akrabalar, komşular yıllardır buraya gelir. Önce Suriye'ye geçeriz. Sonra adam başı 200 dolar para öderiz. Kaçakçı bizi Beyrut'a getirir. İkamet senedi alabilen rahat eder. Alamayan kaçak çalışır. Yakalandı mı üç ay hapis yatar. Hudut dışı edilir. Gene kaçak olarak geri döner" dediler.
Bizim büyükelçiliğin bugüne kadar kendileriyle ilgilenmediğinden yakındılar. Beyrut'a yeni atanan Büyükelçi İrfan Celal Acar, meslek yaşamına Beyrut'ta başlamış. Midyatlıların durumunu benden iyi biliyor. Beyrut konusunda yayımlanmış kitabı var. "Midyat'tan gelen Türklerin sorununu çok iyi biliyorum. İlk işim, onları toplayarak konuşmak, sorunlarına çözüm aramak olacak" dedi.

İnsanımızın derdi, çocuğunu okutmak
Ali'nin babası 32 yaşında. 12 kardeşin en büyüğü. 14 yaşında evlendirmişler. Köyde yapacak iş bulamayınca 1994 yılında kaçak olarak Beyrut'a iş aramaya gelmiş. Esas mesleği ahçılık. Ama ne iş bulursa yapıyor. Şimdilerde kaçak olarak 2 işte çalışıyor. Gündüzleri kapıcılık yapıyor. Bu nedenle eve kira ödemiyor. Akşamları kahvede çalışıyor. 2 işten ayda eline 500 dolar kadar para geçiyor. 4 çocuğu var. İkisi Midyat'ta ailesinin yanında. Biri üniversite giriş sınavına katılacak. Öbürü liseye başlıyor. Beyrut'ta doğan Ali ve kardeşi yanında. Kardeşi henüz okula gitmiyor. 11 yaşındaki Ali ise okul birincisi. Ama Türkçe bilmiyor.
Fehmi Çiftçioğlu, "Bir gün büyükelçiliğe giderken Ali'yi de götürdüm. Kapıda Türk bayrağını görünce, "Baba, Türkiye'ye mi geldik?" diye ağlamaya başladı. "Dayanamadım, ben de ağladım" diyor.
Ali'nin en büyük hayali Türkçe öğrenmek ve Türkiye'de bir okula gidebilmek.
Dikkatimi çeken şu oldu: Konuştuğum Midyatlıların hemen hepsi, "Biz çocuklarımız okusun diye buralarda para kazanmaya çabalıyoruz" diyor. Ve de hemen hepsi çocuklarının iyi okumasıyla övünüyor. "Bak, bunun oğlu üniversiteyi bitirdi... Bu oğlunu lisede okutuyor" diyerek birbirlerini övüyor. İnşallah okuyan çocuklarımız Türkiye'de çalışma imkânı bulur da, babaları gibi el kapılarında ekmek parası için çalışmaya mecbur kalmaz.

guras@milliyet.com.tr








Çetin ALTAN
Davarı saldım çayıra, artık Mevlam kayıra...
Bir kır balosunda, henüz bıyıkları yeni terle...
Melih AŞIK
Neden uykuda
Turizm Bakanı Atilla Koç, katıldığı her topla...
Fikret BİLA
Yeni Irak'ta Türkmenlerin yeri
Yeni Irak'ın yeni anayasası için çalışmalar s...
Hasan CEMAL
Kos'ta düğün!
O bana bakıyor, ben ona. Söyle bakalım, ne ya...
Güneri CIVAOĞLU
Beyaz gece
İncil'de cennet simgesi "beyaz zambak"tır.
Can DÜNDAR
Göbek havası ve reklam dünyası
Türkiye'nin Batı ile ilişkilerinde ilk günden...
Abbas GÜÇLÜ
Jet ski terörüne kim dur diyecek?
Birkaç günlüğüne de olsa tatile kaçma olanağı...
Semih İDİZ
İran'daki gelişmeler zorlu bir dönemin habercisi
Aşırı muhafazakâr Mahmud Ahmedinecad'ın İran'...
Mehmet Y. YILMAZ
Ferrari'sini satan bilge!
Geçenlerde gazetede ziyaretime gelen bir arka...
Hasan PULUR
Sonları iyi olur iyi!..
SORANLAR var:
Derya SAZAK
Irak Mahkemesi
Darphane-i Amire binasında, 'vicdan jürisi' a...
Meral TAMER
Alman Liseliler, 5 tarihi ağacın kesilmesine izin vermeyecek
Alman Lisesi'nde bizlere kültür varlıklarımız...
Tamer HEPER
Kefilin kefaleti son bulur
Okuyucularımdan biri, kiracısı ve kefili aley...
Güngör URAS
Ali'nin hayali Türkiye'de okumak
Ali'ye Beyrut'ta "Muhammed El-Emin Camii'nin ...

© 2005 Milliyet