Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 28 Haziran 2005 / Salı  
   Milliyet Online    Kariyerim    Business    Arabam    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Tüm mesaisini Mimarlık Kongresi'ne harcıyor

Kale Grubu Şirketleri İcra Kurulu Başkanı Zeynep Bodur Okyay şu günlerde bütün mesaisini Temmuz başında yapılacak Dünya Mimarlık Kongresi'ne harcıyor. Çünkü hem başında bulunduğu şirket kongrenin ana sponsoru, hem de bu işe özel bir ilgi duyuyor. "Mimar olmak isterdim. Ben işletme mühendisiyim. Ama konuyu seviyorum" diyen Okyay, sıkı bir diyetle yaklaşık 30 kilo vermiş. Bunun tek formülünün dikkatli yemek olduğunu söyleyen Okyay, yemek yapmayı da çok sevdiğini anlatıyor: "Tarifleri topluyorum. Yemek kitapları alıp okuyorum, denemeye çalışıyorum..."

EYLEM TÜRK
eturk@milliyet.com.tr

Yağmurlu bir pazar günü. Aynı zamanda babalar günü. Zeynep Bodur Okyay ile Bebek'teki boğaz manzaralı evinde buluştuk. Kale Grubu Şirketleri İcra Kurulu Başkanlığı görevini yürüten Okyay, aynı zamanda grubun kurucusu ve yönetim kurulu başkanı İbrahim Bodur'un kızı.
Şu günlerde bütün mesaisini temmuz başında yapılacak Dünya Mimarlık Kongresi'ne harcıyor.
Neden mi? Çünkü hem başında bulunduğu şirket kongrenin ana sponsoru, hem de bu işe özel bir ilgi duyuyor. Okyay bu ilgiyi şöyle anlatıyor:
"Ben mimarlığı seviyorum. Sonuçta biz bir yandan estetik bir yandan da tasarımın kullanıldığı işler yapıyoruz. Renk kullanıyoruz, desen kullanıyoruz, üç boyutlu tasarım yapıyoruz. Biz bu işin içerisindeyiz. Bu işi sevmezseniz zaten işinizi yapamazsınız. Ben bütün dünyadaki mimarlık dergilerini takip ediyorum. Okumaya çalışıyorum. Mimarlık bence çok güzel bir meslek. Sanatla tekniği birleştiren bir meslek.
Mimar olmak isterdim. Ben işletme mühendisiyim. Ama konuyu seviyorum."
Kale Grubu'nun dünyanın çeşitli ülkelerinden yaklaşık 8 bin mimarın katılması beklenen kongrenin ana sponsoru olduğunu söyleyen Okyay, kongrenin amacını kent sorunlarının, üreticisiyle, tüketicisiyle ve karar vericileriyle tartışılması olarak özetliyor.

'Sadece mimarlık konuşulmayacak'
Okyay şöyle devam ediyor: "Aslında her kongrede bir tema belirleniyor. Bu kongrenin konusu 'Kentler - Mimarların Pazaryeri'. Buradaki amaç kentlerin hem kültürel hem de ekonomik çevreyle olan ilişkilerini masaya yatırmak. Ekonomik çevre derken sermaye piyasaları, yatırımcılar, gayrimenkul piyasaları... Kentimizin kendi kültürel yapısı, coğrafi yapısı, oradaki renkler, hem etnik anlamda hem de çeşitlilik anlamında... Bu böyle olunca sadece mimari konuşulmayacak. Mimarlığın çerçevesine sanat da giriyor, toplum bilimi de giriyor, ekonomik aktörler de giriyor. Bunların hepsinin tartışıldığı forum diye düşünmek lazım. İstanbul'daki bu pazar yeri kelimesinin seçilmesi ana tema olarak aslında amacı hepsini tartışabilmek ve de hepsi için böyle bir platform hazırlayabilmek."
Sponsorluk müessesesine çok önem verdiklerini söyleyen Okyay, "Biz bir kurum olarak Çanakkale yöresine yatırım yaptık. Bölgenin her türlü ihtiyacında öncülük ettik. Daha geniş sponsorluklara da açık olduğumuzu her zaman söyledik. Çünkü İstanbul'da yaşıyoruz. Sonuçta şirketimizin merkezi İstanbul'da. Fabrikaları ise Türkiye'nin her tarafında. Çanakkale'de, Isparta'da, Mersin'de, Yozgat'ta, Muğla'da vs... Dolayısıyla İstanbul'da yaşamanın getirdiği bir yurttaşlık bilinci olduğunu düşündük" diyor.

Avrupa kültür başkenti
İstanbul'un göç alan ve sürekli büyüyen bir şehir olduğunu anlatan Okyay, şöyle anlatıyor: "Türkiye'nin gündeminde mimarlığın artık oturması gerektiğini düşünüyoruz. Çok önemli eserlerimiz var. Dünya mimarlık harikaları arasında sayılan birçok eser bu topraklarda bulunuyor. Mimarlık Kongresi'nin bunlar gibi projelere destek bulabilmek adına faydalı olacağını düşünüyoruz. Ayrıca yaşanan sorunların çözümü anlamında iyi bir forum olacağını düşünüyorum. Buraya gelecek önemli mimarların bu şehre aşık olup buraya bir eser bırakmak için yarışmaları gerekiyor.
Geleceğe yönelik de bir vizyonumuz var. O da; 2010'da Avrupa kültür başkenti seçimi. Bizim tabii gönlümüzde yatan aslan İstanbul'un buna aday olması. Dolayısıyla kongre bunun için de önemli bir platform. Lobi yapılabilir, insanların ilgisi çekilebilir. Bu şehrin bilinen bir sürü değeri gibi bilinmeyen, gizli kalmış parlatılıp da ortaya çıkarılacak bir sürü değeri var."

'Kongre tanıtım sağlayacak'
Dünyadaki turizm gelirlerinin 150 milyar dolarının kongre turizminden sağlandığını kaydeden Okyay, İstanbul'un alt yapı yetersizliğinden dolayı bu pastadan çok az pay aldığını söylüyor.
Okyay, "Türkiye'nin kongre turizminden sağladığı gelir çok düşük. Dolayısıyla bu kongre bu tür imkânların sağlanması için de tanıtım için de bir fırsat olacak. Bu tanıtımdan İstanbul da faydalanacak, Ankara, İzmir gibi diğer şehirler de" diyor.
Beklentilerinin Mimarlık Kongresi'nin bir aksaklık olmadan gerçekleşmesi olduğunu söyleyen Okyay, "Kongrenin ardından herkesin pozitif duygularla ayrılmasını, gerek yerli gerek yabancı katılımcıların kalbinin bir parçasını bırakarak bu şehirden gitmesini arzu ediyoruz" diye anlatıyor.


'Kilo vermek için dikkatli yemek gerekiyor'
Zeynep Bodur Okyay sıkı bir diyetle yaklaşık 30 kilo vermiş. Bunun tek formülünün dikkatli yemek olduğunu söyleyen Okyay, kilo vermesinde düzenli spor yapmasının da faydalı olduğunu belirtiyor.
"Sabah kalkıp spor yapıyorum. Çok ciddi bir kilo problemim vardı. Onunla ilgili de sağlık problemim vardı. Dikkatli yemek yiyerek ve spor yaparak yavaş bir tempoda kilo verdim" diyor.
Okyay, 24 saatini ise şöyle anlatıyor: "Sabah ilk işim kalkıp spor yapmak. Ardından işe gidiyorum. Ofis dışında da işlerim, toplantılarım oluyor. Tabii bir de sosyal görevlerim var. Dokuzdan önce hiçbir zaman evde olamıyorum. En erken dokuz. İnsan evine gelince yaşamak istiyor. Otel gibi de kullanmak istemiyor."

Yemek yapmayı seviyor
Yemek yapmayı çok sevdiğini anlatan Okyay, şöyle devam ediyor: "Eskisi kadar olmasa da yemek yapmaya gayret ediyorum. Tarifleri topluyorum. Yemek kitapları alıp okuryorum, denemeye çalışıyorum. Türk yemeklerini seviyoruz biz. En çok tercih ettiğimiz ise zeytinyağlı yemekler. Genelde az yağlı yemeğe çalışıyoruz. Salata yiyoruz. Et de yiyoruz ama çok az. Ben daha çok hafta sonları yemek yapıyorum. Çünkü hafta içi yoğun olduğumuz için eşimle ben hafta sonu dışarıya çıkmayı sevmiyoruz. Bazen bir hafta birbirimizi görmüyoruz. O geliyor, ben gidiyorum. Dolayısıyla hayatımız bavul topla, bavul boşalt şeklinde geçiyor. Bir de arkadaşlarımız var. Onlarla birlikte olmak istiyoruz. Ailemizle birlikte olmak istiyoruz. O yüzden hafta sonları genelde herkes bize gelir. Ben misafiri seviyorum."

'Ülkeye hizmet ediyoruz'
Bazen cumartesi günleri de çalıştığını söyleyen Okyay, "Mesela bu hafta hiç tatil yapmadık. Allah sağlık, sıhhat versin. İnsan belli bir yaşa kadar üretken olabiliyor. Gençken o enerjisini sarf etmesi gerekiyor. Çok şükür Allah'a böyle bir imkânımız var. Faydalı olabilme yönünde şansımız var. Babamız İbrahim Bodur'un sayesinde böyle bir kurumda çalışma fırsatımız oldu. O kurumlar sayesinde sivil toplum örgütlerinde görev alabiliyoruz. Sanayiciler olarak bu ülkeye hizmet etmek durumundayız. Bu bizim görevimiz başka türlü kalkınma olmaz. Bunlar bize fedakârlık gibi gelmiyor, severek yapıyoruz" diye anlatıyor.

Festivalleri takip ediyorlar
Eşi Osman Okyay ile birlikte en büyük keyiflerinin sinemaya gitmek olduğunu söyleyen Zeynep Bodur Okyay, "Eşim tenis oynuyor, su kayağı yapıyor. Ondan önce basket oynardı. İyi de oynardı ve çok severdi. Şimdi tenise başladı. Ben de vaktiyle piyano çaldım, ata bindim. Ama artık ata binmiyorum. Düştüm. Tekrar başlamam gerekiyordu. Başlamadım açıkçası. Yüzmeyi ve dalmayı seviyorum. İyi bir müzik dinleyicisiyiz. Festivalleri takip ediyoruz" diyor.





BUSINESS
 'Erdemir Türk'tür, Türk kalacak'
 EDİTÖRDEN
 Pahalı tatil, onu turizmci yaptı
 Yabancı Ereğli'yi ya 'vitrin süslemek' ya da 'kapatmak için' alır
 Küçükbahçe'nin kadınları, 'agro turizmci' oldu...
 Bursa'da muhteşem bir araba müzesi var...
 Türkiye'nin ritmi tuttu
 Reklam yönünü arıyor, bir rönesans gerekiyor
 Avrupa enerjide kemer sıkacak
 Komşuluk politikasında yeni dönem
 Almanya ve Fransa'daki yabancı yatırım oranı düştü
 Maliye, neden verdiği görüşe bağlı değil?
 2004 yılında 200 milyon dolarlık e - ihale yaptırdılar
 Dijital Oyuncaklar
 Sörfçü şortu geri döndü
 Bu yazın favorisi tropik kokteyller





© 2005 Milliyet