Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 28 Haziran 2005 / Salı  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Usta'm seslendi uzaktan


Hasan Pulur ustamız, o her zamanki derin sadeliği ile bir cümlede iflasını ilan etti "Fatih Terim spekülatörlerinin":
"Türkiye'de çalışmamak başka, Türkiye için çalışmamak başka"...
Bu kadar işte!
Spor medyasının da gerçek ustalara ihtiyacı oluyor zaman zaman.
Aklımız karıştığında, aklımızı karıştırmak isteyenler çoğaldığında ve durumdan reyting çıkarmak için "mikserliğe soyunanlar" ortaya çıktığında.
Yönlüyüz, taraflıyız, angajeyiz demiyorum ama, olayların o kadar yakınındayız ki, dışardan bir duayenin, "racon kesmesine" ihtiyaç duyuluyor bazen.
Hele, medya dünyasında düşen reytinglerini spor üstünden tamamlamaya çalışan ve futbola "stat helalarını yıkıp giden holiganlar kadar zalimce yaklaşanlar" varken.
Tam bu sırada Pulur Usta'm seslendi uzaktan...
* * *
Hasan ağabeyime minnetlerimizi ifade ederken, kendisinden bir de ricada bulunmak istiyorum:
Avrupa başarılarında uçaklara sığmayan, ciddi kaoslarda "hükümet sözcülüğü" ile "otoreklam"cılık arasında salınan, medyanın diğer uzmanlıklarında nefesi tükendikten sonra futbol yazıları yazmaya başlayan köşe sahiplerine bir çift söz edebilir mi acaba ?
Spor yazarlığının tam gün mesai gerektiren bir meslek olduğunu, Türkiye'de hakkıyla yapıldığını, her fırsatta horlanan, yağcılık, taraftarlık, kelle avcılığı ile suçlanan spor yazarlarının "Türkiye çıtası"nın çok üzerindeki futbolda tuzu bulunduğunu ve diğer kalem sahiplerinden futbol dışındaki ülke sorunlarına aynı özen, dikkat ve katkıları beklediğimizi hatırlatabilir mi Hasan ağabeyimiz?
Lütfen... Biz söylersek kalpler kırılır belki.

Şükür'ün sorunu zeka!

Alman spor bilimci Prof. Oliver Höner'in iddiasını okuyunca Hakan Şükür meselesini çözdüm ben... Neden gündemden düşmüyor bu ulusal golcümüz, neden milli takıma alsan da olay almasan da; hepsi Prof. Höner'in açıklamasında:
"Golcü futbolcunun zeki olmasına gerek yok" diyor Alman spor bilimci.
İşte sorun burada. Hakan Şükür hem zeki hem golcü.
Ayakları dursa kafası çalışıyor. Hesap kitap yapıyor. Tam zamanında gündeme oturuyor. Parmağında oynatıyor Milli Takım'ı. Keşke biraz aptal olsaydı.

Protestonun böylesi

Galatasaray'ın sezon açılışı sadece bir protesto pankartı ile idrak edilmişse, bizim elimiz o taraftarı kutlar...
"Kaptan devam, yönetim jübile"... Bu kadar!
Örnek olsun diğer kulüplere.
Eski yönetici, sayın Canaydın için "karşısına odunu koysanız seçilir" gibi veciz cümleler kurarken, Ribery olayı skandal boyutlarını aşarken, yürekleri yumuşatacak bir transferden ümit kesilmişken, üstelik yüzüncü yıl yüze göze bulaşmışken, bu kadar protesto kadı kızının senetlerinde bile olur yani.
Şaka bir yana, Galatasaray taraftarı üzülse de, kızsa da hayatın gerçeklerini biliyor:
Para olmadan saadet olmuyor.
Elinde hiç olmazsa borçları ödemeye çalışan iyi niyetli bir yönetim var taraftarın. Yeni kaynaklarla ortaya çıkmayıp, eleştiri ile puan toplamayı tercih edenlere itibar göstermiyor.
O eleştirileri herkes yapıyor zaten. Paran varsa onu söyle...
Üzülüyor, kızıyor ama beterin beterinden korkuyor. Protestonun bu kadarına can kurban.

Atatürk'ün kızları

Necla, Ebru, Zülfiye ve Müjgan... Türkiye'ye ilişkin en anlamlı ve açıklayıcı röportajı vermişler yabancı medyaya.
Kısa, kesin ve ders niteliğinde.
Kendileri Akdeniz Oyunlarında Türkiye'yi temsil eden plaj voleybolu sporcularımız, ama verdikleri ders, Türkiye'nin temel ilkeleri üzerine.
Sormuş ABD'li gazeteci;
"Siz plaj voleyboluna katılan tek Müslüman ülkesiniz, bu giysilerle oynamak inançlarınıza ters değil mi?"
Necla, Ebru, Zülfiye ve Müjgan mayolu... ABD'li gazeteci kendi ülkesindeki önyargı ile Müslüman ülkelerdeki müstebit tavrı harmanlayıp hayretini dile getirmiş besbelli. Belki de "aman fotoğraf çekmeyin bizi ülkemizde keserler" falan gibi bir bomba bekliyor... ABD'li gazetecilerin cahili de cahildir hani.
Necla, Ebru Zülfiye ve Müjgan, "biz Atatürk'ün kızlarıyız" demişler...
Anlaşılan o ki, ABD'linin boş bakışlarını hissetmişler ve konuyu açmışlar:
"Türkiye laik bir ülke. Kimse kimsenin inancıyla uğraşmaz. Spor hangi kıyafetle yapılıyorsa onu giyeriz".
Haberin yanında Necla, Ebru, Zülfiye ve Müjgan'ın fotoğrafı... Dördü de dünya güzeli. Şimdi soruyorum size, şu cümleleri eden bu güzellerde mayonun örtmediği yerlere bakan varsa, ruh hastası değil mi?
Ruh hastalarına karşı ne kadar örtünseniz faydasız. Tek çıkar yol Atatürk'ü anlamanız ve anlatmanız.

eguven@milliyet.com.tr




SPOR
Borsa yükselişte
'Para konuşmam'
Reçeteyi sundu
'Beni beklemeyin'
NE olur NE olmaz!
'Yıldızlar çok yakın'
Trabzon'un sambacı ısrarı
Sevinç ve hüzün
Boğa'nın yüz karası
'Teklif almadım'
MHK, küfüre savaş açtı
Helal sana Mahmut
Darısı 645.'ye
Kortta İspanyol esintisi
Son kararı!
Sivas'ın gözü yolda
Diyar durmuyor
Sağlam adımlar
Samsunspor'da Celil şoku
Locatelli ısrarı
Armstrong ucuz kurtuldu
Jübileciler kim?
Arjantin sevinemedi!
Gençlerde yarı final günü
Velez şampiyon
Avrupa transfer dosyası
Haber turu...
Sen kalk da ben yatam
Usta'm seslendi uzaktan
Brezilya dağınık
At yarışları
Haluk Yıldırım'a Fener kancası
Spurs çılgınlığı!





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR


Mehmet DEMİRKOL
Sen kalk da ben yatam
Her yıl yapılan onca tören, her sabah edilen ...
Ercan GÜVEN
Usta'm seslendi uzaktan
Hasan Pulur ustamız, o her zamanki derin sade...
Ebru KÖKSALDI
Brezilya dağınık
Bir ay içinde 3 tane El Clasico! Yeme de yanı...



 Atina 2004
 Dünya Kupası 2002
 Euro 2000
 Sidney 2000
 Dünya Kupası 98

© 2005 Milliyet