|
Şükrü Sina Gürel'e yapılmaz
Geçen hafta Turizm Bakanı Koç, ondan hiç beklenmeyecek bir şey yaptı. Hemen her bakanlıkta duyulabilecek cinsten bir söylentiyi seslendirdi ve eski Turizm Bakanı Şükrü Sina Gürel'i -dolaylı dahi olsa- suçlarmış gibi bir hava yarattı. Sonradan amacının bu olmadığını söylemesine rağmen, bırakın bir TC Bakanından beklenmeyecek hafiflikteki bir yaklaşım sergilemesini, bizim tanıdığımız Koç'un hiç yapmayacağını sandığımız bir tutumla ortaya çıktı.
Ayıptır...
Eğer bir kişi hakkında yolsuzluk iddianız varsa, delilleriyle ortaya çıkar ve ispatlarsınız. Aksi halde, mahalle dedikodusunu geçmeyen bir takım örnekleri yüksek sesle söylemek ne Bakan statüsündeki kişiye, ne bir siyasetçiye, ne de ciddi bir insana yakışır.
Şükrü Sina Gürel, bu toplumun benimsediği, bugüne kadar adı hiçbir kuşkulu veya karanlık işe karışmamış bir insanımızdır. Siyasi görüşlerini paylaşmayabilirsiniz, ancak bir meslekdaşınızı böyle ucuz şekilde harcayamazsınız.
Koç'u biz yanlış mı tanıdık?
Eğer yanlış tanımamışsak, çıkıp Şükrü Sina Gürel'den özür dilemeli veya sarfettiği manidar lafların arkasında duruyorsa ispatlamalıdır.
Efe'liği ile övünen Koç, gerçekten efe ise, bunu şimdi gösterir...
KOKKALİS VAKFI ÖRNEK OLMALI
Ülke olarak hep dışımızdaki dünya'dan şikayetçiyizdir. Bizi yeterince tanımadıklarından, bizi sevmediklerinden, bir türlü anlaşılamadığımızdan söz ederiz. Ancak hiçbir zamanda kendimizi anlatabilmek için büyük bir çaba harcamayız. Başbakan veya Dışişleri bakanımızın yaptıkları konuşmaları, Türk gazetelerine verdikleri demeçleri yeterli "tanıtma" gibi görürüz. "Okusunlar, araştırsınlar ve bizi tanısınlar" yaklaşımımız vardır. Oysa kimsenin bize ayıracak vakti olmadığını, aksine bizim onların ayağına kadar giderek görüşlerimizi anlatmamız gerektiğini kabul edemeyiz. Bundan dolayı da, herhalde kendimizi ,"anlaşılamayan ülkeler" listesinin başında kalmaya mahkum ediyoruz. Oysa bu gidişi mutlaka değiştirmeliyiz.
Bir ülkenin görüşlerini iyi anlatmasının en etkin yollarından biri, hem içerde, hem de dışarda oluşturduğu özel Vakıflar, Düşünce kuruluşlarıdır.
Bir veya birkaç kişi veya grubun bir araya gelerek finanse ettikleri bu Vakıflar, hem bölgenizin hem de dolaylı şekilde sizin sorunlarınızı tanıtır, görüşlerinizi yayar. Uluslararası ilişkilerde etkili kişilerin ülkeniz hakkındaki fikirlerini belirli oranlarda etkiler.
Türkiye'de bu şekilde -Uluslararası alanda da yatırım yapan- Vakıfların başında Sabancı, ardından Koç Vakfı gelir. Diğerleri daha çok içeriye yöneliktirler. Özetlemek gerekirse, Uluslararası alanda boy gösteren Türk özel Vakıflarının sayısı bir elin beş parmağını geçmez. Oysa Batı ülkelerinde (hele Amerika'da) bu şekilde kurulup faaliyet gösteren, yüzlerce vakıf vardır.
Bu yazıyı yazmamın nedeni, bir süre önce Kokkolis Vakfı tarafından Harvard Üniversitesi John F. Kennedy okulunda bir dizi konferans için davet edildiğimde karşılaştığım manzaradan etkilenmiş olmamdır.
Socrates Kokkalis, telekom işinden zengin olmuş bir Yunanlı. Kazancının bir bölümünü bu Vakıf için harcamaya karar vermiş. 1977'den bu yana, bizim de bulunduğumuz bölgede, barış, demokrasi, birbirini anlamak ve iyi yönetimi destekleyen çalışmalar yaptırıyor.
Kokkalis, yılda yaklaşık 5 milyon dolar harcıyor ve bilim adamlarını, politikacıları, fikir önderlerini, gazetecileri bir araya getiriyor.
- Öğrenci başına 50 bin dolar burs vererek, en parlak olanlarına master yaptırtıyor. (4 Türk bu burstan yararlandı)
- Eğitim programlarına yardım yapıyor ve bölge ülkelerinden davet ettiklerinin eğitimine katkıda bulunuyor. (11 Türk bu programlardan yararlandı)
- Konferanslar düzenleyip, sorunları tartıştırıyor, yönetici ve fikir önderlerinin birbirlerini daha iyi anlamalarına katkıda bulunuyor. (Bu konferanslara şimdiye kadar 30 Türk konuşmacı davet edildi. Aralarında Tayyip Erdoğan, İlter Türkmen, Cem Duma, Nazmi Akıman, Egemen Bağış ve Murat Mercan gibi isimler de var)
- Bağımsız gruplara incelemeler hazırlatıp, dünya'nın belli başlı düşünce kuruluşlarına, üniversitelere ve uzmanlara dağıtıyor. (Bugüne dek 12 büyük araştırma -Türkiye'nin gelecekteki dış politikası dahil olmak üzere- gerçekleştirdiler)
BİZ İSE SADECE SEYREDİYORUZ
Kokkalis Vakfının çalışmalarını sırf belki örnek olur diye aktardım. Belki bizdeki nice zengin iş adamları veya gruplar da ilgilenirler ve harekete geçerler diye yazdım.
Kokkalis hiç taraf tutmadan, son derece uygar bir çalışma yaparak, aslında Yunanistan'a çok büyük katkıda bulunuyor. Yunan politikalarını, Yunan düşünce tarzını çok daha etkili şekilde yayıyor.
Bu olay bir lobicilik değil. Paranız varsa lobicilik yapabilirsiniz, ancak hiçbir zaman Kokkalis Vakfı kadar etkili olamazsınız. Üstelik Yunanistan'da, hatta küçücük Kıbrıs'ta dahi, bizde olanlardan çok daha fazla bu tip Vakıf var.
Zenginlerimiz paralarını harcama alışkanlıklarını değiştirmeli, bizler de ağlamayı bırakmalıyız. Etrafımıza bakalım ve oyunu Uluslararası kurallarla oynayalım...
(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )
mabirand@e-kolay.net
|
|