Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 29 Haziran 2005 / Çarşamba  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Para kolay kazanılmıyor


Tut ki, transferde adı anılan kıymetli futbolcuların hepsi alındı... Milli Savunma Bakanlığı'nın bütçesine yaklaşır futbolumuzdan çıkacak para.
O yüzden pek itibar etmiyorum ben imzayı görmeden...
Hatta isim kalabalığını dinlemek bile yoruyor beni.
Acaba hangisi kulübün gerçek niyeti?..
Gelecek sezon "Transfer Loto" öneriyorum. At Yarışı'nın pabucunu dama atmazsa ne olayım!
***
İşte böyle bir ruh halinde, ekrandaki transfer bombardımanından kaçmak isterken National Geographic Kanalı'na düştüm.
Tek damla kan görmememize karşın, bugün kadar izlediğim belgesellerin en dehşet vericilerinden biri vardı karşımda. İnsan sınırlarını, hokkabazlık niyetiyle değil, ekonomik bir değer elde etmek için zorlayan müthiş bir serüven:
Avusturalyalı balıkçılar ton balığı peşinde...
Ama ne av... Yatırım yüz milyonlarca dolar.
Üç gemi dolusu özel insanlar, önce dev bir havuz kuruyorlar okyanusa. Adına "ağıl" diyorlar. Çapı elli metre, derinliği atmış metre bir çay süzgeci.
Sonra ton balığı sürülerini çevirip bu ağıla dolduruyorlar. Bir yandan okyanus fırtınaları, bir yandan insan yiyen köpekbalıkları... Ağıla giren canavarları öldürmeden ite kaka dışarı atıyor dalgıçlar. Tam iki buçuk ay sonra içinde on beş bin ton balığı dolu ağıl ile limana giriyorlar.
Limandaki havuzlara alınacak balıklar "suşi"lik olgunluğa erişmeleri için daha altı ay beslenip bakılacaklar.
Tüm bu organizasyonun, gemilerin, ölümün kıyısında dolaşan dalgıç ve gemicilerin toplam 8,5 aya yayılan insanüstü gayretine doğanın bahşettiği on beş bin ton balığını da ekleyin... Toplam getirisi ne kadar ? Orta karar bir yabancı futbolcunun bonservis bedeli; 11 milyon dolar. Ücret, masraf ve amortismanları da bu paradan düşeceksiniz.
Demem şu ki; "onu al, bunu al" diye kulüplerin yakasına yapışırken paranın değerini de unutmayın. Belki bilmezsiniz; kolay kazanılmıyor meret.

Transferi Cim-Bom'dan öğrenin

Onu bunu bilmem; en doğru transferi Galatasaray yapıyor senelerdir!..
Sadece üç beş yıl gecikiyor; o kadar.
Nasıl mı?.. Mesela on numaraya ihtiyacı olduğunda Hagi hocaydı.
Sol kanatta ileri geri koşan bir adam ararken de Gerets'i kaptı.
Transferin "diplomalısını" yapıyor Galatasaray, kimseye yaranamıyor!

Sıradışı öykü

Gerçi Beşiktaşlılar pek hoşnut değil ama, uzun yıllardır Carew'in gelip - gitmesi kadar "pozitif" bir öykü yaşandığını pek hatırlamıyorum transfer piyasamızda.
Geldi, ümit oldu.
Oynadı, beğenildi.
Gitti, para kazandırdı, "dev" futbolcu.
Böyle yabancı, dostlar başına. El sallayarak, öperek, ardından su dökerek yolladığımız Carew, bize her transferin karakolda bitmediğini öğretti.

Nakit dönemi bitti

Fatih Hoca "Milli Takım'da para konuşulmaz" demiş...
Bu günlerde sayın Terim'in kaşına gözüne dikkat edip kullandığı sıfat ve zamirleri sayıyoruz ya; ben de üç mesaj çıkardım bu ifadeden...
Hepsi de Milli Takım'daki eski talebelerine:
Birincisi, "eskiden olduğu gibi primlerini mal karşılığı alacaksınız; hani cip mip" demek istemiş olabilir...
İkincisi, primden bahsedeni yakarım mesajı... Ki, bu zayıf ihtimal. Şu ana kadar prim hak eden kim var?
Üçüncüsü ise bir keresinde kendi arabasını bile kaptırıyordu gol karşılığı... Bu sefer işi sıkı tutmaya kararlı.
Mektuplar hangi futbolculara diye sormayın. Kadro açıklandığında anlarız.

Hangi "işler yolunda"

Beşiktaş'ın gelecek sezonuna endişe ile bakanlar bu kadar çoğalırken, Rıza Hoca'nın "her şey yolunda" mesajlarının sebebi anlaşıldı galiba.
Minik bir röportajda, "Bizim en kritik dönemimiz geçen sezonun ikinci yarısıydı" dedi.
Neden?.. "Birkaç kez mağlup olsak, ben de yoktum"!..
Sayın Çalımbay için "yolunda giden" kendi pozisyonu olabilir mi acaba?
Çünkü şu futbolcu fiyatlarında yapılan indirimden sonra sıkıntılı bir sezon bekliyor Beşiktaş'ı.
Bakmayın siz Reha Muhtar'ın, Nihat Kahveci'yi istediğine. Kovaçeviç de hikaye bence... Nasıl alacak yönetim kurulu?
Diyelim ki aldı. O zaman daha fena. Uçak fiyatına oynayan Nihat'ın yanında, geçen yılki paranın yarısına ter döken futbolcular... Acaba nasıl oynayacaklar?
Rıza Hoca, sıkıntımız falan yok diyor ama, endişelenen çok.
Başta ben. Çünkü ücretlerde kısıntıya gidilen hiçbir yerde verimin yükseldiğini görmedim henüz.

eguven@milliyet.com.tr




SPOR
ALEX için komplo teorisi
Rota Miloseviç
Devlerin dansı
'Korkaklar kaybeder'
Kily'nin niyeti yok!
İçime sinmedi
Geri dönüş yok!
Komşu'da yaprak dökümü
Malatyaspor Uçar!
Sharapova tam yol
Şimdi tango moda: 2-1
Devlerden sirtaki: 78-69
Minderin altın günü
Yat keyfi başka
Haftanın Kare Ası
Çöpe giden röportaj
Para kolay kazanılmıyor
At yarışları
Kim kime, dum duma
Spurs çılgınlığı!





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR


Atilla GÖKÇE
Çöpe giden röportaj
Geçen hafta - çarşamba günü - hemen tüm gazet...
Ercan GÜVEN
Para kolay kazanılmıyor
Tut ki, transferde adı anılan kıymetli futbol...



 Atina 2004
 Dünya Kupası 2002
 Euro 2000
 Sidney 2000
 Dünya Kupası 98

© 2005 Milliyet