|
'Gel otur şöyle, bakayım mı falcağızına?'
Sabahın demli çay tadındaki ilk saatleri, bazı TV kanallarında "gazete başlıkları"nın ekranlara yansıtılarak okunmaya başladığı saatler; yani 6.30-7.30 arası...
Neden demli çay tadında olduğuna gelince...
Atatürk de dahil, ne siyasal liderlerin; ne sivil-asker bürokratların; ne de vaktiyle "örtülü ödenek" yardımlarından bir hayli yararlanmış olan eski Babıali kalemşörlerinin; öfkelenip hırslanmadan, içlerine sindirebilecekleri bir görüntü, sabahları gazete manşetlerinde ortaya çıkmaya başlayan Türkiye'nin gerçek röntgeni...
***
Artık manşetlerde de dalgalanmaya başlayan vurgun, soygun, yolsuzluk ve üçkâğıtçılığı; 1965'de kazara bir milletvekili Meclis kürsüsünden dile getirmeye kalksa, Süleyman Demirel'in çoğunluğu tüm kadrosuyla üstüne saldırır ve dokunulmazlığının hemen kaldırılıp içeri tıkılması için, Meclis komisyonları harekete geçirilirdi...
Türkiye'nin gerçek röntgenini ve acılarını yansıtmaya yönelen ozan, sanatçı, yazı adamları; ağır ceza mahkemeleriyle, cezaevlerinde sürüm sürüm sündürülür; kitapları toplatılır, tiyatro oyunları sahnelerden kaldırılırdı...
***
Gelelim şimdi dünkü Milliyet'in manşetine:
"Egebank'a el konduktan 5 yıl sonra gelen operasyon tartışılıyor-Isparta savaşı"
Vatan'ın manşeti:
"Bu araba kimin?"
Hürriyet'in manşeti:
"Vali: İstediğim araca binerim"
Posta'nın manşeti:
"Halk batakta"
İlk sayfadan verilen bir başka haber:
"186 milletvekilinin kredi kartı iptal"
***
Evrensel bir saydamlaşma gerçekleştikçe; Türkiye'nin de nasıl gizli bir iç sömürge gibi baskılarla yönetilip, yolsuzluk, rüşvet ve vurgun çöplüğüne dönüşmüş olduğu ortaya çıkmada...
Faik Türün Paşa sağ olsa; Türkiye'nin imajını, haberleriyle bozmaya çalışan hainleri, tümden toparlamak ve onlara hadlerini bildirmek için; bazı "gözaltılar"da kullandığı Selimiye Kışlası'yla, Kartal Askeri Cezaevi'ni genişletmeye bile kalkabilirdi.
***
Vurgunlar, vuranların cebinde kalmalı...
Bunları aydınlatmaya kalkanlar, cezaevlerinde kalmalı.
"Sıradan biri" olmayanlar, havalimanlarında "çok önemli kişi" salonlarında kalmalı...
Ülke çıkarlarını herkesten daha çok düşünenler, ülkenin başında kalmalı...
Nutukçular kürsülerde, gizli çıkarlar peşinde olanlar, unutulmuş dosyalarda kalmalı...
***
Fenerbahçe Parkı'nda, arada sırada şakalaşıp ahbaplık ettiğimiz, çiçek de satan bir falcı Türkân var...
Kendine özgü soluk renkli yemenisi, yerlere kadar hırpani giysisi, içinde kuru baklayla iri nazar boncuklarının bulunduğu küçümen siyah fal bohçası ve çiçek sepetiyle, 50 yaşlarında esmer mi esmer yüzlü, şişmanca cingöz bir profesyonel...
- Alıver bir gül, bakıvereyim falcağızına...
***
Baktığı fallarda, en azından belirli bir kesimin psiko-sosyolojik haritası canlanıyor; özellikle de genç kız fallarında:
- Güzelsin diye, seni çekemeyenler çok; taktırmışın aklını birine; ama kırmışlar seni... Kısmetin açılıyor, zengin bir kocan olacak, Çırağan Sarayı'nda yapacaklar düğününü...
***
"Saradan biri" olmama özlemleri... "Bir eli yağda, bir eli balda" yaşama özlemleri...
Ama nasıl?
Eskiden lise diploması, bir hayli yeterliydi, "insanları yönetme sektörüne" girmek için; hele bir de kodamanlar kesiminden bir "dayı"n varsa...
Şimdi o sektörün de kesesi ufalanmada...
Yolsuzluk, soysuzluk örgütlenmelerinde de; depremler baş gösteriyor.
"Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda" nutuklarının füzeleri, eskisi kadar sık ve görkemli havalanamıyor...
Türban konusu ise, düğmük düğmük...
***
Tam bir ırgalanma dönemi...
Meslek sahiplerinin getirisi, makam sahipliğininkinden daha ışıklı olabilseydi...
Hiçbir zaman bitmeyecek temel atmalara, bol keseden milyarlarca dolar harcanmasaydı...
İstanbul bir taşra yağmasına uğramasa ve kentler arasında ekonomik dengelerin kurulması, sınırların korunması titizliğinde bir hedef konusu olsaydı...
Türkiye'nin yaratılmak istenen "imajı", ülkenin gerçek röntgeniyle örtüşebilseydi...
***
Olsaydı, bulsaydı, falan fıstık festekiz...
Şimdi Uzay Çağı'nın orkestra şefliği başlamada... Eskiden duyamadığımız bir kakofoni, o nedenle manşetlerde kulaklarımızı tırmalıyor...
Enseyi karartmayın... Demli bir çay tadıyla izleyin haberleri... 20-25 yıla kadar açılıyor kısmetiniz... Fal böyle gösteriyor...
c.altan@prizma.net.tr
|
|