|
Gerçek gündem!
Türkiye'nin gerçek gündemi nedir? Ne olmalı? Elbette herkesin kendince yanıtları vardır bu konuda. Farklı açı ve pencereler geçerli olabilir.
Bence bir konu öne çıkıyor:
Ekonomiye dikiş tutturmak!
Ekonomisine dikiş tutturamayan bir Türkiye'de, hiç kuşkunuz olmasın, taşlar kesinlikle yerine oturamaz. İşsizliği, geçim derdini çözüm yoluna sokamayan, insanının yaşam kalitesini iyileştiremeyen bir Türkiye'nin ufku aydınlanamaz.
Maddi temeldir ekonomi.
Bu temel sağlamlaşmadan üstüne ne demokrasi, ne istikrar, ne mutlu bir düzen inşa edilebilir. Onun için Türkiye'nin gerçek gündemi, ekonomiye dikiş tutturmak olmalıdır diyorum.
Bu açıdan, Türkiye Odalar Birliği Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu'yla TÜSİAD Başkanı Ömer Sabancı'nın geçen hafta yaptıkları iki konuşmanın altını çizmekte yarar var.
Hisarcıklıoğlu'nun sözleri şöyle:
"Cumhuriyet dönemine bakarsanız, Türkiye büyümeyi daima tek başına iktidarlar döneminde sağlamış. Şimdi tek başına iktidarla yine büyürken 'Erken seçim olsun' demek yanlış geliyor bize. Çünkü yapısal değişim ve dönüşüm ne kadar geç yapılırsa, fatura o kadar ağır olur. Aslında 'Niye bize yılda 15 milyar dolar, bu yıl 17 milyar dolar yük olacak sosyal güvenlik reformunu 2.5 yıldır yapmadınız?' diye sormak lazım. Bugün bu ülkede 5 milyon işsiz var. Her yılda 750 bin kişi iş piyasasına giriyor. Millet iş ve aş beklerken, seçim bizim neyimizi doyuracak? Sosyal güvenlik reformu yapılmalı... Vergi reformu yapılmalı..." (Hürriyet, 22.6.05, s.13, Sadi Özdemir'in haberi)
TÜSİAD Başkanı Ömer Sabancı da Diyarbakır'da yaptığı konuşmada Türkiye'nin gerçek gündemi ne olmalı sorusunun üzerinde duruyor. Cumhurbaşkanlığı seçiminin, türbanın değil, ekonomiyle AB'nin gerçek gündemi oluşturması gerektiğini belirtiyor.
Sabancı'nın sözleri şöyle:
"Türkiye'yi doğru temele oturmuş, yüksek oranlı ve sürdürülebilir bir büyüme çizgisine getiremezsek, işsizlik, gelir dağılımında eşitsizlik ve bölgesel eşitsizlik sorunlarını çözemeyiz. Terörü, sosyal yaraları, eğitim, sağlık, adalet gibi sorunları kalıcı olarak halledemeyiz. Yine tarımda yeniden yapılanmayı sağlayamadığımız takdirde ne büyümeden, ne istikrardan, ne sosyal refahtan söz edebiliriz. Tarımla uğraşan geniş kitleleri oy deposu olarak gören zihniyet, bugüne kadar çözüm üretmek yerine günü kurtarmayı tercih etti. Bu politikalar yüzünden son 35 yılda tarımsal katma değer yıllık ortalama yüzde 1.1 büyüyebildi. Gelin bu konuları tartışalım. Enerjimizi bu konulara harcayalım."
Avrupa Birliği'ne karşı çıkanlara yönelik eleştirisi de şöyle TÜSİAD Başkanı'nın:
"Türkiye'nin AB'ye girmesini istemeyenlerin zihniyeti, demokratik standartlarımızın yükseltilmesi için gerçekleştirilen reformları, AB'ye verilmiş tavizler olarak gören zihniyettir. Demokrasiyi Türk milleti için lüks bulan bir zihniyettir. Aynı kafa yapısı şimdi de müzakere sürecinde Türkiye'nin gerçekleştireceği yapısal uyumu AB'ye verilecek tavizler olarak niteliyor. Bu tıpkı, futbol oynamak için sahaya çıkmış bir takımın kurallara uygun oynamasını bir taviz gibi göstermeye benzemektedir."
Özetle:
Türkiye'nin önceliği ekonomiye dikiş tutturmaktır. Türkiye'nin önceliği, AB projesiyle örtüşen reform sürecini devam ettirmektir. Ekonomiye dikiş tutturmakla AB projesinin çizdiği yol, birbiriyle iç içedir.
Türkiye her yıl 750 bin kişiye iş bulacaksa, kendi kaynaklarıyla bunun ancak yarısını sağlayabiliyorsa, geri kalan yarısı için doğrudan yabancı sermaye yatırımına ihtiyacı var demektir. Başka türlü aş ve iş sorununu çözemez.
Ekonomiye dikiş tutturamaz.
Bu nedenle AB yolunda yürümek, yabancı sermaye yatırımları açısından Türkiye için bir kalite belgesi ile eş anlam taşır.
Gerçek gündemden sapmayalım.
Gerçek gündeminden sapan Türkiye, çıkmaza saplanır.
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|