Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 29 Haziran 2005 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Kariyerim    Business    Arabam    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Asıl çapa AB'dir


Ekonomik program genel olarak başarıyla sürüyor. Dört yıldır enflasyon düşüyor. Buna rağmen büyüme yaşanıyor. Ve sürekli ihracat artıyor. Öte yandan, borç dinamiklerinde de belli bir düzelme gözleniyor. Tabii sorunlar yok değil. Mesela işsizlik yavaş düşüyor. Ayrıca çok ciddi boyutta cari işlemler açığı sorunu var.
Program temel olarak ciddi bir mali disiplin ve dalgalı kur sistemine dayanıyor. Yani bilinen ortodoks bir istikrar programı uygulanıyor. Bu programı öneren de, tasarlayan da, denetleyen de IMF. Ancak programın başarılı gitmesini IMF'ye bağlamak yanlış olur.
Birincisi, dünyadaki ekonomik konjonktürün gelişmekte olan ülkelerin çok lehine olduğu bir ortamda bu program uygulandı. Uluslararası borçlanma kolay ve ucuzdu. İkincisi, medya ve iş âlemi içeride programa çok destek verdi. Harfiyen uygulanması için adeta bekçilik yaptı.
Kaldı ki, siyasal iktidarlar hem bu programa önem verdi, hem de uygulamada ciddi bir irade gösterdi. Hepsinden önemlisi, Türkiye'nin yurtdışında algılanmasında çok önemli değişimler oldu. Türkiye bu programı 2001 yılında uygulamaya başladığında AB'ye tam üyelik yolu açılmıştı. Bu yol zaman içinde yüksek nüfuslu bir ülkenin yüksek bir gelire sahip olacağı varsayımıyla olumlu olarak değerlendirilmesine yaradı.
Ancak son zamanlarda AB perspektifinde önemli değişiklikler olmaya başladı. Fransa'nın ardından Hollanda'da da Avrupa Anayasası'nın reddi, hızlı genişlemenin yanlış olduğu izlenimini verdi. Gerçi hâlâ Avrupa'da temel kaygı, bir türlü azaltılamayan işsizlik. Ama AB'nin bu konuda pek duyarlık göstermeyip çözüm yolları aramaması, Avrupa halklarını epeyce kızdırmışa benziyor. İşte bu nedenle yüksek nüfuslu ve bunun önemli bir kısmı işsiz olan Türkiye'nin hemen tam üye olması kaygı yaratıyor.
Kısacası Türkiye'nin tam üyelik müzakerelerinin, dolayısıyla da tam üyeliğinin gecikmesi olası. Bunun da Türkiye'nin algılanmasını değiştireceği için piyasalarda endişe duyuluyor. Ancak kimisi de bu durumda IMF çapasının daha önemli olduğunu, hiçbir şey olmayacağını belirtiyor. Kaldı ki, AB perspektifi olmadan birçok ülke krizden çıktı ve belli transformasyonları yaptı. Dolayısıyla AB istikrar için olmazsa olmaz değil.
Ancak gelinen noktada IMF'nin önemi hem kredi olarak, hem de reçete olarak önemini yitirmiş bulunuyor. Bu nedenle Türkiye ancak AB perspektifiyle daha iyi bir noktaya gelebilir. Diğer bir deyimle, AB çapası bugün IMF çapasından çok daha önemli.
IMF çapası nihayet bir finansman sağlama aracıdır. Ya doğrudan kredi verir, ya da verilmesini sağlar. Oysa AB çapası tüm bunları sağladığı gibi, aynı zamanda birçok ekonomik, siyasal, sosyal ve yönetsel reformu da zorunlu kılıyor. Bu nedenle bazılarının dediği gibi, AB perspektifi uzayınca Türkiye'nin IMF'ye daha sıkı sarılması yerine, AB perspektifini kaybetmemek için daha sıkı sarılması daha doğru olur. AB'nin bugün geçirdiği sıkıntılar günün birinde aşıldığında Türkiye ona daha yakınlaşmış olmalıdır ki tam üyeliği kotarabilsin. Kısacası, asıl çapa AB'dir.

hgunes@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Üniversite ve bilim
DÜNYANIN en iyi 500 üniversitesi sıralamasınd...
Çetin ALTAN
'Gel otur şöyle, bakayım mı falcağızına?'
Sabahın demli çay tadındaki ilk saatleri, baz...
Melih AŞIK
Gasp deyince
Sıcaklar arttı. Demireller için yaz mevsimi d...
Fikret BİLA
Demirel: İstedin de ödenmedi mi?
Murat Demirel'in Egebank'tan doğan borçları n...
Hasan CEMAL
Gerçek gündem!
Türkiye'nin gerçek gündemi nedir? Ne olmalı? ...
Güneri CIVAOĞLU
Tolstoy'dan İslam
Tolstoy, yaşamının son dönemlerinde Müslüman ...
Abbas GÜÇLÜ
"Teşekkürler Hanzade Abla"
Baba Beni Okula Gönder kampanyası çerçevesind...
Hurşit GÜNEŞ
Asıl çapa AB'dir
Ekonomik program genel olarak başarıyla sürüy...
Nail GÜRELİ
İlhami Soysal'dan Erdemir'e
Unutulmamak çok güzel; unutmamak da bir başka...
Sami KOHEN
İran'a karşı "bekle-gör"...
İRAN Cumhurbaşkanlığı'na Mahmud Ahmedinecad'ı...
Mehmet Y. YILMAZ
İmam hatip liselerine ne kadar ihtiyacımız var?
ANAVATAN Genel Başkanı Erkan Mumcu'nun lisele...
Hasan PULUR
Yalandan ölen, rüşvetten çatlayan var mı?
YOLSUZLUK ve israf yıllardır başını aldı gidi...
Meral TAMER
Londra'nın otobüsleri, İstanbul'un vapurları
Acaba Londra'da kırmızı çift katlı otobüsleri...
Ece TEMELKURAN
Toplumsal hareket ve insanlığın kanseri
Bir kot firması geçenlerde gördüm- çıkardığı ...
Güngör URAS
Pahalı petrol (1) enflasyon (2) döviz açığı demek
Ham petrolün varil fiyatı 1998'de 12 dolara k...
Serpil YILMAZ
Murat Demirel Egebank'ta aileyi nasıl dışarı çıkardı?
Zincirlikuyu'da bundan 5.5 yıl önce başlayan ...
M. Ali BİRAND
Atina, gidişten rahatsızlık duymalı
Brüksel'den gelen mesajlar hep aynı.

© 2005 Milliyet