Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 29 Haziran 2005 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Kariyerim    Business    Arabam    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
İran'a karşı "bekle-gör"...


İRAN Cumhurbaşkanlığı'na Mahmud Ahmedinecad'ın gelmesi, Türkiye açısından ne ifade eder ve Türk-İran ilişkileri bundan nasıl etkilenir?
Ankara'nın resmi görüşü, bunun İran'ın "iç işi" ve İran halkının tercihi olduğudur.
Ancak açıkçası, Türk yetkililer ve analistler, özel konuşmalarda "Eğer seçimleri Rafsancani kazansaydı daha iyi olurdu" demekten de kendilerini alamıyorlar. Nedeni de şu: Rafsancani Türkiye'nin yakından tanıdığı, bildiği bir lider. Kendisi, görev süresi dolan Hatemi gibi, Türkiye ile ilişkilere değer veren, ayrıca gerektiğinde Ayetullah Hamaney'in başını çektiği radikal yönetim kadroları ile tartışmaya girebilen biri...
Oysa devrimci ekolden gelen genç Ahmedinecad'ın içte ve dışta nasıl bir politika izleyeceği ve hele Türkiye ile ilişkiler konusunda nasıl bir tavır takınacağı belli değil. Bir yetkilinin deyişiyle, "Şimdi yeni bir durumla karşı karşıyayız. Dolayısıyla gelişmeleri mercek altına alıp 'bekle-gör' politikası izlemek gerekiyor"...
***
TÜRK resmi çevrelerinin umudu -veya dileği- son zamanlarda düzelme ve gelişme yoluna giren ilişkilerin, Ahmedinecad döneminde de aynı yönde devam etmesidir.
Son dönemde Hatemi'nin çabalarına karşı radikal kadroların (örneğin PKK, Turkcell, Tahran Havalimanı inşaatı gibi konularda) engelleyici bir tutum sergilediği biliniyor. Böyle durumlarda Ahmedinecad nasıl hareket edecek? Hatemi gibi mücadeleyi göze alacak mı? Genel olarak yeni lider, İran'ın dış ilişkilerinde bazı açılımlar yapmak cesaretini gösterecek mi, yoksa radikallerin çizgisinde kalmayı mı tercih edecek?..
Dün de belirttiğimiz gibi, bu konuda iki farklı düşünce var: Biri, Ahmedinecad'ın devrimci geçmişini ve kişiliğini dikkate alarak, İran'ı içte ve dışta radikalleştireceğine inanıyor. Diğeri ise, genç liderin İran halkına özellikle ekonomik alanda verdiği sözü yerine getirmek için bazı gerçekçi açılımlar yapacağını umuyor.
Şu anda iki görüşün lehinde ve aleyhinde kullanılabilecek argümanlar var tabii. Ancak İran'da olayların, çoğu zaman dışarıda yapılan analizlerin mantığına göre değil, içeride "İran gerçeği"ne göre geliştiğini unutmamalı. Bu nedenle şimdilik yapılacak en iyi şey, yeni liderin nasıl bir yol izleyeceğine dair ilk somut işaretleri vermesini beklemektir.
***
AHMEDİNECAD'ın seçildikten sonra yaptığı ilk basın toplantısında söyledikleri, bu bağlamda fazla bir ipucu -veya değişiklik umudu- vermiş değil. Özellikle dış politikada...
Aslında Ahmedinecad'ın dış ilişkiler alanında fazla bir bilgisi ve deneyimi yok. Basın toplantısında söyledikleri de, Tahran'ın bilinen pozisyonlarını yansıtıyor. Örneğin ABD'ye karşı tavırda, nükleer program konusunda yeni sayılabilecek bir unsur yok.
Washington'daki resmi çevrelerde yapılan değerlendirmeler, İran'ın daha sertleşeceği varsayımından hareket ediyor ve ABD'nin Tahran'ı yola getirmek için bazı zecri önlemler (ekonomik yaptırımlar gibi) alabileceği tahminine kadar gidiyor.
Buna karşılık Ahmedinecad'ın devrimci ruhunu dış politikada sergileyebileceğini, sonuçta Batı'ya kafa tutacağını ve dolayısıyla bölgede yeni bir sürtüşme ve gerginlik döneminin başlayacağını öne sürenler de var.
Umarız bu yöne gidilmez. Böyle tavırlar hiçbir sorunu halletmez, kimsenin yararına da olmaz. Ahmedinecad'ın işbaşına gelmesinin aslında İran'ın davranışında ve dış ilişkilerinde yeni bir sayfa açması temenni edilir. Bu zayıf bir olasılık da olsa, gene de bekleyip görelim...

skohen@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Üniversite ve bilim
DÜNYANIN en iyi 500 üniversitesi sıralamasınd...
Çetin ALTAN
'Gel otur şöyle, bakayım mı falcağızına?'
Sabahın demli çay tadındaki ilk saatleri, baz...
Melih AŞIK
Gasp deyince
Sıcaklar arttı. Demireller için yaz mevsimi d...
Fikret BİLA
Demirel: İstedin de ödenmedi mi?
Murat Demirel'in Egebank'tan doğan borçları n...
Hasan CEMAL
Gerçek gündem!
Türkiye'nin gerçek gündemi nedir? Ne olmalı? ...
Güneri CIVAOĞLU
Tolstoy'dan İslam
Tolstoy, yaşamının son dönemlerinde Müslüman ...
Abbas GÜÇLÜ
"Teşekkürler Hanzade Abla"
Baba Beni Okula Gönder kampanyası çerçevesind...
Hurşit GÜNEŞ
Asıl çapa AB'dir
Ekonomik program genel olarak başarıyla sürüy...
Nail GÜRELİ
İlhami Soysal'dan Erdemir'e
Unutulmamak çok güzel; unutmamak da bir başka...
Sami KOHEN
İran'a karşı "bekle-gör"...
İRAN Cumhurbaşkanlığı'na Mahmud Ahmedinecad'ı...
Mehmet Y. YILMAZ
İmam hatip liselerine ne kadar ihtiyacımız var?
ANAVATAN Genel Başkanı Erkan Mumcu'nun lisele...
Hasan PULUR
Yalandan ölen, rüşvetten çatlayan var mı?
YOLSUZLUK ve israf yıllardır başını aldı gidi...
Meral TAMER
Londra'nın otobüsleri, İstanbul'un vapurları
Acaba Londra'da kırmızı çift katlı otobüsleri...
Ece TEMELKURAN
Toplumsal hareket ve insanlığın kanseri
Bir kot firması geçenlerde gördüm- çıkardığı ...
Güngör URAS
Pahalı petrol (1) enflasyon (2) döviz açığı demek
Ham petrolün varil fiyatı 1998'de 12 dolara k...
Serpil YILMAZ
Murat Demirel Egebank'ta aileyi nasıl dışarı çıkardı?
Zincirlikuyu'da bundan 5.5 yıl önce başlayan ...
M. Ali BİRAND
Atina, gidişten rahatsızlık duymalı
Brüksel'den gelen mesajlar hep aynı.

© 2005 Milliyet