Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 29 Haziran 2005 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Kariyerim    Business    Arabam    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Londra'nın otobüsleri, İstanbul'un vapurları


Acaba Londra'da kırmızı çift katlı otobüsleri veya kırmızı telefon kulübelerini ortadan kaldırmayı aklından geçirecek bir yönetim, iş başına gelebilir mi? Şehir kültürü olmayanlar, şehir yönetince böyle oluyormuş demek! O zaman nazlı gelin gibi Boğaz'da süzülen vapurlarımız yok edilip, yerine estetikten yoksun katamaran tarzı gemiler de koyabilirsiniz, Kadıköy mendireğine Fatih Sultan Mehmet heykeli de, tarihi Haydarpaşa Garı'nın etrafına gökdelenler de dikebilirsiniz.
Yukarıdaki e - postayı gönderen okurum Bora Elnekave, "İstanbul'u hiç bu kadar tehdit altında hissetmemiştim," diye noktalıyor mesajını. Ben aynı fikirde değilim. Aklıma gelen ilk örnek de Gökkafes. Kültür Bakanlığı bile yapmış, başbakanlık koltuğunda oturmuş Mesut Yılmaz'ın şehir kültüründen yoksun olduğunu düşünmek mümkün mü? Ama çıkarlar söz konusu olunca, şehir kültürü olmuş olmamış fark etmiyor.
Behiç Ak'ın başlattığı "Vapurlarımızı vermeyeceğiz" kampanyasına http://vapurumuvermiyorum.org adresinden form doldurarak ya da 0216 382 88 70 nolu telefon, 0212 296 87 28 nolu faksa isminizi bildirerek destek verebilirsiniz. İmza atacağınız metin aynen şöyle:
"Biz aşağıda imzası olanlar İstanbul'un en önemli simgelerinden biri olan vapurların kaldırılmasına karşıyız!
İstanbul'un vapurları şehrin güzelliğinin ayrılmaz bir parçasıdır.
Sultanahmet Camisi'nin, Ayasofya'nın, Galata Kulesi'nin, kısacası bu şehri İstanbul yapan yapıların bir devamıdır vapurlarımız. İstanbul için tasarlanmışlardır.
İstanbul'a yakışırlar...
Sadece bir ulaşım aracı değil, biner binmez günün yorgunluğundan bir anda kurtulduğumuz, karşılıklı oturulup, çay içip, sohbet ettiğimiz, martılara ekmek verdiğimiz, temiz hava aldığımız ayrıcalıklı mekanlarımızdır. Özene bezene yapılmış iskeleleri, satıcıları, her saat başı değişen yolcuları, her an kurulmaya hazır yeni dostluklarıyla bir yaşam tarzı sunar vapurlar.
İstanbul vapurlarsız düşünülemez!
İstanbul her geçen gün yapılaşsa da, neredeyse denizi olan bir şehirde yaşadığımızı unutsak da, denizle aramıza duvarlar, otomobiller, otoyollar, binalar girse de vapurlar bizi denizle buluşturmaya devam ediyor. Araba egzozlarından çıkan pis gazlardan ve gürültülerden kurtarıyor, denizle aramızdaki perdeleri çekip alıyor.
Böyle bir yaşam biçimi "nostaljik" ilan edilemez!
Vapurlar yerine, denizle ve diğer insanlarla ilişkimizi tamamen koparan kapalı kutu, iç sıkıcı, insanların bitişik nizamda arka arkaya oturtulduğu, ense manzaralı, Norveç'ten ithal klimalı konserve kutularında taşınmak istemiyoruz!
İstanbul'un güzelliklerini fark etmeyip gittikleri zengin Arap şehirlerindeki çöl yaşamının kapalı gökdelenlerine, otoyollarına, oransız binalarına hayran kalanların, Haliç'e yüz metre yüksekliğinde boynuzdan köprü yapmaya, Süleymaniye Camisi'nin altına altı şeritli otoyol sokmaya çalışanların, kıyıları otogarı andıran çirkin iskelelerle donatıp tek deniz ulaşım alternatifi olarak deniz otobüslerini dayatanların, Güzel İstanbul'u çölleştirmesine duyarsız kalmak istemiyoruz!
Bakımı ve üretimi Türkiye'de yapılabilen vapurlarımızı seviyoruz! Onları bakımsızlaştırarak "Bakın artık eskidiler" deyip kaldırmak isteyen anlayışa karşıyız!
İstanbulumuzu vapurları olmadan düşünemiyoruz!
Vapurlarımızı vermeyeceğiz!"

mtamer@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Üniversite ve bilim
DÜNYANIN en iyi 500 üniversitesi sıralamasınd...
Çetin ALTAN
'Gel otur şöyle, bakayım mı falcağızına?'
Sabahın demli çay tadındaki ilk saatleri, baz...
Melih AŞIK
Gasp deyince
Sıcaklar arttı. Demireller için yaz mevsimi d...
Fikret BİLA
Demirel: İstedin de ödenmedi mi?
Murat Demirel'in Egebank'tan doğan borçları n...
Hasan CEMAL
Gerçek gündem!
Türkiye'nin gerçek gündemi nedir? Ne olmalı? ...
Güneri CIVAOĞLU
Tolstoy'dan İslam
Tolstoy, yaşamının son dönemlerinde Müslüman ...
Abbas GÜÇLÜ
"Teşekkürler Hanzade Abla"
Baba Beni Okula Gönder kampanyası çerçevesind...
Hurşit GÜNEŞ
Asıl çapa AB'dir
Ekonomik program genel olarak başarıyla sürüy...
Nail GÜRELİ
İlhami Soysal'dan Erdemir'e
Unutulmamak çok güzel; unutmamak da bir başka...
Sami KOHEN
İran'a karşı "bekle-gör"...
İRAN Cumhurbaşkanlığı'na Mahmud Ahmedinecad'ı...
Mehmet Y. YILMAZ
İmam hatip liselerine ne kadar ihtiyacımız var?
ANAVATAN Genel Başkanı Erkan Mumcu'nun lisele...
Hasan PULUR
Yalandan ölen, rüşvetten çatlayan var mı?
YOLSUZLUK ve israf yıllardır başını aldı gidi...
Meral TAMER
Londra'nın otobüsleri, İstanbul'un vapurları
Acaba Londra'da kırmızı çift katlı otobüsleri...
Ece TEMELKURAN
Toplumsal hareket ve insanlığın kanseri
Bir kot firması geçenlerde gördüm- çıkardığı ...
Güngör URAS
Pahalı petrol (1) enflasyon (2) döviz açığı demek
Ham petrolün varil fiyatı 1998'de 12 dolara k...
Serpil YILMAZ
Murat Demirel Egebank'ta aileyi nasıl dışarı çıkardı?
Zincirlikuyu'da bundan 5.5 yıl önce başlayan ...
M. Ali BİRAND
Atina, gidişten rahatsızlık duymalı
Brüksel'den gelen mesajlar hep aynı.

© 2005 Milliyet