Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 29 Haziran 2005 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Kariyerim    Business    Arabam    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Arundhati Roy ile devam:
Toplumsal hareket ve insanlığın kanseri


Bir kot firması geçenlerde gördüm- çıkardığı yaz koleksiyonundaki penyeler üzerine "logo" yaptırmış:
Porto Alegre!
Porto Alegre, Paris, Venedik ya da New York gibi şerefine t-shirt bastırılacak bir "çok-satan-imaj şehir" değil; adı, pazarlama sloganına katılacak bir şehir hiç değil. Brezilya'da kendi halinde bir şehir. Hatta bu şehrin ismi, kapitalizm karşıtı hareketin ikonu.
Dünya Sosyal Forumu'nun başkenti Porto Alegre. Bütün dünya muhaliflerinin bir araya geldiği merkez. Ama işte öyle midesi geniş ve her şeyi yutup gövdesine katmaya hevesli bir sistem ki bu, kendine karşı olanı bile tükrüğüne bulayıp piyasasına sürebiliyor, süründürebiliyor.
Önceki gün işte Milliyet'te yayımlanan Arundhati Roy röportajının devamında bunlar vardı.
Her şeyi "markalaştıran", her şeyi pazarlayabilecek kadar geniş ve arsız bir işkembesi olan sistemin kendisini de pazarlamaya, hatta reklam yıldızı yapmaya kalkıştığını konuştuk.
Oysa son birkaç yıldır küresel eylemlere yön veren, Roy'un da liderlerinden biri olduğu Dünya Sosyal Forumu hareketinin başlangıç noktası şuydu: İnsanı bütün var oluşuyla ele geçiren bir sistemi ifşa etmek, o sistemin dışında, kıyısında bir hayat alanı yaratmak. İnsanlardan hayallerini bile alan, hayallerden reklam sektörü yapan bir sisteme karşı "Başka bir dünya mümkündür" demek. Ki bu sloganı da pek yakında bir gün bir kot pantolunun kıçında logo olarak görebiliriz.
Tıpkı Che'nin yüzünün ünlü modacılar tarafından koleksiyonlarında "desen" olarak kullanılması gibi... Roy da bunu söyledi; hareketin evcilleşmesinden, kendisinin "starlaştırılarak" küresel bir hareketin "tatlı bir kadının yüzüne" indirgenmesinden duyduğu endişeyi anlattı.

İnsanlık ve tümörleri
Arjantin'de "Barikatçılar" hareketini anlamaya çalışırken, "yayımlanmayacaklarımı" yazdığım küçük akıl defterine şöyle bir cümle kaydetmişim:
"Her toplumsal hareket, daha o en masum olan ilk günlerinde bile, doğumuyla birlikte oluşan bir tümör taşır içinde. Hareket büyüdükçe bu tümör de büyür. Nihayet kanser teşhis edildiğinde hareket çoktan metastaz aşamasına gelmiştir. Bu tümör, insan ruhunun güç istemiyle sakatlanmış karanlık yarısından doğar ve beslenir.
İnsanlık, henüz ruhunun karanlık yarısıyla ürettiği bu tümöre dirençli bir toplumsal hareketi nasıl oluşturacağını, nasıl doğuracağını bilmiyor. Şimdi Hindistan'da, Latin Amerika'da, Avrupa'nın getto'larında öğrenilmeye çalışılan şey bu."
Dünya Sosyal Forumu sürecinin "tümörü" de Roy'un söylediği gibi "STK'laşmaydı", hareketin sivil toplum örgütü "etkinliğine" dönüşmesi, evcilleşmesi. İyilik perileri gibi dünyanın orasından orasına uçan sivil toplum örgütçülerinin dünyayı değiştirmek hayalini "meslekleştirmesi". Yaptıkları şeylerin hepsi çok iyi ve gerekli. Ama dünyanın değişmesi için yeterli mi?

Sistemin mahşeri
Üstü açık BMW'li bir adam, yavaş yavaş sürüyor arabayı. Merak ediyorum hiç korkmuyor mu? Aç bir kadının öfkelenip "Sen daha çok yediğin için benim çocuğum daha az yiyor" deyip kafasına bir tane geçirmesinden korkmuyor mu? Nasıl korkmadığını anlamıyorum doğrusu.
Anton Negri'nin "İmparatorluk" gücüne karşı en ciddi tehdit olarak küresel yoksullar ordusunu gösteriyor; STK'ları değil!
Bir gün yoksul kalabalıklar "ekmek çalmayı yasaklayan yasaların ekmek satanların yasaları" olduğunu anlayabilirler. Kaybedecek hiçbir şeyi kalmamış insanlar bu hukuka saldırabilirler.
Bu yüzden bütün dünya hukuku yok olmadan önce aç olanların da hesaba katılması gerek. Artık o BMW'deki adamın, hiçbir şey için değilse bile en azından kendini korumak için "bölüşmeyi" öğrenmesi gerek.
Zaten bütün bu küresel muhalif hareketin başlangıç noktası buralar değil miydi? "Başka bir dünya mümkündür" derken aslında söylenen "Biz bunu yapabiliriz" değil miydi? Öyleydi. Öyle!

ecetem@hotmail.com








Taha AKYOL
Üniversite ve bilim
DÜNYANIN en iyi 500 üniversitesi sıralamasınd...
Çetin ALTAN
'Gel otur şöyle, bakayım mı falcağızına?'
Sabahın demli çay tadındaki ilk saatleri, baz...
Melih AŞIK
Gasp deyince
Sıcaklar arttı. Demireller için yaz mevsimi d...
Fikret BİLA
Demirel: İstedin de ödenmedi mi?
Murat Demirel'in Egebank'tan doğan borçları n...
Hasan CEMAL
Gerçek gündem!
Türkiye'nin gerçek gündemi nedir? Ne olmalı? ...
Güneri CIVAOĞLU
Tolstoy'dan İslam
Tolstoy, yaşamının son dönemlerinde Müslüman ...
Abbas GÜÇLÜ
"Teşekkürler Hanzade Abla"
Baba Beni Okula Gönder kampanyası çerçevesind...
Hurşit GÜNEŞ
Asıl çapa AB'dir
Ekonomik program genel olarak başarıyla sürüy...
Nail GÜRELİ
İlhami Soysal'dan Erdemir'e
Unutulmamak çok güzel; unutmamak da bir başka...
Sami KOHEN
İran'a karşı "bekle-gör"...
İRAN Cumhurbaşkanlığı'na Mahmud Ahmedinecad'ı...
Mehmet Y. YILMAZ
İmam hatip liselerine ne kadar ihtiyacımız var?
ANAVATAN Genel Başkanı Erkan Mumcu'nun lisele...
Hasan PULUR
Yalandan ölen, rüşvetten çatlayan var mı?
YOLSUZLUK ve israf yıllardır başını aldı gidi...
Meral TAMER
Londra'nın otobüsleri, İstanbul'un vapurları
Acaba Londra'da kırmızı çift katlı otobüsleri...
Ece TEMELKURAN
Toplumsal hareket ve insanlığın kanseri
Bir kot firması geçenlerde gördüm- çıkardığı ...
Güngör URAS
Pahalı petrol (1) enflasyon (2) döviz açığı demek
Ham petrolün varil fiyatı 1998'de 12 dolara k...
Serpil YILMAZ
Murat Demirel Egebank'ta aileyi nasıl dışarı çıkardı?
Zincirlikuyu'da bundan 5.5 yıl önce başlayan ...
M. Ali BİRAND
Atina, gidişten rahatsızlık duymalı
Brüksel'den gelen mesajlar hep aynı.

© 2005 Milliyet