Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 30 Haziran 2005 / Perşembe  
   Milliyet Online    Kariyerim    Business    Arabam    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Mimarların buluşması

Satır Arası / Deniz Sipahi

Elimde olsa 22. Dünya Mimarlık Kongresi için İstanbul'a gelecek olan ünlü mimarlara bir Türkiye turu yaptırırdım. O güzelim ovalarımızın, deniz kenarlarımızın nasıl yağmalandığını, nasıl çirkinlikler yaratıldığını göstermek isterdim.
Türkiye'nin her yerini geziyorum. Aydın'a, Denizli'ye, Manisa'ya, Ankara'ya, İstanbul'a gidiyorum.
İzmir'i vakit buldukça dolaşıyorum, adım adım biliyorum.
Hep aynı manzara...
Zevksiz, estetikten yoksun, modern kent mimarisinden uzak, plansız, işlevsiz binalar...
Kimisi pembeye boyanmış, kimisi maviye... Çoğunda da boya yok. Çünkü henüz tamamlanmamış, çoğu kaçak ve ilave edilecek katlar için fırsat kollanıyor.
Gecekondular binaya dönüşmüş; bırakın büyük bir depremi küçük bir sansıntıda bile yıkılıcakmış gibi geliyor bana.
Şehir ayrımı yapmıyorum; ülkenin tamamında benzer bir manzara. İnsanın çıldırısa geliyor.
Diyorum ya, elimde olsa çoğunu yıkarım.
* * *

Ben Türkiye'nin bu hale gelmesinde siyasetçiler kadar odalarımızı da suçluyorum.
Özellikle büyük şehirlerde mimarlar odaları, medyatik birkaç davanın peşinde koşturup gittiler. Oysa kent yağmalanırken seslerini çıkarmadılar.
Sakın bana, "Konuştuk, basın bültenleri yolladık. Dinleyen olmadı..." demesinler.
Mimarların kentin imarında farklı bir vizyonla tartışmalara katılması gerekiyordu.
Dar görüşlü kararların ve sorumsuz yapı pratiklerinin yol açtığı ekolojik yıkım, moral çöküntü ve estetik fukaralık karşısında, mimarlık disiplini ve mesleği daha güçlü bir tavır almalıydı.
Hedeflenen değerler ile yaşanan gerçeklik arasındaki farkın boyutları, mimarlığı giderek daha eleştirel bir konuma çekmiş bulunuyor.
Mimarlık kendi iç sorunlarını ve performansını da acaba zaman zaman yorumlama fırsatı bulabiliyor mu?
* * *

10 bin mimar İstanbul'a geliyor; gerçekten de önemli bir organizasyon...
Kongrede tartışmalar "Kentler; Mimarlıkların Pazaryeri" teması altında toplanıyor. UIA 2005 İstanbul Kongresi, dünya mimarları için başarılarını ve hatalarını, direnişlerini ve boyun eğişlerini, deneyim ve öngörülerini açıklıkla paylaşabilecekleri bir forum ortamını sağlama girişimi. Dünya mimarları, düşüncelerini bu kongre için tasarlanmış bir "pazaryeri" kurgusu içinde paylaşacaklar, farklı coğrafya ve kültürlerin önceliklerini ortak bir zemine taşıyacaklar. Kentlerin karar vericileri, üreticileri ve tüketicileriyle yeni bağlar kurmak için çaba gösterecekler.
* * *

Ben yine dönüyorum; bizim talan edilen şehirlerimize...
Acaba bu 10 bin mimar İzmir'e getirilse, Denizli'ye götürülse; nasıl yorumlar yaparlar?
Mimarlık, doğası gereği geçmişten beslenir ama, yapılmış ne idüğü belirsiz bir çalışma, o projeye adım atan geleceğin insanlarına, umut yerine kaos duygusu aktarırsa, o mimarlıktan şüphe duymanın da zamanı gelmiştir.
Bu yüzden yapılan her yeni projenin; size, yani sokaktaki insana aşılayabildiği umut duygusu aslolan tatmin noktası. Zira mimarlık, değerini geleceğe taşıdığı umut duygusuyla ortaya koyabilir.
Ben böyle düşünüyorum.
Ve istiyorum ki; mimarların bu buluşmasından Türk mimarlar da nasiplerini alabilsin.


dsipahi@milliyet.com.tr




EGE
Köpekler için IQ testi..
Emeklilik hakkında her şey
Vatandaş cevap veriyor
Mimarların buluşması





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Bahar Akbaş
Necati Çetiner
Özgür Kaynar
Deniz Sipahi

© 2005 Milliyet