Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 30 Haziran 2005 / Perşembe  
   Milliyet Online    Kariyerim    Business    Arabam    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Türkiye'de rakipleri yok

Türkiye'nin tek kadın dörtlü formasyon takımı rakipleri olmadığı için Edirne'deki paraşüt şampiyonasında kendi dallarında yarışamıyor. Klasik atlayışlarda ise ikinciliği garantileyen paraşütçüler "Hedefimiz ülkemizi yurtdışında temsil etmek" diyor

ÖZKAN GÜVEN
oguven@milliyet.com.tr

Edirne'nin İnönü ilçesinde hafta başında başlayan Türkiye Paraşüt Şampiyonası bugün sona eriyor. 77 paraşütçünün katıldığı şampiyonada kadınlardan oluşan dört takım var. Bunlardan biri de 4U TR. "Senin İçin Türkiye" anlamına gelen 4U TR'nin beş kişilik ekibi, bu haberin hazırlandığı sırada klasik daldaki atlayışlarda ikinciliği garantiledi.
Klasik atlayışların nasıl yapıldığını anlatalım: Paraşütçüler uçaktan atlıyor ve yerdeki yuvarlak dairelerden oluşan ped'e inmeye çalışıyor. Ped'in orta yerinde işaretlenen hedefe inen en yüksek puanı alıyor.
Meltem Funda Sakik, Burcu Özatamer, Beyza Gülsoy, Deniz Sungur ile hava kameramanı Deniz Tat'tan oluşan 4U TR'nin hedefi aslında başkaydı. Çünkü onlar geçen yıl Türkiye'nin ilk fourway (dörtlü formasyon) takımını kurmuştu. Yani uçaktan atlayıp hızla yere inerken vücutlarla senkronize şekillerin oluşturulduğu ve bunların kamerayla görüntülendiği atlayışlar yapacaklardı. Ancak bu dalda yarışmaları imkansızdı çünkü onların dışında kadınlardan oluşan formasyon takımı yoktu. 4U TR'nin en büyük hedefi yurtdışında Türkiye'yi temsil etmek. Onlar başarılı olacaklarına inanıyor.
Televizyon programcısı Meltem Funda Sakik, film stüdyosu işletmecisi Beyza Gülsoy, turizmci Burcu Özatamer, memur Deniz Sungur ve öğretim görevlisi Deniz Tat paraşüt tutkularını anlattı.

Bu takım nasıl bir araya geldi?
Beyza Gülsoy: Her birimiz farklı şehirlerde yaşıyoruz. Ben İstanbul'da, Funda Ankara'da, Burcu Marmaris'te, Deniz Antalya'da, Deniz Tat da Ankara'da... 10 yıl önce Türk Hava Kurumu'nun Eskişehir'de ücretsiz verdiği paraşütçülük eğitiminde tanıştık. Her yaz motosikletlerimize atlayıp Efes'e gidiyoruz. Orada paraşütle atlayışlar yapıyoruz. Dört-beş yıldır şampiyonalara katılıyoruz.
Meltem Funda Sakik: Paraşüt için bir araya geliyorduk ama zamanla klasik paraşüt atlayışları bize yetmemeye başladı. Uçaktan atlıyor ve yerdeki hedefi tutturmaya çalışıyorsunuz. Farklı bir şey yapalım dedik ve formasyon takımı kurduk.

Niye? O daha mı heyecan verici?
Deniz Tat: Çünkü bu, dünyada en çok tutulan dalların başında geliyor.
Deniz Sungur: Klasik atlayışlarda uçağınız bin metre yani 3 bin 500 fittedir. Bunun anlamı çok yüksekten atlamıyorsunuz. Ama formasyon atlayışlarında 13 bin, 15 bin fittesinizdir. Küçük paraşütlerle daha hızlı bir şekilde yere iniyorsunuz.
Meltem F.S.: Havadayken 35 saniye içinde en fazla hareketi yapmak zorundasınız. 200 kilometre hızla yere iniyorsunuz ve dört kişi el ele tutuşup senkronize şekilde çeşitli hareketler yapıyorsunuz. Yıldız, tırtıl ve akordeon şeklini alıyorsunuz. Aynı anda herkes sağa dönüyor ve bunlar saniyelik hataları kabul etmiyor.

Neden?
Burcu Özatamer: Eğer bir yarışmadaysanız, bu hareketleri yaparken yanınızda beşinci kişi olarak bir hava kameramanınız vardır. O dört kişinin tüm hareketlerini görüntüler. O görüntüler aşağıda puanlanır.

Türkiye'de sizden başka takım yoksa kiminle yarışacaksınız?
Deniz S.: Yarışamıyoruz ki zaten. Hedefimiz yurtdışında bu dalda yapılacak turnuvalara katılmak. Bunun için sponsor arıyoruz.
"35 saniyelik atlayış için günlerce hazırlık yapıyoruz"

Uçağa binmeden önce nasıl hazırlanıyorsunuz?
Meltem F. S.: Yukarıdaki 35 saniyelik atlayış için günlerce hazırlık yapılıyor. Yer çalışması çok önemli. Kaykaya benzeyen, dört kişinin üstüne yattığı creepper denilen bir aletin üzerinde çalışıyoruz. Onun üzerinde havada yapacağımız hareketleri uyguluyoruz. Performansımızı korumak için koşular yapıyoruz. Bunun dışında yaptığımız ekstrem sporlar var. Kaya tırmanışı, yelken, sualtı dalışları, snowboard gibi...

Bunları paraşüt için mi yapıyorsunuz?
Beyza G.: Son saydığımız sporları paraşüt için değil heyecan olsun diye yapıyoruz. Çünkü artık biz adrenalin bağımlısı gibi olduk. Havadayken öyle bir hızla düşüyorsunuz ki vücudunuz buna çok alışıyor. Uyurken bile kafanızda
o hissi duyumsuyorsunuz, rüyalarınıza giriyor. Yılın belli dönemlerinde paraşütsüz bir yaşamımız var. Heyecan için başka sporları yapıyoruz.
Burcu Ö.: Hepimizin motosikleti var ve zaman zaman hız yapıyoruz. Ama yukarıdaki durumla hiçbir ilgisi yok bunun. Orada tamamen özgürsünüz, sizi bağlayan bir şey yok. Sırtınızdaki küçük bir çantanın dışında bir şey yok üzerinizde. Çok hızlı düşüyorsunuz, kendinizi çok güçlü hissediyorsunuz. Çok değişik bir şey.
Beyza G.: Uçağın kapısı açıldıktan sonra yüzünüze yumruk gibi bir rüzgar çarpıyor. Onun kontrol etmek başka bir zevk.


"Korkmadan atlıyorsanız iyi bir paraşütçü değilsiniz"

Bu sporun tehlikesiz olduğunu söylemeyeceksiniz, değil mi?
Meltem F. S.: Bence tehlikeli değil. Biz Türk Hava Kurumu'nda öğrendiğimiz ve yaptığımız için çok şanslıyız. Çünkü bu kurum yüzde
100 emniyetle çalışıyor. Uçağa binmeden önce, bindikten sonra defalarca kontroller var.
Deniz S.: Zaten başınıza ne geleceği yerdeyken size anlatılıyor. Her şeyi kurallarına göre yaparsanız sorun çıkmaz. Araba kullanmaktan daha az tehlikeli paraşütçülük.

Ya paraşütünüz açılmazsa?
Meltem F.S.: Benim bir keresinde paraşütüm açılmadı. Bunun için de güvenlik sistemi var. Üç yıl önce uçaktan çıktım, belli düşüş yaşadım sonra paraşütümü açmaya karar verdim. Ama eşit bir şekilde açılmadı ve döne döne hızla yere düşmeye başladım.
O paraşütten kurtulup yedek paraşütü devreye soktum. Bu durumlarda soğukkanlı olmak gerekiyor. Yerde değil belki ama havada saniyelerin hayati bir önemi vardır.
Beyza G.: Zaten her zaman korkmanız gerek. Korkmadan atlıyorsanız iyi bir paraşütçü değilsiniz. Ama bu korku, panik yaratan bir korku değildir. Uçaktan atlamadan önce "Evet, paraşütüm açılmayabilir, o zaman ne yapmam gerekiyor?" demek şart. Bu senaryoyu mutlaka aklınızdan geçirmelisiniz.
Deniz S.: Yerdeyken atlayacağınızı düşündüğünüzde biraz heyecanlanıyorsunuz ama uçağın kapısına geldiğinizde o heyecan yok oluyor. Uçaktan çıktığınız an her şey bitiyor ve bir başka boyuta geçiyorsunuz. Havadayken el ele tutuştuğunuz an sadece yapacağınız hareketleri düşünüyorsunuz.

Bu tutkunuza kocalarınız, sevgilileriniz veya aileniz ne diyor?
Meltem F. S.: Babam "Erkek gibi bir evlat yetiştirdik" diyor. Bizim de böyle bir kızımız var diye düşünüyordur herhalde.
Deniz S.: Ben kocamla paraşüt öğrenirken tanışıp evlendim. O da paraşütle atlıyor.
Ailem zaten bana alıştı artık.


"Havada dünya rekoru kırın, görüntülemedikten sonra önemi yoktur"
Deniz Tat (4U TR'nin hava kameramanı)
Ben diğerlerinden farklı bir iş yapıyorum. Hava kameramanı, havada dörtlü hareketler yapılıken o hareketleri görüntüler. Yarışmalarda değerlendirme bu görüntüler esas alınarak yapılır. Havada dünya rekoru kırın, görüntülemedikten sonra önemi yoktur. Bu yüzden kameramanın önemi büyüktür.

Yarışma sırasında dört kişi gibi hareketler yapmıyorum ama benimki bir çeşit kalecilik. Ben geriden takip ediyorum onları.

Küçük bir el kamerasıyla çalışıyorum. Kaskımın üzerinde bir vizör var, oraya bakıp çekim yapıyorum. Ama bazen seviyeyi ayarlayamayıp onların altına inebiliyorum. Havadayken görüntüyü kaçırdığım oldu. Elbette o sırada çektiğim şey bulutlardı.


Dörtlü formasyon nedir?

Dört kişinin havada senkronize hareketler yaptığı paraşüt dalı. Amaç belli bir sürede en fazla hareketi en iyi şekilde yapmak. Takımın beşinci kişisi hareketleri görüntüler. Puanlar elde edilen görüntüler aracılığıyla verilir.






PAZAR
Maçlar bitti, menajerlerin ligi başladı
"Sürekli 'Özal dedemdi' diyerek dolaşmıyorum"
Türkiye'de rakipleri yok
Gazi Koşusu için 20 şapka hazırladı
'Bastonum, saçım ve kıyafetim benim imajımdır'
"Bu gibi olaylar sık oluyor ama basına yansımıyor"
Kuzey Ege'nin en bakir koyu: Enez
Hücrelerinizin erken ölümünü engelleyin
Bab-ı Green'den haberler
Buzsafran bu yaz adada
5 yılda 1 milyon paket servis yaptı
Gelibolu'ya sandalla varacaklar
Başkentteki şenlikte son gün
Gökyüzü renklenecek
Mimarlığın habitatı İstanbul
360 dereceden İstanbul
Divan-ı Hümayun
Kim Paris Hilton olmak ister?
Yine bizim hikâyemiz anlatılıyor





Ahmet Turhan Altıner
Ali Rıza Kardüz
İlber Ortaylı
Tuba Akyol
Ülkü Tamer

© 2005 Milliyet