|
 |
|
|
Vahim kurgu
"Carew'in satılmasında Del Bosque'nin de katkıları olmuş, paranın büyük kısmı ile İspanyol hocanın borcu kapatılmış"!..
Ben söylemiyorum... İddianın sahibi, Beşiktaşlı bir futbolcu.
Beşiktaş fanatiği dostuma, dost sohbetinde söylediği için adını yazmıyorum. Zaten bu iddiaya da inanmıyorum.
Lakin önemli olan "komplo teorisindeki" doğruluk payı değil; futbolcunun aklına yatması, benimsemesi ve dile getirmesi. İlk duyduğunda "bırak Allah aşkına" deyip geçmemesi.
İnanmasa bile tekrarlaması. Ve en sonunda yönetimi yıpratacak bir hipotez olarak dostuna iletmesi. Hem de Beşiktaş çılgını bir iş adamına.
Yani demek istiyor ki, "Sen de ben de Beşiktaş'ı çok seviyoruz. Ancak yönetimin tasarrufları beni korkutuyor. Başımıza bir şey geldiğinde kabahatin kimde olduğunu bil şimdiden".
Habis tümör gibi bir şey bu. Sıçraması an meselesi.
Asla futbolcuyu hedef göstermiyorum. Onu bu ruh haline getiren ve bu vahim kurguya inandıran koşullara dikkat çekmek istiyorum. İnancı daha kaç futbolcu tarafından paylaşılıyor bilmiyorum ama umarım tektir. Belki para ya da forma sorunu vardır da onun için kızgındır. Kızgın olduğu için kendini kontrol edememiştir.
Yok yok... En iyisi Beşiktaş fanatiği iş adamı ortak dostumuzla dalga geçmiştir diyelim.
Peki iddia doğru olabilir mi?
Bırakın Allah aşkına!
Güldürmeyin milleti!
TOOB Başkanı sayın Rıfat Hisarcıkoğlu'nun "ülkeyi sırtlayan girişimci vergi yükü altında ezilirken futbol sektöründe verginin yüzde 15'e indirilmesini anlayamıyoruz" cümlesini ben de cımbızlamıştım ama "hadi" demiştim; "kendim eleştiriyorum, hiç olmazsa sektörlerarası savaşı körüklemeyeyim"...
Lakin Kulüpler Birliği'nin yüreğine oturmuş Hisarcıklıoğlu'nun tespitleri. Medyada yankılanmamasına karşın, yememiş içmemiş yanıt hazırlamışlar. Bir sürü zehir zemberek laflar:
Kimi bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmakla suçlamış sayın Hisarcıklıoğlu'nu, kimi topu dört büyüklere atmış.
Yahu somut bir gerekçe gösteremeyecekseniz, bari duymazdan gelin sayın başkanı. Hiç olmazsa "Vergi kaçağı olmayacak tek yer futboldur" türünden abukluklara gerek kalmaz.
Duydunuz mu Kulüpler Birliği'ni?.. Futbol vergi kaçağının olmayacağı tek sektörmüş... Güldürmeyin milleti.
Futbolcu "lama" değildir
Ayıptır söylemesi Ters Köşe okurlarının "inter aktif" katılımları gururumu okşuyor. Tabi her günün tepkisi farklı oluyor. Kızanlar, beni Derya Sazak'a şikayet edenler, teşekkürler ve öneriler...
Evet öneriler çok önemli. Hazır futbol tavsamış, meydan yetmişiki milletten futbolcu isimleri ile donatılmışken, okurlardan gelen kıymetli önerilerden bazılarını sizlerle paylaşacağım zaman zaman.
İlk olarak, ekran başındaki milyonları çok rahatsız ettiğine inandığım "tükürme" meselesi... Öneri Mücahit Tekin okurumdan.
Benden yardım istiyor sayın Tekin. Her yakın çekimde, biraz önce yattığı çimene tüküren futbolcu görüntülerini hoş karşılamadığını söylüyor. Olaya terbiye açısından analiz getiriyor.
Gerçekten de; şu futbolcu milleti "lama" değil ki; tüm dinlenme saniyelerini tükürerek değerlendirsin. Bazılarında tik olmuş. At ağzına bir ciklet değil mi maça çıkarken? İcap ederse falına da bakarsın hem...
Mücahit Tekin benden, ben de tüm meslektaşlardan yardım istiyorum. Lütfen yazın, söyleyin, uyarın. Bitmese bile biraz azalsın şu ahir zaman idollerimizin aleni şekilde gırtlak ve geniz temizleme hadisesi. İnsan umumi helada yan lavaboda biri varken yapmaya utanıyor yani.
Sezonluk yazarlık
Kıymetli Usta'm Hasan Pulur uzaklardan aradı ve moralimi yükseltti yine. Yazısından izinsiz alıntı yapmama kızmamıştı, aksine beğenmişti. Fırsatı değerlendirdim, dünkü yazımı biraz açtım ve spor yazarlarını "yağcı, taraflı" diye aşağılamaktan çekinmeyen kimi köşe yazarlarından şikayetlerimi sıraladım Hasan ağabey'e...
Hak verdi. Söz aldım.
Bir gün onlara da uzatacak o güzel kalemini.
Evet... Bazı insanların gözünde spor yazarı kavramı, yazarlık ve yorumculuğa "part time" takılan, kulüp kimlikli, futbolcu, hakem, yönetici, hatta teknik direktörler haline geldi son zamanlarda...
Onların ürünleriyle değerlendiriyorlar bir sürü emekçiyi. Oysa bu "part time" tayfa, bugün var yarın yoklar.
Hatta lig bitince iş değiştiriyorlar.
Kimi hoca oluyor, kimi yönetici, kimi danışman. Ne zaman ligin kaymağı kabarıyor, "hadi yorum yapalım yeni baştan".
Eh, onlara bakanlar da spor yazarı deyince hepimizi ikinci bir iş peşinde sanıyor. Her yazdığımızın altında bir niyet aranıyor. Olmuyor...
Şu yaz sıcağında bizim şakağımızdan ter damlıyor, bir yandan da "Part time" yazarların günahlarına göğüs geremeyiz artık. Genellemelerden bıktık. Varsa bildiğiniz yalakalık, yağcılık, taraftarlık yapan; adıyla yazın ey köşe yazarları.
eguven@milliyet.com.tr
|
|
|

|