|
Silahlar konuşunca!
Tunceli'den bir grupla dün sabah sohbet ettim. Dertleri, sorunları dinledim. Aralarında Tunceli Belediye Başkanı Songül Abdil de vardı.
Şikâyetleri çoktu.
Yöre halkının tedirginliğini anlattılar. 'Nokta operasyonları'ndan yakındılar. Halkın adalet duygusunu yaralayıcı bazı olaylardan söz ettiler.
Biri şöyle dedi:
"Yine sadece silahlar konuşmaya başladı."
'Yüksek gerilim'e işaret ettiler.
Her zamanki gibi işsizlik ve yoksulluk konusunu örneklediler. "Ama bugüne kadar olmayan şeyler görülmeye başladı Tunceli'de" dediler, "Fuhuş, gençler arasında uyuşturucu ve hırsızlık pek olmazdı; şimdi ne yazık ki bunlar ortaya çıktı."
Hükümetten yakındılar.
"Hükümetin sesi sedası çıkmıyor" dediler. Başbakan Erdoğan'ın Güneydoğu'yla fazla ilgilenmediğini, bölgeye gelmediğini, Kürt sorunu ile ilgili konuşmadığını söylediler.
Bu durumu eleştirdiler.
Biri ekledi:
"Hükümet sanki bu sorunu yok sayıyor. Başbakan Erdoğan bir kere, o da yerel seçim öncesinde Tunceli'ye şöyle bir uğradı. Diyarbakır'a gidecekti, son anda iptal etti. Neden böyle yapıyor?"
Birinin yorumu şöyleydi:
"Ak Parti hükümeti de Güneydoğu'yu askere havale etti. 1 Haziran 2004'ten beri, yani tek taraflı ateşkesin PKK tarafından kaldırılmasından beri bu böyle..."
Bunda şaşılacak bir taraf yoktu. Silahlar konuşunca elinde silah olan sahne alırdı. Devlete silah çekenin, karşılıksız bırakılması herhalde düşünülemezdi.
Sonra, AB'yi konuştuk.
Avrupa Birliği'ne uyum konusunda hükümetin yaptığı yasal düzenlemelerin önemini kabul etmekle birlikte, bunların yetersiz kaldığını söylediler. Ekonomik ve toplumsal açıdan elbette atılması gereken adımlar olduğunu, ancak siyaseten, özellikle demokratikleşme alanında birçok eksiğin bulunduğunu düşünüyorlardı.
Ve bir noktayı vurguladılar:
Dağdakileri aşağı indirmek!
Bunun için daha önce hükümetin atmış olduğu adımın nasıl ve neden boşa gittiğini anlattılar. Bu konuda haklı oldukları bazı noktalar çok açıktı.
Sorularımdan biri şuydu:
"Halk, sokaktaki insan, bölgede yeniden silahların konuşmaya başlaması konusunda ne diyor, ne düşünüyor?"
"Halk bezmiş! Hiç kuşkusuz istemiyor silahı, çatışmayı..."
"O zaman?"
Püf noktası burasıydı.
Onlar da biliyordu, PKK ve silah ile bir yere gidilemeyeceğini... Ben kendi düşüncemi olanca yalınlığıyla söyledim. PKK kayıtsız şartsız silah bırakacak, silahı toprağa gömecekti; silah, şiddet ve terör çıkmaz sokaktı çünkü...
Farkındaydı onlar da.
Silahla şiddetin çıkmaz sokak olduğunu biliyorlardı. Türkiye'nin Avrupa Birliği yolculuğunu önemsedikleri için de çatışmadan, silahtan yana değillerdi.
Ama gelip bir yerde duruyorlardı. Durdukları yerde döne dolaşa söylediklerinin özeti şuydu:
Hükümet bir şeyler yapmalı!
Evet yapmalı.
Güneydoğu'da yaşananları yok sayarak bir yere gitmek herhalde olanaksız...
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|