Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 30 Haziran 2005 / Perşembe  
   Milliyet Online    Kariyerim    Business    Arabam    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Çerçeveyi doldurmak


AB Komisyonu'nun açıkladığı "Çerçeve Belgesi"nde "müzakerelerin en erken 2014'te biteceği" belirtildi. Ve Türkiye karşıtları lobisi küplere bindi. Soruyorlar:
"Hani müzakereler en az 10 yıl sürecekti? 2005'ten 2014'e 9 yıl... Hatta 8 buçuk yıl... Müzakerelerin 1 yıl önce bitmesi gelenek olduğuna göre 7 buçuk yıl... Yani, Türkiye ile müzakereler 7 buçuk yıla çekilmiş bulunmakta. Bir kere müzakereler açılırsa, mutlaka sonu gelir. 7 buçuk yıl sonra Türkiye'nin tam üye olması garantilenir, 8 buçuk yıl bittiğinde de resmileşir, geriye formalitesi kalır. Kabul töreni, Avrupa Birliği Marşı'nın çalınması vs..."
.........................
Bizim sınırların ötesindeki karşıtlarımız, dün açıklanan "Çerçeve Belgesi"ni işte böyle yorumladılar.
Türkiye'nin sınırları içinde, "Çerçeve Belge"ye tavırlar, bu göstergede dikkate alınarak konulmalı.
Düşmanın yorumu, bazen asıl doğrunun ne olduğunu gösterir.
.........................
Elbette, AB'ye tam üyelik "Çantada keklik... Tam üyelik 7 buçuk yılda tamam" demek değil.
Ama... Türkiye AB üyelik hedefinde pusulayı şaşırmaz, yolundan sapmaz, kendi üzerine düşenleri yaparsa, sonunda hem de çok uzak olmayan bir tarihte, 1958'de başlayan yolculuğunu tamamlayabilir.
.........................
"Çerçeve Belge" en önemli iki vurgulamayı yapmış bulunuyor:
1- Üyelik müzakereleri 3 Ekim'de başlayacaktır.
2- Hedef, tam üyeliktir.
.........................
Üyelik müzakerelerini 3 Ekim'de başlatmayı öngören, tam üyeliği hedef alan, müzakere süresini de neredeyse 7 buçuk yıla çeken bu sacayağı "Çerçeve Belgesi"nin kurumsal yapısıdır.
Geriye kalan satırların bir kısmı, müzakerelerin doğasının gereğidir... Elbette her müzakerenin hedefi bellidir ama o hedefe varacak performansın ve koşulların oluşmaması halinde ucu açıktır.
Oturduğumuz her iş görüşmesini mutlaka sonuçlandırıyor muyuz?
Satırların bir kısmı ise, üye ülkelerin bazılarında esen Türkiye karşıtı rüzgârlar nedeniyle kamuoylarını tatmin amaçlıdır.
Örneğin... Hırvatistan için öngörülmeyen ama sadece Türkiye için metne sıkıştırılan "Kopenhag Kriterleri"nin yanı sıra, üstüne düşen tüm gerekleri yerine getirse bile tam üyelik için "AB'nin yeni üye alma kapasitesine" gönderme yapılması...
Böylece Fransa, Hollanda, hatta Avusturya gibi ülkelerin karın şişkinlikleri alınmakta.
Fransızcada bu tür laf salatalarına, "bla bla" derler.
Bizimkiler bunları ciddi dayatma olarak algılar. "Heriflerin zaten bizi almaya niyetleri yok" diye yorumlarlar. Fakat... Avrupa'daki -yeminli- Türkiye karşıtları, sözcüklerle dolu bu sosun içinden asıl yemeği görmüşlerdir; 7 buçuk yıla çekilen müzakereler sonucu "Türkiye'nin tam üyeliği burnumuzun dibinde" diye bağırıyorlar.
..........................
AB'nin Türkiye'ye ihtiyacı var.
Kamuoylarıyla paylaşamadıkları stratejik araştırmalar ve belgeler, onları yönlendiriyor.
Çok basitleştirilmiş bir örnek vereyim:
20 yıl sonra Almanya futbol süper ligi Bundesliga maçlarında sadece hakemler Alman olacakmış.
Çünkü, Almanya nüfusu yaşlanıyor. O nedenle, anlaşılan AB ülkelerinde futbolcu gençler bile ithal oyunculardan oluşacak. Bütün Avrupa kıtası yaşlanıyor. En geç 50 yıl içinde AB'nin, birleşmiş Almanya'nın tüm nüfusu kadar ek nüfusa ihtiyacı olacak.
Böyle bir demografik alarmda Türkiye, Avrupalı kalitesinde nüfus üretiminin serası olarak görülüyor.
Yani... Ekonomi, insan hakları, demokrasi, yaşam kalitesi ve kültür ölçütlerinde Avrupalı olmaya en yakın coğrafya ve insan kaynağı Türkiye'de.
Avrupa'nın diğer dinler ve coğrafyalarla ilişkileri için de Türkiye rengi, kendi paletinde çok önemli bir renk.
Avrupa ekonomisinin nefes alacağı büyüklük ve enerji hatlarının atardamarının bulunduğu ülke de Türkiye.
..........................
Türkiye eğer kendi ayağına ateş etmezse, kendine çelme takmazsa, sandık kaygılarıyla Avrupa'nın tüylerini diken diken eden siyasal İslam politikalarına sapmazsa, ekonomiyi, demokrasiyi, insan haklarını, kültürel yapıyı, yaşam kalitesini AB standartlarına yükseltirse, Türkiye'nin -yeminli- karşıtlarının kâbusu gerçekleşir.



g.civaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Üniversite ve yönetim
DİLİMİZDE yerleşmiş terimler var: "Demokratik...
Çetin ALTAN
Tophane'ye yanaşan bembeyaz, muhteşem yolcu gemisi...
Üst üste küçülerek yarım daireler çizen baş v...
Melih AŞIK
Çamur taktiği!
Başbakanlık ve polis, kurallar ve kanunlar da...
Fikret BİLA
Çiçek: Mal veya para kaçırma varsa el konulur
Oğlu Murat Demirel'in Egebank'la ilgili borçl...
Hasan CEMAL
Silahlar konuşunca!
Tunceli'den bir grupla dün sabah sohbet ettim...
Yılmaz ÇETİNER
Recep Bilginer, Altemur Kılıç ve politikacının vefasızlığı...
Altemur Kılıç telefon etti. Almanya'dan değil...
Güneri CIVAOĞLU
Çerçeveyi doldurmak
AB Komisyonu'nun açıkladığı "Çerçeve Belgesi"...
Can DÜNDAR
İki şeytanın kıskacında...
İran kadını, bunca yasak arasında aşkı ve cin...
Hurşit GÜNEŞ
Ya petrol 80 dolar olursa!
Petrol fiyatları tekrardan tırmanışa geçti ve...
Doğan HEPER
Vekile 7 milyar lira yeter
186 milletvekilinin kredi kartı bankalar tara...
Semih İDİZ
Bakü'de kritik zirve
Kardeşlik bağları nedeniyle zaten önemsediğim...
Mehmet Y. YILMAZ
Vali'nin gezisi ve Başbakan'ın annesinin hastanesi!
İzmir Valisi Yusuf Ziya Göksu'nun, Halis Topr...
Hasan PULUR
'Kör Öfke' ve Dışişleri Bakanı...
RECEP Bilginer'in vefatından sonra yazdığımız...
Derya SAZAK
Milletvekili avukatlık yapar mı?
TBMM tatile girmeden önce CHP-AKP milletvekil...
Meral TAMER
Demirel arşivimden seçmeler...
Yıllar içinde Demirel ailesiyle ilgili kabarı...
Güngör URAS
Ereğli'yi satmak için "en kötü zaman"
Ereğli'yi en "satılamayacak" zamanda yabancıl...
Serpil YILMAZ
TMSF Bayraktar'ın mallarına da tedbir koydu
Operasyonun Demirel ailesini ilgilendiren boy...
M. Ali BİRAND
AB ertelemez, bize erteletir(!)
Siz bu satırları okurken Avrupa Komisyonu Tür...

© 2005 Milliyet