Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 30 Haziran 2005 / Perşembe  
   Milliyet Online    Kariyerim    Business    Arabam    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten

AB ertelemez, bize erteletir(!)


PARİS

Siz bu satırları okurken Avrupa Komisyonu Türkiye ile müzakere yöntemini kararlaştırmış olacaktı. Gelen ilk işaretler Komisyonun 17 Aralık 2004'teki AB doruk kararına sadık kaldığı şeklinde.
Bu iyi bir haber.
Ancak bundan sonra, bu belge üye ülkeler tarafından tartışılacak ve büyük olasılıkla sağına soluna zorlaştırıcı cümleler eklenecek.
Bu tip yaklaşımlara aldırmamak lazım. Biz kendi işimize bakalım, yeter.

*

Fransa dahil olmak üzere, Avrupa'da, referandum krizinin temel sorumlusunun ekonomik durum olduğu, Türkiye faktörünün krizi hızlandırıcı bir rol oynamanın ötesine geçmediği inancı giderek yerleşiyor. Şimdi tartışılan nokta, Türkiye ile müzakerelerde nasıl bir tutum takınılacağı.
Acaba, hiçbir şey olmamış gibi davranıp "ne yapalım, 3 Ekim sözü verdik, şimdi bu sözden dönemeyiz" diyerek yola devam mı edilmeli, yoksa kamuoyundaki tepkileri de yatıştıracak şekilde, müzakereleri ertelemek veya yavaşlatmak yoluna mı gidilmeli?
Komisyon'daki genel eğilim, 3 Ekim'de müzakerelere mutlaka başlanması şeklinde. 3 Ekim randevusunun, referandum gerekçe gösterilerek ertelenmesinin, bu defa Türkiye ile bir kriz yaratmak anlamına geleceğine inanılıyor. Tabii Komisyon'da bunun aksini düşünenler de var. Onlar ise, mutlaka ertelenme gerektiğini söylüyorlar.
Üye ülke başkentlerindeki durumda aynı.
Önemli bölümü 3 ekim'de müzakere açılması gerektiğine inanıyor. Türkiye'ye en kuşkucu bakanların başında gelen, Alman muhalefet lideri Merkel dahi, şimdiye kadar hiçbir şekilde Türkiye ile müzakerelerin ertelenmesi gereğini ağzına almadı.
Müzakerelerin başlaması veya başladıktan sonraki sürecin güç geçeceği, krizler çıkacağı ve yavaşlatılmak isteneceği biliniyor ve bekleniyor.
Peki bu nasıl olacak?
Avrupa Birliği hangi mekanizmaları, hangi gerekçeleri kullanarak süreci yavaşlatacak?
AB Komisyonunun nasıl çalıştığını biliyorum ve bizi nelerin beklediğini de tahmin edebiliyorum.

AB, SÜRECİ BİZİ DURDURTUR
Hepimizin bilmesi gereken bir temel yaklaşım vardır. O da, Avrupa Birliği hiçbir zaman "biz görüş değiştirdik, bundan dolayı müzakere açmaktan vazgeçtik" demeyecektir. Böyle bir sorumluluk altına girmez. Verdiği sözün arkasında durmamak, güvenirliğini tehlikeye atmak istemez.
Buna karşılık, eğer kafasında bir erteleme veya yavaşlatma varsa, bizim bir fırsat yaratmamızı bekler. Türkiye öyle birşeylar yapmalı ki, AB "böyle bir durumda müzakerelere başlamak veya müzakereleri sürdürmek imkansızdır. İlkelerimizle bağdaşmaz" desin ve istediğini elde etsin...
Nasıl bir gerekçeden söz ediyoruz?
Kopenhag Kriterleri ön plana çıkarılacaktır.
Dikkat edecek olursanız, daha şimdiden şikayet listesi kabarıyor. AB Komisyon yetkilileri sık sık, Türkiye'nin uygulamalarda yeterince adım atamadağına dikkat çekiyorlar.
Azınlıklar konusundan başlayalım, işkence iddialarından, Güneydoğu, Kıbrıs'a kadar uzayacak bir dizi sorun...
Tabii bu arada bizlere de rahat batacağından dolayı, elimizden geleni ardımıza koymayacağız. Mutlaka birşeyler yapıp, AB'ye koz vereceğiz.
Koz vermesek dahi, bir de derin devletin görünmeyen elleri var. Türkiye için ne zaman duyarlı bir devreden geçilse, hemen hareketlenen gizli eller, ortalığı karıştırmakta birebirdirler.

SONUÇ: HERŞEY BİZE BAĞLI
Sonuç olarak, 3 Ekim gününe kadarki gelişmeler ve 3 Ekim sonrasındaki gelişmeler tamamen bize bağlıdır.
Türkiye, kendini bir yol kazasına kurban etmek istiyorsa, hiç mesele yok. Bunu kolaylıkla gerçekleştirebilir. Birkaç demeç, bir iki olay yeter.
Aksine, Türkiye3 Ekim'e kadar kazasız belasız gitmek, ardından da müzakere sürecini sessiz sedasız yürütmek istiyorsa, o zaman atılacak her adıma dikkat etmek gerekiyor.
AB ile ilişkilerin geleceği, büyük ölçüde Ankara'nın tutumuna bağlı.
Ankara istediği taktirde gürültü ve kriz çıkarabilir. İsterse müzakere sürecinin askıya alınmasına yol açabilir. İsterse hızlandırabilir.
Son derece önemli bir ince ayar gerekiyor. Birilerinin tüm iç-dış gelişmeleri izlemesi ve tek elden "kriz yönetimini" yürütmesi gerekiyor.
Ülkemizin yönetimindeki savrukluk ve karmaşa, böyle bir ince ayarı tehlikeye düşürecektir. Eğer Ali Babacan, ekibine bu konuda yetenekli kişileri alır ve gereken dikkatin sarfedilmesi için özen gösterirse, üstesinden gelinebilir. Daha doğrusu riskler azaltılabilir.
Aksi halde AB, istediği anda oyunu istediği gibi tek başına oynar, bizler de seyrederiz.

(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )

mabirand@e-kolay.net








Taha AKYOL
Üniversite ve yönetim
DİLİMİZDE yerleşmiş terimler var: "Demokratik...
Çetin ALTAN
Tophane'ye yanaşan bembeyaz, muhteşem yolcu gemisi...
Üst üste küçülerek yarım daireler çizen baş v...
Melih AŞIK
Çamur taktiği!
Başbakanlık ve polis, kurallar ve kanunlar da...
Fikret BİLA
Çiçek: Mal veya para kaçırma varsa el konulur
Oğlu Murat Demirel'in Egebank'la ilgili borçl...
Hasan CEMAL
Silahlar konuşunca!
Tunceli'den bir grupla dün sabah sohbet ettim...
Yılmaz ÇETİNER
Recep Bilginer, Altemur Kılıç ve politikacının vefasızlığı...
Altemur Kılıç telefon etti. Almanya'dan değil...
Güneri CIVAOĞLU
Çerçeveyi doldurmak
AB Komisyonu'nun açıkladığı "Çerçeve Belgesi"...
Can DÜNDAR
İki şeytanın kıskacında...
İran kadını, bunca yasak arasında aşkı ve cin...
Hurşit GÜNEŞ
Ya petrol 80 dolar olursa!
Petrol fiyatları tekrardan tırmanışa geçti ve...
Doğan HEPER
Vekile 7 milyar lira yeter
186 milletvekilinin kredi kartı bankalar tara...
Semih İDİZ
Bakü'de kritik zirve
Kardeşlik bağları nedeniyle zaten önemsediğim...
Mehmet Y. YILMAZ
Vali'nin gezisi ve Başbakan'ın annesinin hastanesi!
İzmir Valisi Yusuf Ziya Göksu'nun, Halis Topr...
Hasan PULUR
'Kör Öfke' ve Dışişleri Bakanı...
RECEP Bilginer'in vefatından sonra yazdığımız...
Derya SAZAK
Milletvekili avukatlık yapar mı?
TBMM tatile girmeden önce CHP-AKP milletvekil...
Meral TAMER
Demirel arşivimden seçmeler...
Yıllar içinde Demirel ailesiyle ilgili kabarı...
Güngör URAS
Ereğli'yi satmak için "en kötü zaman"
Ereğli'yi en "satılamayacak" zamanda yabancıl...
Serpil YILMAZ
TMSF Bayraktar'ın mallarına da tedbir koydu
Operasyonun Demirel ailesini ilgilendiren boy...
M. Ali BİRAND
AB ertelemez, bize erteletir(!)
Siz bu satırları okurken Avrupa Komisyonu Tür...

© 2005 Milliyet