Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 01 Temmuz 2005 / Cuma  
   Milliyet Online    Kariyerim    Business    Arabam    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Yol ince ve uzun ama...


Avrupa Birliği-Türkiye ilişkilerinin yıllardır içinde olan Dışişleri'nden diplomatik bir kaynakla dün sohbet ederken şöyle dedi:
"Avrupa için Türkiye ayrı bir olay... Romanya'yla Bulgaristan'ı bir araya getirirseniz, her bakımdan Türkiye'nin ancak yarısı ederler. Bu durumda AB'nin bu iki ülkeyi üyeliğe alırken, hiç olmazsa Türkiye'yi tartıştıklarının yarısı kadar tartışmaları gerekmez mi? Hayır, böyle olmuyor. Türkiye'yi tartıştıklarının yüzde 1'i kadar bile tartışmıyorlar bu ülkeleri..."
Türkiye farklı!
Avrupa için ağır lokma.
AB'nin vücut kimyasını bozuyor.
Evet, Türkiye'nin yolu ince ve bayağı uzun. Üstelik bu yola taş koymak isteyenler de çok...
Ama buna rağmen AB Komisyonu'ndan çıkan müzakere çerçevesi olumlu bir gelişme. 17 Aralık'ta alınmış olan zirve kararının bir devamı niteliğinde olsa da öyle.
Ama unutmayın:
AB krizde, yanıyor. Böylesine olumsuz bir ortamda ve Türkiye karşıtı tüm cereyanlara rağmen 3 Ekim için verilmiş olan söze sadık kalınması, tam üyelik hedefinin vurgulanması ve bu açılardan net bir irade beyanı önemlidir.
Bir noktayı daha belirtmek lazım:
Eğer Türkiye 17 Aralık'ta armudun sapı üzümün çöpü diyerek ve muhalefetin aklına uyarak hayır demiş olsaydı, herhalde Avrupa trenini ebediyen kaçırmış olacaktık.
Somut olan nedir?
Tam üyelik müzakereleri...
Gerisi, armudun sapı üzümün çöpü mü? Elbette değil. Ama bunlar söylense de olur, söylenmese de... Söylenmese de, müzakerelerde ucu açıklık geçerlidir. Söylenmese de, müzakerelerin askıya alınması geçerlidir. Söylenmese de, geçici-kalıcı koruma önlemleri geçerlidir.
Peki, o zaman neden söylendi?
Türkiye olduğumuz için...
Ağır lokma olduğumuz için...
Kendi iç kamuoylarını rahatlatmak için bunları söylüyorlar. Ama aynı zamanda, belki daha önemlisi, Türkiye'nin AB konusundaki kararlılığını sınıyorlar. Bunları söyleyerek, Türkiye'nin tepkisini ölçüyorlar.
Ne kadar kararlıyız?
Ne kadar değiliz?
Bunu ölçüyorlar.
Tabii, pes ettirebilir miyiz diye hesap yapanlar da var.
AB'nin Türkiye'ye yönelik bu ölçümleri ve kimilerinin pes ettirmeye dönük oyunları, hiç kuşkunuz olmasın, önümüzdeki dönemde de devam edecek. Komisyon'dan çıkan müzakere çerçevesini bu kez Konsey'de biraz daha ağırlaştırmak isteyenler olacak.
Başarı şansları var mı?
Çok fazla olduğu söylenemez. Bir başka deyişle, Komisyon'dan önceki gün çıkan metnin fazla bir değişikliğe uğramadan, yine bazı diplomatik itiş kakışlardan sonra Konsey'de de onaylanması daha yakın ihtimal...
Ama tabii yine de temkinli olmakta yarar var.
Şimdi top bizde.
'Uyum protokolü'nü imzalamak durumundayız. Bu konuda zamanlamadan söz ediliyor. Konsey'den çıkacak müzakere çerçevesini görmeden imzalansın mı, imzalanmasın mı?
Bu konuda farklı görüşler dikkati çekiyor. İmza, onay ve uygulama aşamalarını hatırlatanlar, protokolü bir an önce imzalamanın herhangi bir sakıncası olmadığını belirtiyorlar.
Lafı uzatmak yersiz.
3 Ekim'de tam üyeliği öngören müzakerelerin başlaması artık çok yakın ihtimal. Tuzaklara düşmeden, provokasyonlara meydan vermeden, kararlılıkla yürümek olmalı Türkiye'nin bundan sonraki hedefi.
Yol, uzun ve ince ve bu yola taş koymak isteyenler de az değil çünkü...

h.cemal@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Farklı bir Atatürkçü
TOKTAMIŞ Ateş Hoca gerçekten çok farklı bir A...
Çetin ALTAN
Dünyanın "dinsel haritası"nı nasıl değerlendirmeli?
Buzlanmış beyinler penceresinden görünen düny...
Melih AŞIK
Yalan rüzgârı!
İzmir Valisi Yusuf Ziya Göksu, eşiyle Londra'...
Fikret BİLA
Baykal: Bu Başbakan valiye hesap soramaz
İzmir Valisi Yusuf Ziya Göksu'nun, batan Topr...
Hasan CEMAL
Yol ince ve uzun ama...
Avrupa Birliği-Türkiye ilişkilerinin yıllardı...
Güneri CIVAOĞLU
Bacağa kurşun
Formula 1, Avrupa Şampiyonlar Ligi finali, Ha...
Abbas GÜÇLÜ
Moskova artık ürkütmüyor, aksine...
Öğrenciliğimizde Moskova'yı bırakın dile geti...
Hurşit GÜNEŞ
Büyüme vites küçülttü
Dün açıklanan 2005 yılının ilk çeyrek büyüme ...
Semih İDİZ
Yasak olmasa da ABD'ye gönderirdim
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Üniversiteler...
Sami KOHEN
Önemli olan başlamak...
AB Komisyonu'nun "müzakere çerçevesi" belgesi...
Mehmet Y. YILMAZ
İmam hatip meselesi ve bir okur mektubu
İmam hatip liseleri ile ilgili tartışmalar üz...
Faik ÖZTRAK
Kayıt dışı istihdamla işsizliği çözmek
Bu yılın ilk üç ayına ait imalat sanayii veri...
Hasan PULUR
Hukuk herkese lazımdır ama...
ESKİ Cumhurbaşkanı Demirel, kardeşi Şevket De...
Derya SAZAK
Evinizde uyuyun
Bakan, Sisam'da eşiyle uyudu! Türk-Yunan Foru...
Meral TAMER
İzmir Valisi, AKP'nin kuyusunu kazıyor
İnanamıyorum. AKP Hükümeti'nin Sanayi Bakanı ...
Ece TEMELKURAN
Küresel ve kişisel
Belki birçok kişi "havalı" olanın bir yerlerd...
Güngör URAS
Halkımızın parası tükendi
Büyüme yavaşladı. Büyüme yavaşladı demek, üre...
M. Ali BİRAND
İki seçeneğimiz var: Kavga veya anlayış
Önümüzdeki dönemde, Avrupa Birliği ile son de...

© 2005 Milliyet