Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 01 Temmuz 2005 / Cuma  
   Milliyet Online    Kariyerim    Business    Arabam    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Önemli olan başlamak...


AB Komisyonu'nun "müzakere çerçevesi" belgesinin olumlu yanı, yeni olumsuzluklar içermemesidir...
Böyle bir şey olabilirdi. Nerede ise oluyordu da...
Nitekim Komisyon'daki tartışmalarda, bazı üyeler Türkiye ile müzakerelerin amacını değiştirip belgede "özel statü" veya "imtiyazlı ortaklık" gibi ifadelerin kullanılmasını istedi.
Bu isteğin kabul edilmesi, aslında 17 Aralık'ta AB zirvesinin aldığı kararın değiştirilmesi, bir yol haritası niteliğini taşıyan "müzakere çerçevesi"nin tamamen farklı (ve de Türkiye'nin kabul edemeyeceği) bir zemine oturtulması demek olurdu...
Ne var ki, Komisyon başkanı ve bürokratları, ayrıca bazı üye ülkelerin temsilcileri, bu isteğe karşı çıktılar. Ve böylece daha işin başında ciddi bir krizin çıkmasını önlediler.
Sonuçta çıkan metin, aralık zirvesindeki kararın içeriği ve ifade şekli doğrultusunda. 3 Ekim'de başlayacak olan müzakerelerin hedefi "tam üyelik". Bunun vurgulanması önemli. Gerçi bu belge de üyeliği kesin garantilemiyor, müzakere sürecinin "ucunu açık" tutuyor; ama bunlar daha önceki metinlerde de yer alan koşullar.
* * *
AB Komisyonu'nun müzakere çerçevesi belgesi ile ilgili çalışmalar, kötü bir zamana rastladı. Fransa ve Hollanda'daki referandumlardan sonra ortaya çıkan yeni havanın hiç de Türkiye'nin lehinde olmadığı malum. Bu hava ve Türkiye'yi üyelik dışında formüllerle oyalama çabaları, Komisyona da yansıdı. Bunun devamı da gelebilir. Bu belge 17 Temmuz'da (veya daha ileri bir tarihte) AB Bakanlar Konseyi'nde tartışılacak ve karara bağlanacak. O zaman da benzer öneriler ve hoşa gitmeyecek konuşmalar ile karşılaşabiliriz.
Bu dönemde başkanlık görevinin İngiltere'de olması bir şans. İngiltere'nin Türkiye'den yana sayılan diğer ülkelerin ve de Komisyon yetkililerinin çabası ile, "müzakere çerçevesi" belgesini Komisyon'dan çıktığı şekli ile Bakanlar Konseyi'ne benimsetmesi olasılığı oldukça güçlü.
Ama bilelim ki bu arada bazı üye ülkelerin politikacılarından, çeşitli Avrupa gazetelerinden çatlak sesler gelecek. Türkiye'nin üyeliği konusunun AB'yi ne kadar böldüğü ortada. Artık bunların nedenlerine de yabancı değiliz. Dolayısıyla Avrupa'da her politikacının veya yazarın Türkiye'nin üyeliğine karşı sözlerine veya yazılarına, sanki bunlar AB'nin resmi ve kesin politikasını ifade ediyormuş gibi bakmamız doğru değil. Komisyon'daki son tartışmalar, en azından müzakerelerle ilgili "yol haritası"nın hâlâ AB'nin geçerli pozisyonu olduğunu ortaya koydu.
* * *
DAHA önce de çeşitli vesilelerle belirttiğimiz gibi, önemli olan 17 Aralık kararının "çerçeve"si içinde, yola çıkmaktır. Bu uzun yolda -gerek baştaki "tarama" faslında, gerekse 35 ayrı dosyanın müzakeresinde- çok, ama çok zor ve sıkıntılı anlar yaşanacak. Belki masadan kalkmak, hatta bu işten vazgeçmek refleksi ağır basacak. Kim bilir sonunda böyle bir karar da alınacak.
Ama bu aşamada önemli olan, "başlamak", yani bu yola girmektir. Bazı Avrupa ülkelerinin Türkiye'nin üyeliğine soğuk bakmasını, bazısının yeni koşullar getirmek istemesini şimdiden bu yoldan vazgeçmek veya bu projeyi ertelemek için bir neden saymak son derece yanlış ve sakıncalıdır. Bu yapılırsa süreci bir daha başlatmak şansı tamamen zayıflayacak, hatta ortadan kalkacaktır. Kaldı ki, bu yolda -ileride bir kesinti olacaksa dahi- katedilen mesafe, atılan her adım, Türkiye'nin kendi kazanımı olarak kalacaktır...

skohen@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Farklı bir Atatürkçü
TOKTAMIŞ Ateş Hoca gerçekten çok farklı bir A...
Çetin ALTAN
Dünyanın "dinsel haritası"nı nasıl değerlendirmeli?
Buzlanmış beyinler penceresinden görünen düny...
Melih AŞIK
Yalan rüzgârı!
İzmir Valisi Yusuf Ziya Göksu, eşiyle Londra'...
Fikret BİLA
Baykal: Bu Başbakan valiye hesap soramaz
İzmir Valisi Yusuf Ziya Göksu'nun, batan Topr...
Hasan CEMAL
Yol ince ve uzun ama...
Avrupa Birliği-Türkiye ilişkilerinin yıllardı...
Güneri CIVAOĞLU
Bacağa kurşun
Formula 1, Avrupa Şampiyonlar Ligi finali, Ha...
Abbas GÜÇLÜ
Moskova artık ürkütmüyor, aksine...
Öğrenciliğimizde Moskova'yı bırakın dile geti...
Hurşit GÜNEŞ
Büyüme vites küçülttü
Dün açıklanan 2005 yılının ilk çeyrek büyüme ...
Semih İDİZ
Yasak olmasa da ABD'ye gönderirdim
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Üniversiteler...
Sami KOHEN
Önemli olan başlamak...
AB Komisyonu'nun "müzakere çerçevesi" belgesi...
Mehmet Y. YILMAZ
İmam hatip meselesi ve bir okur mektubu
İmam hatip liseleri ile ilgili tartışmalar üz...
Faik ÖZTRAK
Kayıt dışı istihdamla işsizliği çözmek
Bu yılın ilk üç ayına ait imalat sanayii veri...
Hasan PULUR
Hukuk herkese lazımdır ama...
ESKİ Cumhurbaşkanı Demirel, kardeşi Şevket De...
Derya SAZAK
Evinizde uyuyun
Bakan, Sisam'da eşiyle uyudu! Türk-Yunan Foru...
Meral TAMER
İzmir Valisi, AKP'nin kuyusunu kazıyor
İnanamıyorum. AKP Hükümeti'nin Sanayi Bakanı ...
Ece TEMELKURAN
Küresel ve kişisel
Belki birçok kişi "havalı" olanın bir yerlerd...
Güngör URAS
Halkımızın parası tükendi
Büyüme yavaşladı. Büyüme yavaşladı demek, üre...
M. Ali BİRAND
İki seçeneğimiz var: Kavga veya anlayış
Önümüzdeki dönemde, Avrupa Birliği ile son de...

© 2005 Milliyet