Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 01 Temmuz 2005 / Cuma  
   Milliyet Online    Kariyerim    Business    Arabam    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
İmam hatip meselesi ve bir okur mektubu


İmam hatip liseleri ile ilgili tartışmalar üzerine geçen gün yazdığım yazıdan sonra bir okuyucumdan şöyle bir mektup aldım:
"Sevgili Mehmet Bey,
Size kendi tecrübemi anlatayım. Eğer imam hatip okulları olmasaydı ben bugün Boğaziçi'nde master yapıyor olmayacaktım. Ailemi ben seçmedim ama tahmin edersiniz ki her taassup sahibi baba kızını okula göndermiyor. Bu yüzden iki ablam da okuyamadı. Ben ise şans eseri kapalı olarak okuyabileceğim bir okula yollandım. Amaçları benim Kuran okumayı öğrenmemdi. Oradan derken üniversiteye geçtim. Sonra babam yaşlandıkça yumuşadı, ben ekonomik özgürlüğümü kazanınca başımı açtım ve bir işe girdim. Bunun mücadelesini verdim ama her kız benim kadar şanslı değil. İyi ki imam hatip okulları vardı. Duruma bir de çaresiz kızlar açısından bakın. Onların topluma entegre olması için küçük de olsa bir şans bu okullar. Ehven-i şer derler ya öyle. Tamam bu okulları kapatacaksanız önce bu babaları etkisiz hale getirmek gerekiyor. Taassup ve bağnazlık nasıl son bulur? Kadınlar nasıl özgürleşebilir? Gelin bunu tartışalım. Saygılarımla."

Okuyamayan kız çok
Okuyucumun adını ve master yaptığı bilim dalını açıklamıyorum, çünkü bu konuda iznini almış değilim.
Şurası bir gerçek ki okuyucum, eğer böyle bir fırsat bulamamış olsaydı, şimdi ilkokuldan sonra okumamış cahil bir insan olarak yaşamını sürdürüyor olacaktı.
Geleneklerin yarattığı toplumsal baskı ve taassuba varan dini inançlar nedeniyle okula gidemeyen kızlarımızın sayısının hiç de az olmadığını biliyoruz.
Milliyet'in bir süredir ısrarla sürdürdüğü "Baba Beni Okula Gönder" kampanyası nedeniyle yayımlanan haberlerde bu gerçek açıkça ifade ediliyordu.
Aynı şekilde, sadece kız çocuklarının değil ama bazı erkek çocuklarının da imam hatip liselerine yollanıyor olmasının gerisinde bu yatıyor: Çocuğum dinini öğrensin, aile geleneklerine ters bir ortamdan etkilenmesin.
Mutaassıp aileler, çocuklarının normal liselerdeki nispi özgürlük ortamından olumsuz etkilenebileceğine inanıyorlar.

Aileler ikna edilmeli
Dolayısıyla imam hatip liselerinin kaldırılması konusu tartışılırken çözümlenmesi gereken temel bir sorunumuz var: Bu aileleri, çocuklarını normal liselere göndermelerinde bir sakınca olmayacağına ikna edebilmek.
Sonuç olarak Türkiye'de lise çağındaki çocukların neredeyse yüzde 90'ı normal liselere devam ediyorlar ve içlerinde sırf bu yüzden "serseri" olan herhangi bir kimse de yok.
Böyle gençler toplumumuzda varsa, bu durum, lise eğitiminin "serbestliğinden" değil, çok daha başka toplumsal ve ailevi nedenlerden kaynaklanıyor.
Bunu, ailelere anlatıp onları ikna edebilecek durumda olanlar ise şu anda iktidarda bulunuyorlar.
Eğer imam hatip lisesi-normal lise ayrımının yarattığı siyasi gerilimden beslenmek gibi bir hesapları yoksa, bunu kolayca başarabilirler.

Seçmeli ders çözümü
Ailelerin "Çocuğum dinini öğrensin" talebi ise, normal liselere konulacak seçmeli derslerle kolayca karşılanabilir ve bu olanaktan imam hatip lisesine çocuğunu göndermek istemeyen ama dini inançlarına bağlı ailelerin çocukları da yararlanabilir.
Türkiye'nin ihtiyacı ve hükümetlerin görevi, çocukları arasında ayrımcılık yapmak değil, tüm çocuklarına eşit olanaklarla, çağın gereklerine uygun kaliteli bir eğitim ortamı yaratmaktır.

mehmet.yilmaz@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Farklı bir Atatürkçü
TOKTAMIŞ Ateş Hoca gerçekten çok farklı bir A...
Çetin ALTAN
Dünyanın "dinsel haritası"nı nasıl değerlendirmeli?
Buzlanmış beyinler penceresinden görünen düny...
Melih AŞIK
Yalan rüzgârı!
İzmir Valisi Yusuf Ziya Göksu, eşiyle Londra'...
Fikret BİLA
Baykal: Bu Başbakan valiye hesap soramaz
İzmir Valisi Yusuf Ziya Göksu'nun, batan Topr...
Hasan CEMAL
Yol ince ve uzun ama...
Avrupa Birliği-Türkiye ilişkilerinin yıllardı...
Güneri CIVAOĞLU
Bacağa kurşun
Formula 1, Avrupa Şampiyonlar Ligi finali, Ha...
Abbas GÜÇLÜ
Moskova artık ürkütmüyor, aksine...
Öğrenciliğimizde Moskova'yı bırakın dile geti...
Hurşit GÜNEŞ
Büyüme vites küçülttü
Dün açıklanan 2005 yılının ilk çeyrek büyüme ...
Semih İDİZ
Yasak olmasa da ABD'ye gönderirdim
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Üniversiteler...
Sami KOHEN
Önemli olan başlamak...
AB Komisyonu'nun "müzakere çerçevesi" belgesi...
Mehmet Y. YILMAZ
İmam hatip meselesi ve bir okur mektubu
İmam hatip liseleri ile ilgili tartışmalar üz...
Faik ÖZTRAK
Kayıt dışı istihdamla işsizliği çözmek
Bu yılın ilk üç ayına ait imalat sanayii veri...
Hasan PULUR
Hukuk herkese lazımdır ama...
ESKİ Cumhurbaşkanı Demirel, kardeşi Şevket De...
Derya SAZAK
Evinizde uyuyun
Bakan, Sisam'da eşiyle uyudu! Türk-Yunan Foru...
Meral TAMER
İzmir Valisi, AKP'nin kuyusunu kazıyor
İnanamıyorum. AKP Hükümeti'nin Sanayi Bakanı ...
Ece TEMELKURAN
Küresel ve kişisel
Belki birçok kişi "havalı" olanın bir yerlerd...
Güngör URAS
Halkımızın parası tükendi
Büyüme yavaşladı. Büyüme yavaşladı demek, üre...
M. Ali BİRAND
İki seçeneğimiz var: Kavga veya anlayış
Önümüzdeki dönemde, Avrupa Birliği ile son de...

© 2005 Milliyet