|
Hukuk herkese lazımdır ama...
ESKİ Cumhurbaşkanı Demirel, kardeşi Şevket Demirel'in şirketlerine, Egebank soruşturması nedeniyle el konulması üzerine helikoptere atladığı gibi Isparta'ya gitmiş, "Hukuk herkese lazımdır, fevkalade üzgünüm" demiş...
Evet, hukuk herkese lazımdır ama, zaman zaman Demirel ailesine daha da lazım hale geliyor.
"Süleyman Bey" de hukukun önemini ve herkes için lazım olduğunu o zaman fark ediyor.
Başbakanlığı sırasında yerinden yurdundan edilen memurların atamalarını durduran Danıştay kararlarını görmezden gelirken, uygulamazken, "Hukukun herkes için lazım olduğunun" pek farkında değildir.
"Bana sağcılar cinayet işliyor" dedirtemezsiniz derken de hukukun herkese lazım olduğu aklına gelmeyebiliyor.
Ya da yeğeni Yahya Demirel'in adı hayali ihracat, sunta iddialarına karıştığında,"Benim adım Süleyman!" deyip çıkıyor işin içinden...
Lakin bu sefer nedense pek celallendi, kardeşinin şirketlerine el konulunca helikoptere atlayıp Isparta'ya uçtu...
***
EMEKLİ Cumhuriyet savcısı şair, yazar, edebiyatçı Berin Taşan'ın anılarını okurken "hukukun herkese lazım olduğunu" daha iyi anlarsınız. (x)
Sinop, bir zamanlar mahkûmların sürüldüğü kale olarak anılırdı, Berin Taşan ise Sinop'a sürgün edilen savcıdır, sürgün de "Süleyman Bey"in devri iktidarında olmuş, orada 10 yıl kalmıştır.
Taşan, bu sürgünün nedenini şöyle anlatır:
"Gaziantep'teki Toplum'da çıkan şiirim Adalet Partilileri daha da kışkırtmış. AP ağırlıklı hükümet kendilerinden yana olmayan yargıç ve savcılarla seçime gitmek istemiyor. Amaç seçimleri yapılmadan muhalif ve solcu bilinen savcıları büyük illerden uzaklaştırıp, kendilerine yakın savcılar getirmek."
***
YIL 1952... Samsun Asliye Ceza Mahkemesi'nde bir duruşma. Hâkim Hayri Çalgüner, kürsüsünün hemen altında oturan stajyer, sanık ise bir köylü; koyun hırsızlığından üç aydır tutuklu...
Hâkim, sanık İsmail'e soruyor:
"Savcı cezalandırılmanı istiyor, ne diyeceksin?
"Ne diyeyim Hâkim Bey... Siz Peygamber postunda oturuyorsunuz, her şeyi görüp bilirsiniz. Benim ağzım laf yapamıyor, fakirsek, köylü kısmıysak evimize bir tencere kavurma giremez mi?"
Ayağındaki eski lastiklere bakar:
"Hem lastik, lastiğe benzemez mi?"
Hâkim dosyayı kapatıp kararı veriyor:
"Beraat ettin, tahliye edileceksin, haydi bir daha buralara gelme!"
Sonra dosyayı önünde oturan stajyer Berin Taşan'a uzatır:
"Bu kararın gerekçesini sen yaz!"
Berin Taşan sabaha kadar dosyayı okuyor, düşünüyor.
Olay şu; komşu köyün ağılından üç koyun çalınıyor, ihbar üzerine Jandarma İsmail'in evine baskın yapıyor, tencerede kavurma var, koyunların sahibi diyor ki:
"Bu köye kurban bayramı dışında et girmez. Bu kavurma benim koyunumdan yapılmıştır."
Bir başka delil de, koyun ağılının yanında görülen bir lastik ayakkabı izi?
Bu iki delille İsmail'i içeri atıp üç ay tutuyorlar.
Ne görgü tanığı var, ne lastik ayakkabının yerdeki izle karşılaştırılması...
***
BERİN Taşan, beraat kararının gerekçesini yazarken, sabaha kadar düşünüyor.
Cumhuriyet 30 yaşına girmiş, gidin o köyde oturan insanlara sorun, seferberlikte, Kurtuluş Savaşı'nda cepheye gidip de dönmeyen kaç canları var? Gece taburlarında cepheye giderken, çantalarında bir çift kundurayla, tek festen başka bir şeyleri yoktu.
Şimdi Cumhuriyet otuzuncu yılında yetimlerin dulların üzerinde yine yırtık bir ceket, ayaklarında lastik ayakkabı var. Onları bu hale koyan, bir tencere kavurmayı çok gören kimler? Kim bu kimsesizleri güçlüye karşı haksıza karşı koruyacak, hakkını savunacak? Kimsesizlerin kimsesi kim olacak?
***
SAYIN Demirel çok doğru söylüyor, "Hukuk herkese lazımdır" diye...
Elbette lazımdır ama, hukuk Berin Taşan'ın anlattığı insanlara da lazımdır.
Siz bu garipleri, yoksulları, ezilenleri koruduğu için, adı "solcuya" çıkarılanları cezalandırırken "Hukukun hem onlara, hem de onların koruduklarına da lazım olduğunu" düşündünüz mü?
Ya da Meclis'te Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın idamları için el kaldırırken, ne düşünüyordunuz?
————-
(x) Bir Tanığım Kalsın, Ümit Yayıncılık.
h.pulur@milliyet.com.tr
|
|