Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 04 Temmuz 2005 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Kariyerim    Business    Arabam    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Yazık oldu yarınlara!

Gülü-yorum / Çağlayan Bilgen

GEÇTİĞİMİZ yıl 7 Temmuz'da İzmir'de ve Türkiye'de solun, sosyal demokratların birliği adına bir deklarasyon yayınlandı.
"İzmir Deklarasyonu" adı verilen bu girişim, solcuları, sosyal demokratları, ilericileri, aydınları ve demokratları "Aydınlık Bir Türkiye İçin Güçbirliği" oluşturacak tek bir parti çatısı altında bütünleşmeye çağırmıştı.
Aradan tam bir yıl geçti.
Sol partiler, birleşmek, bütünleşmek şöyle dursun; iyice ayrıştı. Paramparça oldu. Yeni partiler kuruldu. Yeni oluşumlar gündeme geldi.
Kuşkusuz bu ayrışmada, "çatı parti" işlevini görecek bir partinin olmayışı büyük rol oynadı.
Bu görevi üstlenecek parti konumunda olan CHP'de yaşanan kavgalar, gürültüler ve ayak oyunları halkın nefretini topladı.
"Küçük olsun benim olsun" anlayışı içinde hareket eden "Politbüro" yönetiminin hakim olduğu partide yıllardır emek verenler, gözünün yaşına bakılmadan kapının önüne konuldu.
Kamuoyuna "A Takımı" diye lanse edilen isimler (Kemal Derviş, Zülfü Livaneli, Yaşar Nuri Öztürk) teker teker partiyi terk edip gitti.
Yine politbüronun hazırladığı listelerde yer alıp milletvekili olan bu "seçmece isimler" sol bir parti yerine, AKP veya ANAVATAN gibi sağ partilere gitmeyi tercih etti. Demek ki, bu insanlar yanlış seçilmiş.
Listeyi hazırlayanlar da yanlış yapmış.
Nedense bu yanlışı yapanlar hala koltuklarında oturuyorlar.
Hiçbir şey olmamış gibi davranıyorlar. Zaten bu gidişle de parlamentoda partiyi temsilen "politbüro" üyelerinden başka kimse kalmayacak gibi görünüyor.
Bu kişiler, seçime de son kez milletvekili olarak girecek ve tamemen sine-i millete dönecekler.
Oysa yazık değil mi bunca emeğe?
Yazık değil mi bu partiye gönül verenlere?
Yazık değil mi, geçen günlere?
Yarınlara yazık değil mi?
Yazık...
Hem de çok yazık! Çok...

ÖZLÜ SÖZ
İnsanlar eleştiri istediklerinde bile, övgü bekliyorlardır.
Somerset Maugham

OKUDUK
Net ve brüt olmak

GEÇEN hafta bu sütunlarda CHP içindeki muhaliflerin sadece Genel Merkez yanlılarını değil, ithal milletvekillerini ve ikinci cumhuriyetçileri de sandığa gömme iddiası içinde olduklarını yazmıştık.
Bazı arkadaşlar hemen üzerine alınmış, "net" olmamızı istemiş.
Oysa Milliyet EGE okurları, bu sütunda kaleme aldığım konularda hiçbir zaman "brüt" olmadığımı, kimseden korkmadan, çekinmeden yazdığımı çok iyi bilir.
Örneğin, konu CHP olduğu için söylüyorum.
Dün de Genel Merkez'in yanlışlarına karşı durduğumu, bugün de aynı tavır içinde olduğumu okuyucularım gayet iyi bilirler.
Dün de Mustafa Kemal Atatürk'ün miras bıraktığı cumhuriyetin, onun devrim ve ilkelerinin ışığının yolumu aydınlattığını hep söylemişimdir, bugün de...
Ama benim net olmamı buyuranlar; dün Dekim Otel millletvekilleri dediklerine, ne hikmetse bugün methiyeler düzüyor. Kol kola geziyor.
Dün anti-Kemalist olmakla övünürken, bugün onun kurduğu partide koltuk kapmak için mahalle toplantılarına katılıyor.
Kim net, kim brüt kararı okuyucularımıza bırakıyorum.

İki üyelik için yarış

SOLUN bir türlü "dikiş tutturamayan" partilerinden birisi olan SHP, geçtiğimiz günlerde büyük kurultayını yaptı.
Para bulamadıkları için iki günlük kurultay, bir güne sığdırıldı.
Genel Başkan Murat Karayalçın'ın güven tazelediği kurultayda yarış, 60 kişilik Parti Meclisi (PM) üyeliği için oldu.
Aslında yarış, 60 üyelik için değil, sadece iki üyelik için yapıldı desek daha doğru olur.
Nasıl mı?
Bir kere yüzde 33'ü kadın kotası olduğu için PM'ye 20 kadın öncelikli olarak giriyor.
Ayrıca Genel Başkan, 20 kişilik MYK'nın tamamının PM'de yer almasını istemiş.
Etti mi size 40...
Dört milletvekili girmezse olur mu?
Olmaz tabi...
Bir de bu vekiller, yanlarına birer kişilik kontenjan istemiş.
4 de onlar, etti mi 48.
Milletvekilinin kontenjanı olur da Genel Başkan'ın olmaz mı?
10 kişi de Genel Başkan kontenjanından girmiş listeye.
Etti mi 58.
Geriye ne kaldı?
İki koltuk.
Bu durumda İzmir'den PM'ye seçilen beş kişi de yukarıda belirttiğimiz kontenjanlardan girmiş oluyor.
İzmirli 12 aday arasında yer alan Cihan Büyükoral, Altan İnanç, Cevdet Tümtürk, Hüseyin Şahin, Sevim Giraylar, Ömer Gökalp ve Ünal Erözmen'in PM'ye girememesinin nedeninin ise "CHP'deki benzer hastalıkların" SHP'ye taşınmış olması gösterildi.
Çünkü başlangıçta anahtar liste yapan il başkanları arasında yer alan İstanbul İl Başkanlığı ayrı liste çıkarmış ve İzmir ekibine "kazık" atmış.
Nitekim SHP İzmir İl Başkanı Mustafa Korkmaz, iyi niyetlerinin kurbanı olduklarını söylüyor ve şöyle diyor:
"Genel başkan altı ay sonra seçimli tüzük kurultayı olacağını söyledi. O zaman hem partinin adının SODEP yapılması gündeme gelecek, hem de CHP'den gelecek arkadaşlarımızın da yarışacağı yeni bir platform doğacak. Altı aylık süreci en iyi şekilde değerlendirip, SHP'yi toplumsal muhalefetin öncüsü konumuna getireceğiz."
İzleyip, hepbirlikte göreceğiz...

cbilgen@milliyet.com.tr





EGE
Yazık oldu yarınlara!
Emeklilik hakkında her şey
DODAŞ sürpriz yapabilir





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Çağlayan Bilgen
Necati Çetiner
Reşat Yörük

© 2005 Milliyet