Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 04 Temmuz 2005 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Kariyerim    Business    Arabam    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
"Her zaman dürüst, her daim namuslu" bir yazar

"Vedat Türkali" kitabı romancı, şair, senaryo ve oyun yazarı Türkali'nin renkli hayatını yansıtıyor



Deniz küçükken babasına çok düşkündü. Kadir'in tevkif edildiği günlerde Üsküdar Pazarbaşı İlkokulu'nda ikinci sınıftaydı. (...) Devamlı babasını soruyordu. Biz de, 'Okulda, nöbette' diyorduk. Bir gün bize: 'Ben biliyorum. Babamı benden ayırmak için hapse attılar, ben gazetede okudum. Bizi kıskandılar!' dedi. Okulda ilk zamanlar hocası onu örnek öğrenci olarak gösterirmiş. Babasının komünist olduğunu öğrenince, tavrı tamamıyla değişmiş, her fırsatta ona kötü davranmış.
Barış'a gelince, Kadir'i aldıklarında iki buçuk aylıktı. Babasını tanımıyordu. Üç yaşındayken ona bir bebek almıştım. Onu çok sevmişti. Bir gün sordum: 'Sen bu bebeğin nesisin?' 'Annesiyim!' dedi. 'Oğlum, sen erkeksin, bunun babası olursun' dedim. 'Babası isem nerde benim hapsim?' diye cevap verdi. Barış babasını dört yaşlarında cezaevinde tanıdı. Eve döndüğümüzde babasını sorduklarında 'Baba dedikleri kocaman bir adammış' dedi."

Sıcak, mutlu aile ortamını elde etmek için çok çetin yollardan geçti
Yukarıdaki alıntıda sözü geçen kişileri söyleyeyim. Deniz: Deniz Türkali... Barış: Barış Pirhasan... Kadir: Vedat Türkali. Anlatan ise Vedat Türkali'nin eşi Merih Pirhasan. Alıntının kaynağı "Vedat Türkali" kitabı (Hazırlayan: Sebahat Özdemir, Everest Yayınları).
Bu dörtlüyü (ayrıca Deniz'in kızı Zeynep Casalini'yi) yakından tanıma olanağını buldum. Deniz'i genç kızlığında tiyatroda seyrettim. Barış'ın şiire adım atmasına tanık oldum. Zeynep'in bebekliğini
gördüm. Vedat Türkali'yle bol bol tavla oynadım.
Eşine ender rastlanır, sevgi dolu bir insan olan
Merih hanımın yemeklerini yedim. O sıcak mutlu aile ortamına imrenerek katıldım.
Ama o mutluluk ne çetin yollardan geçilerek, ne sınavlardan yüz akıyla çıkılarak elde edilmiş... Kitapta yedi sayfa kaplayan "Merih Pirhasan'la Söyleşi" bunu göstermeye yeter. Belki yukarıdaki kısacık alıntı bile.
Vedat Türkali geçen yıl mayısta 85'inci yaşını tamamlamıştı. Dostları o aydan başlayarak bir yılı "Vedat Türkali Yılı" ilan etmişlerdi. Kitap, bu amaçla düzenlenen etkinliklerden biri. İçinde Cemil Meriç'ten Atıf Yılmaz'a, Atilla Dorsay'dan Ömer Kavur'a, Server Tanilli'den Ece Ayhan'a birçok imzanın sanatçıyla ilgili görüşleri, değerlendirmeleri, saptamaları, anıları var.
Kitabın başında "Dostları Vedat Türkali'nin Seksen Beşinci Yaşını Selamlıyor" gecesinde sanatçının yaptığı konuşma var. Yaşamını zaten biliyordum Türkali'nin, eşine sevgisini de. Beni en çok etkileyen, Merih hanımı anlattığı bölüm oldu: "Salt istediğim şeylerle uğraşmam için para sağladı, o minicik maaşıyla. Her vakit biz onun kolları, kanatları arasında olduk. Şimdi bu yılı Vedat Türkali yılı diye ilan ediyorlar, sağ olsunlar... Benim için bu yıl Merih Pirhasan-Vedat Türkali yılıdır."

Eseri okurken, iki haftada kitap üreten "çağdaş yazarlar"ı hatırladım
Konuşmayı kapsamlı bir "Vedat Türkali Biyografisi" izliyor. Sanatta başarıların arkasında nasıl çilelerin bulunduğunu gösteren somut bir belge. Biyografiyi okurken, masa başında iki haftada kitap üretiveren kimi "çağdaş yazarlar"ın kulaklarını az çınlatmadım.
Doğrusu, bu tür kitapların pek ilgimi çektiğini söyleyemem. Çoğu yazılar bir örnek övgülerden oluşur. Ama "Vedat Türkali" kitabının değişik bir yanı var.
O da sanatçının "değişik yanları"ndan kaynaklanıyor sanırım. Türkali romancı, şair, senaryo yazarı, oyun yazarı... Film bile yönetmişti. Bu nedenle, kitabı oluşturan yazılar bir tekdüzeliği değil, bir renkliliği getiriyor. Emin Karaca'nın "Polemikçi Vedat Türkali" yazısı bile tek başına bir cümbüş.
"Bir Gün Tek Başına" ile başlayıp "Kayıp Romanlar" ile süren bir serüveni daha yakından izlemek isterseniz "Vedat Türkali" kitabını okuyun derim. O serüvenin, bir başka "büyük serüven"in yansıması olduğunu göreceksiniz. Bir aydının temel ilkelerini hep koruyarak, savunarak, "değişen çağ"ın ön saflarında nasıl yer alabildiğini de, tanıkların dilinden duyabileceksiniz.
Aslında tanıklara gerek yok, Türkali'nin yapıtları en büyük kanıt ya... Yine de Atilla Dorsay'ın sözleriyle bitireyim: "Ne yaptıysa iyi yaptı, her zaman dürüst kaldı, her daim namuslu olmayı bildi. Bugün, başta kendisi, herkese vereceği hesap son derece açık ve nettir."






PAZAR
'Bu albüm tutmaz çünkü ben beğendim'
"Peygamber torunu diye kartvizit bastırdı"
"Biz daha estetik voleybol oynuyoruz"
"Arabesk okusun, göbek havası söylesin, yakamı bıraksın"
AB destekli "Othello"da oynayacak
"Astrologlar uyanın!"
Bodrum'un en bakir beldesi: Iassos
Türkiye bu tadı sevecek mi?
Beyaz Afrika
Liseli gözüyle Amerika
Denizin üstünde zevkli yemek
Yine bizim Topkapı Sarayı
Demir yoksa kan da yok!
Kaçın, Dünyalılar geliyor
"Her zaman dürüst, her daim namuslu" bir yazar
Şarabın cennetinde...





Ahmet Turhan Altıner
Yasemin Çongar
Ali Rıza Kardüz
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Ülkü Tamer
Mehmet Yalçın

© 2005 Milliyet