|
'Çuval' olayının yıldönümünde TSK ve ABD
Süleymaniye'de Türk askerlerinin başına çuval geçirilmesinin üzerinden tam iki yıl geçti.
Bu talihsiz olayın yıldönümünde, ABD ile Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) arasındaki ilişkiler ve karşılıklı bakış nasıl?
Tortuları silinmedi
ABD'nin eski Ankara büyükelçisi Eric Edelman, genel yayın yönetmenimiz Sedat Ergin'e verdiği mülakatta, Süleymaniye'nin askeri ilişkilerde yarattığı hasarı gidermek için çok çaba gerektiğini, "üç ve dört yıldız kademelerinde çok iyi ilişkiler kurulduğunu", ancak "daha alt kademelerde" bunun tam yapılamadığını anlatmıştı (Milliyet, 18. 06. 2005).
Süleymaniye'nin tortusunun TSK'da tepeden aşağı indikçe daha fazla hissedildiğine ilişkin bu imaya, daha sonra bizzat Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök "Alt kademe bizden farklı düşünmüyor. Belli rütbeye gelinince daha dikkatli olunuyor" yorumunu getirdi (Milliyet, 25. 06. 2005).
Şu sonuç çıkarılabilir: TSK'nın "çuval" olayına kızgınlığı tümden silinmedi. Bu tepkinin yansıtılmasında, en üst rütbeli subayların gösterdiği dikkat, alt kademelerde olmayabiliyor.
Washington'daki yetkililer, en üst düzeydeki "yapıcı ve yakın" askeri diyaloğa karşın, iki ülkenin daha alt kademeli subayları arasında "güven eksikliği" yansıtan bir dizi olayın yaşandığını da vurguluyorlar.
ABD'lilerin öfkesi
Bir süre önce, Quantico Deniz Piyadeleri Üssü'nde Irak konulu bir toplantının tek Türk konuşmacısıydım ve bu "güven eksikliğini" orta ve alt rütbeli ABD'li askerler arasında bizzat gözledim. Özellikle Irak'ta fiilen görev yapmış ABD'li subaylardan gelen bazı sorular öyle "öfkeli" idi ve Türkiye'nin adeta "ABD'nin Irak'ta başarısızlığını isteyen bir ülke" gibi algılandığını gösteriyordu ki, toplantının moderatörü "subayların 'duygusal' üslubu" nedeniyle benden özür diledi.
Açıkçası, Irak'ta zorlanan ABD ordusu bünyesinde 1 Mart tezkeresini, Türk özel kuvvetlerinin K. Irak'taki bazı etkinliklerini ve yakın zamana dek İncirlik'in kullanımında yaşanan sıkıntıları "aklından çıkarmayan" subaylar da var.
Washington'da birçok analistin paylaştığı izlenim, Irak çelişkisinin ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) bünyesinde Türkiye'ye tepki yarattığı, buna karşın Avrupa Komutanlığı'nın (EUCOM) TSK'ya bakışının çok daha olumlu olduğu yönünde.
Özkök-Başbuğ etkisi
Washington'daki sivil ve askeri yetkililer, Orgeneral Özkök ile Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'un ikili ilişkilere "olumlu" katkısını her fırsatta vurguluyorlar.
Her iki generalin son dönemde gerek Türk-Amerikan ilişkilerine sahip çıkan, gerekse Irak, İran ve Suriye'de ortak vizyon ve çıkarlara işaret eden açıklamaları, Ankara ile Washington arasındaki siyasi diyaloğun "karşılıklı monoloğa dönüşebildiği" günlerde, ilişkileri bir bakıma kurtardı.
Bununla birlikte Washington'daki yetkililer, TSK'dan görmeye alışkın oldukları "kurumsal üslup birliğini" ve "yakın müttefik tavrını" yansıtmayan bazı çıkışlardan yakınıyorlar.
Örneğin, 1. Ordu Komutanı Orgeneral Hurşit Tolon'un Aralık 2004'te, Musul'da beş Türk güvenlik görevlisinin şehit düşmesine ilişkin olarak, Iraklı Kürtlerin yanı sıra ABD'yi de itham eden açıklaması unutulmadı.
Afganistan katkısı
Irak, ABD ile TSK arasındaki ilişkiyi zaman zaman zorlarken, Türk askerinin Afganistan'daki rolü Washington'da takdir konusu.
Türkiye'nin buradaki çokuluslu güce (ISAF) komuta etmesini değerlendiren bir ABD'li yetkili, "ISAF gibi çok parçalı bir gücün komutanlığı kolay değil. Bu göreve iki kez talip olan ve başarıyla götüren Türkiye'ye müteşekkiriz" diyor.
PKK ve Irak
İkili askeri ilişkiler esasen Irak'ta darbe yedi; düzelebileceği asıl yer de yine Irak.
Bunun önemli ayağı, Türkiye'nin PKK konusundaki beklentilerinin karşılanmaya başlaması olacaktır. PKK tehdidini yeniden hissetmeye başlayan Türkiye, ABD'nin K. Irak'ta PKK'ya karşı topyekun bir harekata girişmeden de yapabileceği somut girişimleri artık görmek istiyor.
Öte yandan, TSK ile ABD ordusu arasındaki kapsamlı PKK diyaloğunu, genel olarak Irak konusuna da yayabilmek artık şart.
Bunun bir yolu, son dönemde çalışmaları aksayan Yüksek Düzeyli Savunma Grubu'nun düzenli biçimde toplanmaya başlaması.
Bir başka yol, iki ülke askeri yetkililerinin Irak konusunda resmi gündemin de dışına çıkıp her türlü senaryoyu konuşabilecekleri daha rahat diyalog ortamlarının oluşturulması.
Askerin siyasi rolü
Washington'da AKP'ye güvenin sarsılması, ABD'nin hükümetin "düğmesine basıp" TSK'ya "siyasi rol" biçen senaryolara kayacağı türünden yorumlara yol açabildi.
Katılmıyorum.
ABD, TSK'nın üst kademesinin nüfuzunu ikili ilişkilere sahip çıkarak kullanmasından memnun olur, ama bu, Türk askerinin siyaset yapmasını istediği anlamına gelmez.
Tam tersine Bush yönetimi, Türkiye'nin AB yoluna devam etmesini, ve türban ya da cumhurbaşkanlığı tartışmaları olsun, artan terör tehdidi olsun hiçbir gerekçeyle normal sivil demokratik sürecin sekteye uğramamasını istiyor.
Bundan birkaç ay önce, ABD'nin NATO'da komutanlık da yapmış emekli bir generalinin, Türkiye'yi ziyaret edecek olan bir sivil dostuna ilettiği tavsiye notuyla bitiriyorum:
"Hilmi Özkök'le mutlaka görüşmelisin. Ordunun siyaset dışı kalması gereğine yürekten inanan bir Türk generalidir."
ycongar@erols.com
|
|