|
İnsanın kafasını karıştırıyorlar...
GÜNDE dört beş gazete okuyan bir dostum, arada sırada okumaya ara verir...
Niye?
"Kafam karışıyor!" der, lakin bir süre sonra tekrar başlar...
Arkadaşımız gazeteci olmadığı için sorun yok, ama bizim gazeteleri okumadan güne başlamamız mümkün mü?
Bizim de bazen kafamız karışıyor...
***
BAŞBAKAN Erdoğan, geçen gün Avrupalılara verip veriştiriyordu. Hem de nerede? "Müftüler Toplantısı"nda...
Tam yerinde!
Şöyle diyordu:
"Eğer hakikaten AB'nin Hıristiyan kulübü olmadığını iddia ediyorsanız, o zaman Türkiye'yi aranıza katmak zorundasınız. Aranıza kattığınız takdirde, tamam, burası gerçekten medeniyetlerin bir arada buluştuğu adrestir, diyeceksiniz, aksi takdirde bunu söylemeye hakkınız yoktur."
Bu ne demektir?
"Bizi Avrupa'ya alın!" demenin aba altından sopa gösterişi değil midir?
Hani Avrupalı da buna çok aldırır ya, neyse!
***
AYNI gün Dışişleri Bakanı Gül başka telden çalıyor, günü gelince Türk halkının AB'ye hayır diyebileceğini, söylüyor ve ekliyor:
"AB için son karar bizim!"
***
ŞİMDİ gelin bakalım kafanız karışmasın, Başbakan esip gürlüyor, AB Hıristiyan kulübü değildir, bizi alın, diyor, Dışişleri Bakanı, "Günü gelince, AB için son kararı biz veririz" diyor.
İnsanın kafası karışmaz da ne olur?
***
BAŞBAKAN üniversiteye taktı, onlara çok kızıyor, tabii imam hatiplilerin üniversiteye giriş katsayısı için, meydanlarda atıp tutuyor...
Eee, Başbakan üniversiteleri ve YÖK'ü siyaset meydanına çekince Başkan Prof. Erdoğan Teziç'e de cevap hakkı doğar:
"Siyasi çevrelere hitap etmek istiyorum. Eğitimle ilgili değerlendirmelerde üslubumuzu değiştirelim, meydanlarda üniversitelerimizi küçük düşürecek ifadelerle değerlendirmeyelim. Hepimizin çocuklarının Avrupa'da, Amerika'da okuma şansı yok. Türk evlatlarının üniversiteleri burada. O üniversiteler laik Cumhuriyet'in aydınlık temelleridir."
Olmadı Sayın Teziç, olmadı...
O cümleyi şöyle kurmalıydınız:
"Hepimizin, çocuklarını Avrupa ve Amerika'da okutacak dostları, arkadaşları yok!"
Böyle deseydiniz tam on ikiden vururdunuz, herhalde nezaketiniz mani oldu.
***
İKİNCİ hususa gelince:
"O üniversiteler laik Cumhuriyet'in aydınlık temelleridir."
İşte asıl sorun o ya!
Laik Cumhuriyet'in temellerine dinamit yerleştirmek üzere olanlar, buna nasıl tahammül etsinler.
Lakin çok güvendikleri Avrupa dağlarına da kar yağıyor.
Üniversiteye türbanla girmek için dava açtılar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi reddetti, bu defa sakalla girmek için dava açtılar, mahkeme bunu da kabul etmedi.
Bakalım böyle diye diye, nereye kadar varacaklar?
İnşallah hırsları akıllarından bir karış yukarıya fırlayıp "Kara cüppeliler!" demezler.
h.pulur@milliyet.com.tr
|
|