Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 04 Temmuz 2005 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Kariyerim    Business    Arabam    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
'Ver teşvik' - Al teşvik 'Yap kanun, - Al kanun


Mülkiye'de hocalarımız bizi zehirledi. Bize anlattılar ki, devlet "Kişiye özel kanun yapmaz. Devlet kişiye özel teşvik vermez..." Bize anlattılar ki, TBMM'den "Kişiye özel kanun çıkmaz. Bir kanunun sonuna kişiye özel maddeler eklenerek ona buna menfaat sağlanmaz..." Bize anlattılar ki, "Kamu yararı demek, halkın yararıdır. Kamu yararı, kişinin yararından önemlidir. Bir kişiye bir şey veriliyor ise onun parasını halk ödüyor demektir..."
Biz bu anlatılanlara inandığımız için, politikacılara "ayak bağı" oluyoruz. Politikacılar Mülkiyelileri sevmiyor.
Bu girişe ne gerek var diye sormayınız? Çünkü gene kafam karıştı. Ya bize Mülkiye'de öğretilenler yanlış, ya bu politikacıların yaptıkları yanlış...
Kimsenin aldığında verdiğinde gözüm yok. Birisine bir şey veriliyor diye yazı yazmak "kıskançlık" olarak kabul edilecek ama... Ne yapayım, olaylar üstüme üstüme geliyor.
Hafta sonu alelacele (IMF'yi memnun etmek için) çıkarılan Bankalar Kanunu'nun poposuna eklenen bir madde var ki, Mülkiye'de hocalarımızın bize anlattığına hiç mi hiç uymuyor.
Ne demek istediğimi müsaadenizle arz edeyim efendim.

Yok kanun, yap kanun
"Bankalar Kanunu" değiştirilirken kanuna bir geçici madde eklenerek "Sosyal Güvenlik Sistemi" ile ilgili bir düzenleme yapılması uygun görüldü.
Özel sosyal güvenlik sandıklarının Sosyal Sigortalar Kurumu'na devri kararlaştırıldı.
Bankalar Kanunu ile "Sosyal Güvenlik Sistemi"nin ne ilişkisi var diye sual eyleyeceksiniz?
Ben de size 24 Haziran 2005 tarihinde Hürriyet'te Vahap Munyar'ın yazısını özetleyeceğim. Yazının başlığı "800 milyon euro yük var. Kanun çıkmadan imza yok". Karamehmet tarafından içi boşaltılan Yapı Kredi'yi satın alacaklara Vahap Munyar soruyor: "Yapı Kredi Bankası'nda imzayı ne zaman atıyorsunuz? İş neden uzadı? Daha neyi bekliyorsunuz?" Yapı Kredi'yi alacaklar cevaplıyor: "Kanunu bekliyoruz. Kanun çıkmadan imza atmayız."
Mademki "Yok kanun... O zaman yap kanun..."

800 milyon euroyu SSK ödeyecek
Vahap Munyar'ın haberinden bir hafta sonra 1 Temmuz 2005 tarihinde Milliyet Ekonomi'de yayımlanan haberde şunlar yazılı: "Yapı Kredi Bankası'nın Koç-Unicredito ortaklığına satılmasının önündeki en büyük engel olduğu söylenen sosyal güvenlik sandığı ile ilgili özel düzenleme yapıldı. Bankalar Kanunu'na eklenen bir madde ile sosyal güvenlik sandıklarının Sosyal Sigortalar Kurumu'na devri kabul edildi."
Açık anlatımıyla, Yapı Kredi Bankası satılırken, bankanın 500-800 milyon euroluk riskini kanuna eklenen bir madde ile Sosyal Sigortalar Kurumu (yani saf ve bakir Türk halkı) omuzlamış bulunuyor. Bu operasyona "Yok kanun, yap kanun" operasyonu adı veriliyor.
506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun geçici 20'nci maddesiyle bu kanunun yayınından önce, bankalar, sigorta ve reasürans şirketleri, ticaret odaları, borsalar veya bunların teşkil ettikleri birlikler personelinin malullük, yaşlılık ve ölümlerinde yardım amacıyla kurulmuş sandıkların belli şartlara uymaları halinde devamına izin verildi.
Bu sandıklara üye olan çalışanlar her ay en az SSK primi kadar, bazılarında ise bunun üzerinde prim ödüyor. İşveren kuruluşlar en az SSK'ya tabi çalışanlara yapılan katkı oranında, bazılarında ise bunun üzerinde katkıda bulunuyor.

Sandıklar SSK'ya devroluyor
Sayılarının 17 olduğu söylenen bu sandıkların çoğu, çalışanın ve işverenin ek ödeme ve katkısı nedeniyle üyelerine SSK'nın sağladığı imkânların üzerinde imkân sağlıyor.
Bunların çoğunun matematik ve kanuni zorunluluk sınırını aşan varlığı var. Bunlar vakıf statüsünde... Ama bazı kuruluşlarda sağlık ve emeklilik sandıklarına ek (munzam) vakıflar kurulmuş.
Yeni düzenleme, ne "ana" ve ne de ek (munzam) vakıfların hükmi şahsiyetlerini yok etmiyor. Ek (munzam) vakıfların varlıkları ile ilgili herhangi bir düzenleme getirmiyor. Sadece sandıktaki (ana vakıftaki) emekli ve sağlık hizmetlerinin ve bu hizmetlerin teminatı olan varlığın SSK'ya devrini hedef alıyor. Daha önce sandık üyeleri veya işverenleri ek katkıda bulunmuş olsalar da sandık üyeleri bundan böyle ayrıcalıklı emekli aylığı veya ayrıcalıklı sağlık hizmeti alamayacak. SSK havuzuna girecek.
Sandık üyesi emekliler, çalışanlar biraz üzülecek ama... Ne yapalım... Yapı Kredi Bankası'nın satışını gerçekleştirmek için vatan onlardan fedakârlık bekliyor... Ne yapalım... Bu 500-800 milyon euronun faturasını halkımız KDV olarak ödeyecek ama... Vatan onlardan fedakârlık bekliyor... Olacak o kadar...

guras@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Çalınmış gençler...
ÖRGÜT ve tarikat tipi 'kabile'lerin çaldığı g...
Çetin ALTAN
Kozalak Memiş'in Latincesi
Memiş'in her zaman gömleği temiz, ayakkabılar...
Fikret BİLA
'PTT'nin T'siyken satsaydık makus talihimizi yenerdik'
Telekom denilince Tansu Çiller'i anımsamamak ...
Yasemin CONGAR
'Çuval' olayının yıldönümünde TSK ve ABD
Süleymaniye'de Türk askerlerinin başına çuval...
Semih İDİZ
Irak'ın dağılma süreci hızlanıyor
Son dönemde neredeyse tümüyle AB ile ilişkile...
Faik ÖZTRAK
Büyüme ve dış ticaret açığı
Geçen hafta açıklanan büyüme rakamlarına göre...
Hasan PULUR
İnsanın kafasını karıştırıyorlar...
GÜNDE dört beş gazete okuyan bir dostum, arad...
Ece TEMELKURAN
Pazartesi eşkıyaları
"Kusursuz standartlar ve eski moda dürüstlük!...
Yaman TÖRÜNER
Hap iyi geliyor mu?
İlaç fiyatları konusundaki tartışmalar sürüyo...
Güngör URAS
'Ver teşvik' - Al teşvik 'Yap kanun, - Al kanun
Mülkiye'de hocalarımız bizi zehirledi. Bize a...

© 2005 Milliyet