Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 05 Temmuz 2005 / Salı  
   Milliyet Online    Kariyerim    Business    Arabam    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
'Gökkafes gökten inmiş gibi; tepeden bakıyor'

Dünyaca ünlü ABD'li mimar çift Robert Venturi ve Denise Scott Brown, İstanbul mimarisine övgüler yağdırdı ama 'Gökkafes'ten hiç hoşlanmadıklarını söyledi

Şükran Pakkan - İstanbul

Dünya onları "dâhi mimarlar" olarak tanıyor. Bugün 80'li yaşlarını sürüyor ancak, hâlâ şehirleri yeniden yaratabiliyorlar. Dünyaca ünlü ABD'li çift Robert Venturi ve Denise Scott Brown, 22. Dünya Mimarlık Kongresi'ne katılmak amacıyla İstanbul'daydı.
En tanınmış projeleri arasında Londra'daki Ulusal Sanat Galerisi'nin Sainsburry Kanadı, Toulouse'taki Conseil General Kompleksi ve Japonya'daki Mielparque Nikko Kirifuri Oteli gelen mimarlar, bu kez kendi gözlerinden İstanbul'u anlattı.

Bu ikinci gelişinizmiş, İstanbul'u nasıl buldunuz, çok değişmiş mi?
Venturi: İlk gezimiz 1955'te olduğu için, tabii ki değişmiş. İstanbul çok ilginç ve çekici bir şehir. Buradaki çok çeşitliliği sevdik. Mesela, havalimanından çıktık, karşımıza önce Roma mimarisinden bir su kemeri, ardından Bizans surları, sonra tüm görkemiyle Osmanlı mimarisi çıktı. Sonra şehir merkezinde bizi modern yapılar karşıladı. İstanbul Türkiye'nin zengin, çeşitli ve çoksesli yapısını yansıtıyor. Çok dinamik bir şehir.
Brown: İstanbul'da tipik bir modern şehir hayatı görüyorum. Şehrin çağdaş ve doğal bir yapısı var.

Etkilendiğiniz bir yapı var mı?
Venturi: Ayasofya en sevdiğim ve bence tarih boyunca yapılmış en başarılı bina. Türkiye'den aklımda kalan tek yer Ayasofya'ydı. Bu konferansa gelme nedenlerim arasında Ayasofya gelir. Bunun dışında, Süleymaniye Camii ve Sultanahmet bölgesinden çok etkilendim.

Karmaşıklığı ile, sizin bugüne kadar savunduğunuz sadelikle çatışmıyor mu İstanbul?
Brown: Burada 2 İstanbul var. 50'lerin, 60'ların mimarisi yapılar son derece ilginç ve çekici. İstanbul'da karşıtlıklar bir araya gelmiş, basit, mütevazı ve etkili bir yapı meydana getirmiş. Mesela, burada bir camiye gidiyorsun, tek başına değil, koskoca bir kompleks niteliğinde. Şehir için yapılmış, sadece tek yönlü bir bina olsun diye inşa edilmemiş. Ama böyle yapılmış binalarınız da var.

Hangi binalar?
Brown: Mesela şu an içinde olduğumuzdan (Hilton Oteli). Bir de buradan daha yüksek bir yer var, tam arkamızda bir yerlerde (İşaretle gösteriyor.)

The Ritz Carlton Oteli mi?
Brown: Adını bilmiyorum ama buradan çok daha kötü. Bu tür binalar yapılırken çevresel faktörlerin dikkate alınması gerekir. Binalar hareket kazanmalı ama gökten inmiş gibi alakasız durmamalı.

Oraya Gökkafes deniliyor zaten...
Brown: Mimari yapısını beğenmedim, çevresine bakılınca çok yalnız duruyor. Tepeden bakıyor gibi, çok daha iyisi olabilirdi. Ama, biraz ilerideki eski apartmanlarınız çok daha zevkli görünüyor.




GÜNCEL
Yaz yağmuru asfalt söktü
Dünya mimarlarına acı itiraf
'Gökkafes gökten inmiş gibi; tepeden bakıyor'
Kentli Alevilerin yüzde 15'i ateist!
Caz festivali 12 yaşında
'Murat 124 mü gönderecekti?'
Yağmur altında ev umudu
Yaylalar için hava timi


© 2005 Milliyet