Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 05 Temmuz 2005 / Salı  
   Milliyet Online    Kariyerim    Business    Arabam    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Liseli gözüyle Amerika

ABD'de bir yıl yaşadıktan sonra Türkiye'ye dönmeye hazırlanan üç Türk lise öğrencisi: "Çok çalışanın iyi kazanabildiği, sokakta öpüşmenin yadırganmadığı, Bush'u seven kadar sevmeyenin de olduğu, sanıldığı kadar çok basketbol oynamayan dindar insanların ülkesi burası..."



Birbirlerini güldürmekten tarifsiz keyif alabilen ve dakikalarca kıkır kıkır gülmekten karınlarına ağrı girebilen bir yaşın çocukları onlar.
Amerika'da geçirdikleri bir yılın sonunda, Washington'da, ABD Dışişleri Bakanlığı binasında buluşuyoruz.
Demet Duran, Levent Mamur ve Selçuk Yücesoy. Az önce ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice ile bir araya gelen öğrenci grubundaydılar. Birazdan Senato'ya, Amerikan siyasetinin iki devi Edward Kennedy ve Richard Lugar ile buluşmaya gidecekler.
Şimdi ise, her biri Türkiye'nin ayrı bir şehrinden, ayrı bir liseden ve anlaşılan birbirinin pek de aynısı olmayan sosyal çevrelerden çıkmış, ABD'nin üç ayrı eyaletinde, apayrı koşullarda yaşadıktan sonra, birer hasret ve kopuş karmaşası halinde karşımızda oturuyorlar.
Üç gazeteci kadınız. İkimizin serinde AFS'lilik var. Yani lisede aileden ayrılıp bir yıl boyunca, uzak bir ülkede hiç tanımadığımız bir ailenin yanında, yeni bir dilde yaşayıp okula gitmenin ne demek olduğunu hatırlıyoruz.
Ama hatırladıklarımızla duyduklarımız aynı değil.
Demet, Levent ve Selçuk'un anlattığı Amerika, hem benim 20 yıl önce geldiğim Amerika, hem değil. Demet, Levent ve Selçuk'un 17 yaş Türkiyesi, hem benim 17 yaş Türkiyem, hem de hiç alakası yok.
Gözlerini 12 Eylül'den sekiz yıl sonrasının Türkiye'sine açmış gençlerden 11 Eylül'den dört yıl sonrasının Amerika'sını dinliyoruz.
Kendisine Mehmet mi, Selçuk mu diyeceğine arkadaşlarına danışarak karar veren Selçuk, "Çok eğlendim Amerika'da. Yabancı insanı çok seviyorlar burada" diye anlatıyor. Ankara Ayrancı Lisesi'nden. Bir yıl önce geldiğinde hiç İngilizce bilmezken, şimdi Türkçe kelimeleri hatırlamakta zorlanıyor.
Selçuk'unki öyle her Amerikalının bile kolay kolay tanıyamayacağı bir Amerika. Michigan eyaletinde bir "trailer park" ailesinin yanında kalmış. Yani normal bir semtte, normal evlerde değil; ABD'nin yoksullarının yaşadığı, sosyal sorunların bol, hizmetlerin ise kıt olduğu, otomobil arkasına takılan karavanlardan kurulu bir mahallede.
"Okuldaki Amerikalı arkadaşlarım, 'Ta Türkiye'den geldin, trailer park'ta mı yaşıyorsun?' diye dalga geçip durdular" diyor Selçuk. Yine de şikayetçi değil. O söylemiyor, ama bir "trailer park" bile şehirleşemeden şehirleşen Türkiye'deki nice yampiri apartmandan daha oturaklı olabiliyor bazen.

"Filmlerde ABD'yi hep güzel evlerle dolu bir yer olarak görürdüm, öyleymiş"
"ABD'nin sizi en fazla şaşırtan yanı ne?" diye sorunca, "trailer park" deneyimi olan birisinden kolay beklenmeyecek bir iyimserlikle anlatıyor Selçuk: "Çalışırsan çok iyi bir yaşam kurabiliyorsun. Bizdeki gibi değil."
Cıvıl cıvıl, eliyle koluyla konuşup gülen bir genç kız Demet; İzmit TEV İnanç Türkeş Lisesi'nden gelme ve ABD'de onu da en fazla etkileyen, "Hayat standardının yüksekliği" olmuş. "Filmlerde, güzel evler bahçeler olarak görürdüm Amerikayı. 'Fakir sokaklar da olmalı' diye düşünürdüm. Gelince baktım gerçekten de genellikle güzel evler, bahçeler. Çimento diye bir şey yok!"
Minnesota'nın varlıklı bir yerleşiminde fakirliği görmemesi doğal; pembe,beyaz bir Amerika Demet'inki. Yaşadığı çevrede hiç siyah aile yokmuş. Zaten, biraz da bu yokluktan kaynaklı bir gözlemini, çok önemli bir noktayı hatırlamış edasıyla aktarıyor: "Bizim düşündüğümüz kadar çok basketbol oynamıyor Amerikalılar..."
Beşiktaş Anadolu Lisesi'nden Levent, en sakin konuşanları: "Daha önce, genel olarak bakıyordum Amerika'ya. Artık insanına göre bakıyorum."
Ama genellemelerden kurtulmak zor. Levent "Birkaç insan dışında herkes savaşa karşı" deyiverince, Demet "Savaşa karşı olan da var olmayan da. Bush'u seven de var sevmeyen de" diye düzeltiyor. Onun yanında kaldığı aile "savaş destekçisi"ymiş mesela, epey tartışmışlar.
Levent, ABD'li Katoliklerin ne kadar muhafazakar olabildiklerine şaşmış: "Çocuğu aldıramıyorsun, boşanamıyorsun. Bizden daha dindar bunlar..."
Yine atılıyor Demet: "Daha da rahatlar. Sokakta sevgilinle öpüştün diye kimse karışmaz burada. Türkiye'de öyle mi?"
Selçuk "Ben burada dindar oldum. Dedemin verdiği Kuran'ı burada okudum" diyor. Hem saf hem cin halleriyle, neyi ne ciddiyette söylediğini tartmak güç. Amerikalı kız arkadaşının fotoğrafını gururla gösterirken de öyle, kilisede ilahi söyleyenlere küfrettiğini anlatırken de.
"ABD'ye geri dönmek istiyor musunuz?" diye sorunca, üçü de "Evet" diyor.
"ÖSS sistemi bana ters" diyen Demet, üniversiteye burada gitmeye kararlı. Levent Türkiye'de iyi bir yeri kazanamazsa gelme niyetlisi. Selçuk "Benim param yok yav" diyor, "Mastır için gelirim ben."
Levent "Burada okurum da, yaşamam asla" diye koyuyor noktayı, "Türkiye yerin dibine de girse bırakamam!"
Selçuk, Demet ve Levent bu hafta, bir yıl aradan sonra Türkiye'ye dönüp ailelerine kavuşacaklar.
Kafalarındaki Amerika, onları AFS sınavını kazananlar arasından seçip özel bir devlet programı kapsamında Amerikan ailelerinin yanında bir yıl bedava yaşatan, sonra da Washington'da siyasetçilerle tanıştıran
ABD yönetiminin yaratmak istediği imaja ne kadar uygun?
Ertesi gün, "Önyargılardan kurtulsunlar, kendi yargılarını oluştursunlar yeter" diyor programın koordinatörlüğünü yapan bir diplomat.
"Neden sadece Müslüman ülkelerden öğrenciler?" sorusuna yanıtı ise kısa: "Çünkü en fazla önyargı o ülkelerde!"








PAZAR
'Bu albüm tutmaz çünkü ben beğendim'
"Peygamber torunu diye kartvizit bastırdı"
"Biz daha estetik voleybol oynuyoruz"
"Arabesk okusun, göbek havası söylesin, yakamı bıraksın"
AB destekli "Othello"da oynayacak
"Astrologlar uyanın!"
Bodrum'un en bakir beldesi: Iassos
Türkiye bu tadı sevecek mi?
Beyaz Afrika
Liseli gözüyle Amerika
Denizin üstünde zevkli yemek
Yine bizim Topkapı Sarayı
Demir yoksa kan da yok!
Kaçın, Dünyalılar geliyor
"Her zaman dürüst, her daim namuslu" bir yazar
Şarabın cennetinde...





Ahmet Turhan Altıner
Yasemin Çongar
Ali Rıza Kardüz
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Ülkü Tamer
Mehmet Yalçın

© 2005 Milliyet