Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 06 Temmuz 2005 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Kariyerim    Business    Arabam    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
"Kim akıllı, kim deli / Nasıl ayırt etmeli?"

tubakyol@yahoo.com
Farklı farklı şekillerde belki ama neticede hep birlikte deliriyoruz...


Soyunmaya başladı. Tişörtünü çıkardı. Bizim evdeyiz. O da misafir. Bir arkadaşımın arkadaşı. Arkadaşım "O böyledir" dedi. "Tam olarak nasıldır yani?" Bu esnada pantolonunu da çıkardı misafir. "Böyledir" dedi arkadaşım.
"Bir sakıncası yok değil mi?" diye sordu boxer'lı misafirim.
"Çoraplarını da çıkar bari" dedim.
Birkaç hafta sonra yine aynı ekip bize gelecekti. "Gelenlerden biri soyunabilir, aldırma" dedim sevgilime.
Çocuk sevgilimden bant istedi. Kaşlarını kaldırıp bantladı. Sonra burnunun ucunu kaldırıp bantladı. Böyle botokslu ve burun estetikli biri olarak oturdu bütün gece.
Bir başka akşam, bu kez ortak arkadaşımızın evinde, omuzlarında siyah bir tül, ortalıkta bir sürü mum falan, öne arkaya mır mır mır tülleri savurarak sallanıp duruyor... Ne oluyor? Yıllar evvel denizde kaybolan sevgilisinin yasını tutuyor. Bu talihsiz olayın yıldönümüymüş! Ne sevgilisi, ne denizi, ne kaybolması... Hepsi hikaye.
Çok akıllı bir çocuktan bahsediyorum burada. Zeki. Eğlenceli. Yetenekli.
Deli mi?
Kim değil ki?

Hepimiz deliyiz
Reis Çelik "Deliler" diye bir belgesel hazırlıyormuş. Anadolu'nun çeşitli yerlerindeki akıl hastalarıyla konuşup görüntülüyormuş. Bu "delilerden" birine "Benden akıllısın. Niçin deli numarası yapıyorsun?" diye sormuş. "Bizim memleket sınıra yakın" demiş adam, "Yürüdüm sınırı geçtim. Artık kimse bana dokunmuyor. Her sınırı geçiyorum."
Bizim "deli"ninki de bu hesap. Bir kere "deliyim" diye belletti kendini, şimdi her sınırı geçiyor. Deli ya, "Dur kardeşim, niye soyunuyorsun?" demiyoruz mesela ona. Hatta, olur ya bir gün bize gelip soyunmazsa, ben ihtimal yadırgayacağım soyunmamasını.
Ya da ne bileyim, o akşam alnındaki bantlar biraz gevşemişti, tam bizden çıkarlarken yeniden bantladım ben; taksici onu en botokslu haliyle görsün diye. Hiç var olmayan eski sevgilinin hiç gerçekleşmemiş ölümü için taziyelerimizi de büyük bir ciddiyetle takdim ettik tabii ki kendisine.
Başka hiçbir arızamız yoksa bile deliyle deli olma kategorisinden deliyiz hepimiz.

Cins cins delilik
Zaten son günlerde kimden bahsedersek edelim, laf dönüp dolaşıyor, sohbet illa ki "Aaa, yazık, o da delirmiş" diye bitiyor. Doktorlar, mühendisler, bekçiler, marketteki kasiyer, benimkiler de dahil tüm arkadaşlarımın annesi ve babası, aslında tüm arkadaşlarım, ben...
Farklı farklı şekillerde belki ama neticede hep birlikte deliriyoruz.
Biri paraya takıyor, diğeri sekse... Bazısı sürekli takip edildiğini sanıyor, bazısı da kafayı alışverişle bozuyor.
Delilik de cins cins.
Kimi işi çılgınlığa vuruyor, egosunu yiyip yutup yalayıp; hayata egosuz, dertsiz, tasasız devam ediyor -komik oluyor.
Kimi kendini "dünyayı kurtaran adam" sanıyor; bir türlü kıymetinin anlaşılmamasından, kimsenin onu anlamamasından yakınıp duruyor -gülünç oluyor.
Bir programdan diğerine saniye saniye deliren ciddi adamlar, bir röportajdan ötekine adım adım deliren ünlüler, bir yazıdan diğer yazıya cümle cümle deliren köşe yazarları...
İnsan korkuyor!


Gülünç olma Cem Yılmaz!
Cem Yılmaz da 10'uncu yılında "Bizim değerimizi bilin" kervanına katıldı. Cem Yılmaz kadar değeri bilinen bir ikinci kişi var mıdır acaba memlekette? Biz bilet alıp onu izlemeye gittikçe, kendisi dalga geçiyordu "konuşan" bir adamı dinlemek için para ödüyor olmamızla. Ne oldu şimdi? Saygıda, sevgide kusur mu ettik, ne yaptık?
Cem Yılmaz komik bir adam. Gülünç olursa, yazık olmaz mı?



manik depresif köşe

Ben televizyon delisiyim. Zararsız görünüyor, değil mi? Oysa tırlatmak üzereyim. Zira televizyondaki altyazıların benim için gizli mesajlar içerdiğine inanmaya başladım. Ciddiyim. Ne zaman içimden bir şey geçirsem, bir bakıyorum, a ha, tam o anda altyazıda o cümle yazıyor. Ne bu şimdi? Delilik alameti değil mi?
Değil. Aynı dizinin ya da filmin bininci tekrarını bininci kez izliyorsanız eğer, orada ne yazacağını ezbere bilirsiniz tabii, ne var bunda? Problem, o dizinin ya da filmin bininci tekrarını bininci kez izlemekteki ısrarda. Hem manik, hem depresif, hem deliyim.



Köyün delisi kim?

Hülya Avşar uzun süreli ilişkilerde haftada üç kez seks yapmanın zor olduğunu söylemiş.
Evli ünlü kadınlara sormuşlar hemen: Pardon, siz kaç kere?
"Benim evliliğim daha yeni..." diyen var, "Elimden geldiğince..." diye cevaplayan var.
Tabii Haydar Dümen de aranmış: "Doğrusu nedir hocam?"
"Hoca" da cevap vermiş, "Bu iş öyle sayıyla kısıtlanmaz" demiş, Hülya Avşar'a kızmış falan filan...
Sık sık böyle oluyor. Biri ortaya bir mevzu atıyor, sonra herkes o mevzuya bir cümle katıyor.
Uzun süreli ilişkilerde haftada kaç kez seks yapmak normal?
Ya da ne bileyim...
Cumhurbaşkanının karısı türbanlı olur mu, olmaz mı? Peki, Emine Erdoğan'ın başındaki "şey" türban mı, başörtüsü mü?
Hadi taşı atan deli diyelim, çıkarmaya çalışan kırk kişi akıllı mı?
Atılan her taş birinin bir yerine değdiğine göre... Galiba köyün tamamı deli.




Ben de bunu espri sandım ya... Delirmişim!
Geçen hafta "Kim Paris Hilton Olmak İster" diye bir yazı yazdım ya ben. Hani NBC "Paris Hilton Olmak İstiyorum" diye bir yarışma hazırlıyormuş. Türk yapımcılar da bu yarışmaya talipmiş, yerli Paris Hilton arıyorlarmış.
"Yerli Paris Hilton kim?"
"Tabii ki Seren Serengil hah hah hah" diye eğlenmiştik biz bu haberi okuyunca. Fakat sonra ben bunu yazdım mı? Hayır.
Seren Serengil-Paris Hilton eşleşmesinin absürdlüğü benim yazılı ifade sınırlarımı zorlar, kimse de artık suyunun suyu bu espriye gülmez zannettim.
Delirmişim! Benim de gerçeklikle bağım kopmuş herhalde.
Absürd ne, espri nerede?
"Paris Hilton Olmak İstiyorum" yarışmasına değil ama, Paris'in Fox TV'deki reality show'u "The Simple Life / Basit Yaşam"ın yerli versiyonu için Paris'in yerine belirlenen yerli isim kim?
Tabii ki Seren Serengil!






CUMARTESİ
"Her binişimde attan düşerdim ama iyi yetiştirici oldum"
"Seksi otel" seçilmek onları biraz korkutmuş!
Bu konserleri atlamayın
Müzik yine Afrika'nın yanında
Yaz adalarda yaşanır
Tatil bavulunu hafife almayın
Bodrum'da modern kilim ve halılar
MİNİKLERİN DÜNYASI
"Bazen gerçek bir müzisyen olmadığımı düşünüyorum"
Galata'da festival var
Bitmeyen tehdit





Cengiz Eren
İlke Gürsoy
DONATELLA PİATTİ
Sarıkız'ın Anıları
Cemal Saydam
Tuba Akyol
İlhan Uçkan

© 2005 Milliyet