|
 |
|
|
Cin ve tonik masalı (2)
Benim Gözlüğümden / Nihat Demirkol
"Cin malûm, şeffaf bir dantel gibi, içi dışı bir. Böğürtlen kokulu ama aslı ardıç tohumu. Her biçimde güzellik... Tonik ise kıpır kıpır, vakûr ama heyecanlı. Delişmen ama ciddi. Rüzgâr rüzgâr salkım söğüt, kinin esaslı: Yani her derde devâ... Gel zaman git zaman, akşam sefası saatlerinde, bütün zamanların en güzel kokteyli diye bilinen 'aşk olsun' niyetine buluşmaya başlamışlar" demiş ve onları câm içinde sarmaş dolaş bırakmıştık.
* * *
"Bu kere", diye devam ediyor masal söyleyen... Bu câm içindeki sarmaş dolaş halin, "Gönlü her yerde buhûrdan gibi yıllarca tüter" misali pek hoş bir kokusu varmış. "Nedir bu?" diye sormuş cin. "Benim kokum" demiş tonik sadece... "Senin kokun: Pudra, sabun/Benim kokum: Rakı, tütün" diyen şair kıskanırmış, ne gam?
Sevdâ masalı bu, biraz dargınlık biraz naz. Biraz çapkınlık, biraz hiddet. Biraz suskunluk, biraz insaf. Biraz tereddüt, biraz sitem. Biraz Orhan Seyfi, biraz Ali Rıfat Çağatay. Biraz nihavend, biraz da Münir Nureddin Bey elbette... Tonik, "Sarahaten acaba söylesem darılmaz mı?" tereddütünü yaşarken; "Gelmedin bir kerreden maada neden?", diye sormaz mı cin!
* * *
Cevabı önceden hazırlanmışa benzer bir güftenin buğusu yetişmiş toniğin imdâdına: "Bir lâhza unutmam güzelim sizi kalbimden ayırmam/Ona göz değmesin ister, size sevdâmı duyurmam/Size nâzım geçiyor ondan ya bu halim... /Sizi sizden mi sakınmak izâhı bu halin?" Cin severmiş aslında, her fırsatta üste çıkmayı da, pek belli etmezmiş. KürdÓlihicazkâr bir ısrarla pek zarif üstelemiş: "Gelsen bize akşam, yine mehtâb görünsün / Dök bağrıma zülfün, gece meltemle sürünsün / Kalbim yine aşkınla taşıp şevke bürünsün / Dök bağrıma zülfün gece meltemle sürünsün..."
* * *
Zaman, mekân, fırsat, imkân derken; "Siz bana bakmayın, ben sizin baktığınız yerde olurum"a bağlanmış sözler. Gurub vakti en son düşünülen, tulû vakti ilk akla düşen olmaya dair sözler verilmiş. Bu masal burada bitmiyor elbette... Gelecek haftalarda devam edeceğiz. Lâfı nereye getirmeye mi çalışıyoruz? Masalın akışı, pek çok gence bir eski zaman macerası gibi gelecektir. Sadece ve sadece onları, estetiğin ıskalandığı bir birlikteliğin, büyü yapmayı bilmeyen bir cadıdan farkı olmadığını hissetmeye davet ediyorum.
* * *
"Yaz İstanbul'unun, kıyı yollarının rıhtımlı kaldırımlarında, birbirlerine sokularak kendinden geçmiş yürüyen genç kızlarla delikanlıların sadece bakışlarından değil, adımlarından da buğu buğu aşk tüter. Öyle usul usul neler konuşurlar ki? Bizler, sizler, onlar yani hepimiz; o yaşlarda ve daha sonraları neler konuşmuşsak, aynı şeyleri konuşurlar" der Çetin Altan bir yazısında. Birbirlerine kendilerini anlatmaya çalışırlar, özelliklerini, üzüntülerini, duygularını, huylarını... Sanki insan kendini tanıyabilirmiş gibi... Cin ve tonik de biraz böyle işte...
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|