
|
|
|
 |
|
|
Eti'nin ilk bisküvilerini o yoğurdu
Gülay Kanatlı, 'Bisküvi Uygarlığı' Eti'nin kurucusu Firuz Kanatlı'nın eşi. 16 yaşında geldiği koca evinde eşi Firuz Kanatlı'nın yalnızca kendi işini kurmakla ilgili hayallerini değil, bütün güçlüğünü de paylaşmış. Onun bisküvilerinin hamurunu elleriyle yoğurmuş. Çilesini çekmiş. Eti'nin hamurunda, bir şirket olarak serpilip gelişmesinde onun emeği de var. Eti, kendi sektörünün en büyük firmalarından biri haline geldikten sonra da köşesine çekilip rahatına bakmamış. Tekstil şirketi kurmuş. Çocukları ile birlikte Çin ve İtalyan lokantaları açmış. Havacılık sektörüne girmiş. Gülay Kanatlı 'Hâlâ yapacak çok işim var' diyor. 'Torun torba sahibi' olmasına aldırmadan, hayata üreterek katılmanın hazzıyla çalışıp duruyor!
EYLEM TÜRK
eturk@milliyet.com.tr
Anadolu, adı gibi şaşırtıcı kadınların coğrafyası. Kendisine 'Eti Anne' denilen Gülay Kanatlı da bu şaşırtıcı kadınlardan biri.
Gülay Kanatlı, belleklerimize "Bir bilmecem var çocuklar. Haydi sor sor..." reklam cıngılı ile kazınan Eti'nin inanılmaz başarısının arkasındaki kadın... Onun, Eti'nin kurucusu kocası Firuz Kanatlı'nın başarısındaki rolü, 'Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır' klişesinin sıradan anlamının ötesine gidiyor. Gülay Kanatlı'nın Eti'ye anneliği, çok daha elle tutulur bir gerçek!
Kocası Firuz Kanatlı tarafından kurulan Eti'nin ilk bisküvilerinin hamurunu bizzat o yoğurmuş. Esnaf lügatıyla söylersek, Eti bisküvilerinin ilk 'hamurkârı' Gülay Kanatlı olmuş. Etimek yapmak için üç çuval undan yaptığı hamuru saatlerce yıkayıp gluten (öz) çıkarmış...
Eti'nin, serpilip gelişmesine; çocukluk, ilk gençlik ve yetişkin günlerine eliyle, emeğiyle, kalbiyle katılmış. Eti, kocası Firuz Kanatlı'nın önderliğinde alıp başını gittikten sonra da girişimci ruhu, yaşıtları gibi evinde oturmasına müsaade etmemiş. Gülay Kanatlı, hayata üreterek katılmak için yeni yollar aramış. Bulmuş da...
Bugün kurduğu konfeksiyon fabrikasında 300 kişiye istihdam sağlarken, çocuklarıyla ortak kurduğu Çin ve İtalyan restoranlarıyla da Eskişehir'in sosyal hayatına renklilik getirmiş.
Yine çocuklarıyla ortak havacılık şirketi kurmuş. Sarp Havacılık adı altında helikopter taşımacılığı yapıyor.
Bisküvileriyle, çikolatalarıyla her zaman hayatımızın içinde olan, adını Hitit (Eti) uygarlığından alan firmanın doğuşunda da önemli katkısı olan Gülay Kanatlı, başarılarını anlatmasından hoşlanan birisi değil. Anadolu kadının, kudretini sessiz dirayetinden alan tarzı ile çalışmış ama 'anlatsam roman olur' denilebilecek bir hayatı yaşamasına karşın, basına, televizyonlara çıkmamış. İlk defa Business'a konuşan Gülay Kanatlı'nın çok renkli bir hayatı var.
Renkli hayat öyküsü
Bugüne kadar kamuoyunda hiç görünmeyen Gülay Kanatlı, kişiliği kadar renkli bir hayat öyküsüne de sahip. Saçlarındaki kırlar geride kalan yılları ele verse de açık yeşil gözleri hâlâ pırıl pırıl, hâlâ hayat dolu.
1942 doğumlu Kanatlı, İstanbul'da Moda'da büyümüş. Babası bankacı, annesi ev hanımı. 1958 yılında, daha 16 yaşında Firuz Kanatlı ile evlenip İstanbul'dan Eskişehir'e taşınmış.
O günleri şöyle anlatıyor:
"Evlendim. Eşimle ben altı ay nikahlı olarak bekledik. Düğünümüz altı ay sonra yapıldı. O dönem böyle bir gelenek vardı. Eskişehir'e taşındık ve ben 17 yaşında anne oldum.
Evlendiğimizde eşim Cenevre'den yeni gelmişti. İşletme okumuş. Ben orta okuldan ayrıldım. Beceremedim o kadarını. Eğer bugün bir yere gelmişsem, kocam sayesindedir. Soranlara Firuz Kanatlı Üniversitesi'nden mezunum derim. İşte esas dipsiz kuyu odur."
Hamuru saatlerce yıkadı
Kanatlı Eskişehir'e geldiklerinde, kayınpederinin kardeşleriyle ortak bir un fabrikası olduğunu söylüyor ve şöyle devam ediyor:
"Eşim burada işe başladı. Eşim hiç yetinmeyen bir insandı. Ben kendi başıma bir iş yapacağım diyordu. Bisküvi fabrikası kurmaya başlayınca evde denemelere başladık. Benim o zaman bir çocuğum var. Akşamları çocuğumu yediriyorum, yatırıyorum. Kocam tarifleri okuyor. Ben hamuru yoğuruyorum. Ardından pişirip tadına bakıyoruz. Halk sevecek mi diye.
Bozüyük'teki Etimek fabrikasını kurduğumuz zaman eve üç çuval un geldi. Karıştırılacak, hamur yapılacak. Üç çuval unu hamur yaptım, nasıl zor bir şey olduğunu biliyor musunuz? Ve ben bunu yaptım. Gluten lazım, yıkaya yıkaya saatlerce soğuk suyla onu çıkarttık. Çocuk da olduğum için biraz da eğlenerek yapıyordum. Çok eğleniyordum yaparken."
Eşi Firuz Kanatlı'nın bisküvi fabrikasını 1962 yılında kurduğunu söyleyen Kanatlı, "Bayağı zor senelerdi, ihtilal oldu. İhtilalde bizim bazı işlerimiz durdu. Yapılamayacak hale geldi. Sanki dünyamız yıkıldı gibi oldu. Ama ben çok bir şey anlamıyordum. İkinci çocuğuma hamileydim. Üzülüyordum bir şeyler oluyordu ama çocuk yaştaydım ve tam algılayamıyordum. 21 yaşındayken üç tane çocuğum vardı. Kocam çok çalışkan bir insandır. O dönem arabamız da yok, kamyonumuz vardı. O zaman da kamyonlar buz gibi, ısınmaz, donardık" diyor.
'Gece hayatımız olmadı'
Eşinin evine çok bağlı olduğunu anlatan Gülay Kanatlı, "Bir defa işini çok iyi bilir. Bizim öyle gece hayatımız filan hiç olmadı. Ama eskiden Türkiye daha canlıydı, balolar olurdu onlara giderdik, şimdi yok öyle şeyler" diye anlatıyor.
Kanatlı aynı zamanda Kanat Tekstil'in de sahibi. Soyadlarını verdikleri bu şirketi de aynı beceri ve girişimcilikle kurmuş.
Evinde oturup, rahatına bakacakken yeni işlere atılmış. Kendi işini kurmasının öyküsünü de şöyle anlatıyor.
"Kocam çok çalışıyordu, çocuklarım da büyümüştü. Ben çok yalnız kalmıştım ve sıkılıyordum. Yapacağım hiç bir şey yoktu. Hep kendime iş bulmak istiyordum.
Kocam ilk başlarda çalışmama müsaade etmedi. O günlerde kızım Başak, Chicco mağazası açmıştı. İşleri nedeniyle kapatma kararı aldı. Kapatmak istemediği için mağazayı bana devretmeyi teklif etti. Ben de kabul ettim. Eşim izin verdi ve böylelikle ben Chicco'ya 1987 yılında ortak oldum. Bir, iki derken 13 mağazam oldu. Şu anda sayısını altıya düşürdük. Hep kendi imkânlarımla yapmaya çalıştım. Eşimden de istemem, çok da gururluyum. Tabii sıkışıp istediğim zaman da hiç olmadı değil. Ekonomik krizlerde ara sıra destek de oldu. Bu kriz döneminde niye kendi malımı kendim üretmiyorum diye düşündüm. Her zaman çocuk konfeksiyonu üretimi yapmak istedim ama olmadı."
İşe beş kişiyle başlamış
Gülay Kanatlı, öyle büyük bir tekstil yatırımına girişmemiş. Onun için güzel olan kurup, emeğiyle büyütmek. Tekstil işinde de böyle yapmış. Önce küçük bir atölye kurduğunu söyleyen Kanatlı, "1994 yılıydı. Beş altı tane makine aldım geldim. Bunun da evveliyatı var. Eşim bir gün bana 'Ben sana mağazacılıktan çok sanayiciliği yakıştırıyorum' demişti. Atölyeyi yavaş yavaş büyüttüm" diyor.
İşe beş kişiyle başladığını söyleyen Kanatlı, şöyle anlatıyor:
"Sonra on kişi oldu, derken yirmi kişi, yirmi beş kişi. Ardından 1997 yılında İstanbul'da bir perakende satış mağazası açtık. 2000 yılında ekonomik kriz nedeniyle kapadık.
İşleri büyütmek amacıyla 2002 yılında yer aramaya başladıklarını anlatan Kanatlı, eşinin tavsiyesiyle fabrikayı Organize Sanayi Bölgesi'nde (OSB) kurmuş.
"Eşim fabrikanın Organize Sanayi Bölgesi'nde olmasını istedi. Ben de buraya hiç gelmek istememiştim. Valla, ne bileyim, burası biraz ürkütüyordu. Sonuçta ben Marmaris'teyken OSB'deki şu andaki yerimizi bulmuşlar. Bana resimlerini gönderdiler. Başladık ve bugün buradayız" diyor.
Yanında 300 kişi çalışıyor
Ailesine bir katkıda bulunmadığını söyleyen Kanatlı şöyle anlatıyor: "Ben bu işi kendi keyfim için yapıyorum. Buradan bir şey yapıp da ortaya çıkardığım hiçbir şey yok. Ben daima elimdekini buraya koyarım.
Çünkü biz devamlı genişliyoruz. Türkiye çok istikrarsız biliyorsunuz. Tekstil iki ay kapanır, iki ay siz cebinizden yersiniz. Bu üç ay olursa dışarıya taşarsınız. Ben bu işi zevk için yapıyorum. Bana şu kadar kişi çalışıyor burada dedikleri zaman zevk duyuyorum. Ve şu anda aşağı yukarı 300 kişi çalışıyor yanımda. İşte zevk bu."
Şu ana kadar dolaylı ihracat yaptıklarını anlatan Kanatlı, kısa süre içinde direk ihracat yapacaklarını kaydediyor. Kanatlı, "Hayal ettiğim fabrika da buydu benim. Biz her şeyi dikiyoruz. Şu anda altı tane mağazam var" diyor.
'Etiform kızım içindi'
Gülay Kanatlı aynı zamanda Eti Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı. Eti'nin kurulduğu günden bu yana lezzetin yanı sıra tüketicilerine sağladığı güvenle de öne çıkan bir marka olduğunu belirtiyor.
"Özellikle çocuk beslenmesinde ve diyet ürünlerinde sağlıklı beslenmeye gösterdiği özen, bu güvenin en büyük nedenlerinden birisi" diyor.
Eti'nin her zaman lezzetli, beğenilen ve sektörde ilk olan ürünler yarattığını belirten Kanatlı şöyle devam ediyor:
"Türkiye'nin ilk lifli bisküvisi olan Burçak, ilk paketlenmiş kek, ilk paketlenmiş turta, pakette satılan ilk hazır kızarmış ekmeği Etimek, ilk bebe bisküvisi Cicibebe, kağıtta sunulan ilk ıslak keki Browni Gold, sosyal sorumluluğumuz çerçevesinde Çölyak hastaları için geliştirilen ilk glütensiz bisküvisi Pronot Eti'nin 44 yıllık yolculuğunda yarattığı ilklerden sadece birkaçı."
Eti'nin olduğu gibi ürünlerinin de ilginç öyküleri var.
Kanatlı, "Benim ortanca kızım yemeklerine çok dikkat ediyor. Etiform ilk ona diyet olarak düşündüğümüz bir ürün. Eşim de yemeklerine dikkat eder. Etimek de onun içindi" diyor.
'Şirket istediğim yere geldi'
"Vurdumduymaz bir insan olmayı çok arzu ederdim" diyen Kanatlı şunları söylüyor:
"Siz bana bir derdinizi söyleseniz ben bütün gece sizin derdinizi düşünürüm. Hayat bazen çok zor, bazen çok kolay. Çok güzel günlerim geçti ama. Bakıyorum da daha ölmeyi düşünmüyorum. Daha yapılacak çok şey var. Burayı daha büyütür müyüm büyütmez miyim bilemiyorum ama arkadaşlarımın sayesinde istediğim yere geldi."
Ali Şükrü'nün torunu
Söyleşi sırasında Gülay Kanatlı'nın anne tarafından Trabzonlu olduğunu öğreniyoruz. Hatta Cumhuriyet döneminde en ilginç siyasi cinayetlerden birine kurban giden Trabzon Milletvekili Ali Şükrü Bey'in torunuymuş.
Annesini yedi yıl önce kaybeden Kanatlı, "Annemin ölüm ilanını verdiğimiz zaman 'Ali Şükrü'nün kızı hayattaymış ve kimse bilmiyor' diye makale yayınlandı" diyor.
25 yaşında torunu var
Kanatlı'nın bir erkek ikisi kız üç çocuğu, onlardan da yedi torunu var. "Büyük torunum nisanda 25 yaşını bitirdi. Hukuk fakültesinden mezun oldu" diyor.
Davetlere ve günlere pek alışkın olmadığı için kimseyle bir ilişki kuramadığını söyleyen Kanatlı, "İş hayatında olunca, iş hayatındaki insanlarla dostluk kurabiliyorsunuz. Öyle ev gezmeleri olmuyor. Fabrikayı kuralı 10 yıl olmuş. Tarihler beni bayağı bir silkeledi. Çok şey yaşamışım" diyor.
Çocuklarıyla ortak Çin lokantası kurdu, havacılığa girdi
Kısa bir süre önce çocuklarıyla ortak olarak Eskişehir'de Çin ve İtalyan lokantası açtıklarını söyleyen Gülay Kanatlı, şöyle anlatıyor:
"İlk başta küçük bir yerdeydi. Sonra ailemize ait olan Eti Plaza'nın altında daha büyük mekâna taşıdık restoranları. Ben Çin mutfağını çok severim. Yurtdışına giderken daha uçağa binince akşam hangi Çin lokantasına gitsek diye düşünürdüm. İtalyan Lokantası ise oğlumun fikriydi. Ve çocuklarımla ortak olarak Universal Gıda'yı kurduk. İki kızım, bir oğlum ve ben. Eşim girmez öyle işlere."
Geçen yıl da yine çocuklarıyla ortak Sarp Havacılık'ı kurduklarını belirten Kanatlı, "Helikopter ile taşımacılık yapıyoruz. Firmalar kiralıyorlar. Bizim için de çok iyi oluyor. Genel müdürler sabah gidiyorlar toplantıya akşam dönüyorlar. Yabancı konuklar geliyor" diyor.
'Bisküvi uygarlığı'
1961 yılında Firuz Kanatlı tarafından şahıs şirketi olarak kurulan 'Eti Bisküvi Fabrikası', bir yıl sonra 22 çalışanıyla üretime geçmiş. Fabrikanın ilk ürünleri arasında, 'Finger', 'Marie', 'Kremalı', 'Sable' ve 'Bademli' yer almış. 1965 yılına gelindiğinde Eti artık Türk mühendislerin de katılımıyla otomasyona geçişi tamamlamış. 1972'de ticari ünvanı 'Eti Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.' olarak değişmiş. İlk ihracatını 1974'te Kıbrıs'a gerçekleştiren Eti, beş yıl sonra grup şirketlerinin tüm makine ve tesis ihtiyaçlarını kendisi karşılamaya başlamış.
1979 yılında İspanya Food Europe Ödülü'nün sahibi olan firma, 1980'de 'Tam Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.' olarak Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi'nde kurulmuş. Bisküvi, çubuk kraker ve kek üretimine başlayan firma, bir yıl sonra ürünlerin pazarlaması ve satışını etkin olarak yürütebilmek için Eskişehir merkezli 'Eti Pazarlama ve Sanayi A.Ş.'yi kurmuş. 1983'te ilk kez 'sanayi tipi kek' üretimine başlayan Eti, aynı yıl İngiltere Alimentacion Europe ve Golden Mercury International Ödülleri'ni almaya hak kazanmış.
1988 yılında, Türk Standartları Enstitüsü, ambalajlarıyla da beğenilen Eti ürünlerini, birinciliğe layık görmüş. 1992'de Eti Gıda A.Ş. Organize Tesisleri hayata geçirilmiş. Türkiye'nin bisküvi sektöründeki ilk ISO 9002 belgesini alan firma, Kasım 2001 - Mart 2002 arasında yapılan 'Tüketicinin En Güvendiği Marka' anketi sonucunda 2002 Kalite Ödülü'nü almış.
150 çeşit ürünü var
Eti, 2003 yılının son çeyreğinde tüketiciden gelen yoğun talep doğrultusunda faaliyet alanını kendi uzmanlık alanına paralel olarak genişleterek çikolata sektörüne girmiş. Aynı yıl, yeni kek fabrikasının da temelleri atılmış. Bugün Eti, kraker, kek, turta, gofret, çikolata kaplamalı ürünler, çikolata, sağlık ve çocuk ürünleri kategorilerinde 150 çeşidi aşkın ürüne imza atıyor. Eti'nin sektörde liderliğini yaptığı 'Eti Form' markasının 2002 Temmuz ayında çıkardığı yeni ürünlerle ve başlattığı reklam kampanyasıyla unlu mamüller pazarında yeni ve rekabetçi bir kategoriye öncülük ettiğini söyleyen Kanatlı, ürün çeşitlemesinde ilk göz önüne aldıkların noktanın halkın beğenisi olduğunu, geniş bir ürün gamına sahip olmanın da bu noktada avantaj sağladığını anlatıyor.
'Eti' adı, Hititler'den
Şirketin 'Eti' adını almasının öyküsü de hayli ilginç. Firuz Kanatlı, önceleri 'Bal' ismiyle piyasaya çıkmayı düşünmüş. Ankara'ya müracaat ettiğinde 'Bal' isminin tescilli olduğunu öğrenmiş. Bunun üzerine yeni bir isim arayışına girmiş. Sonunda bir dostu Anadolu'da kurulacak ilk bisküvi fabrikasına, tarih öncesi Anadolu medeniyetleri arasında önemli bir yere sahip olan Eti Uygarlığı'nın (Hittit) isminin çok uygun olacağını söylemiş. Anadolu medeniyetlerine ait güneş sembolünün (güneş kursu) de kullanılabileceğini
ve bunun markaya ayrı bir değer katacağını söyleyen dostunun bu fikrini çok beğenen Kanatlı, bu isim için Ankara'ya başvurmuş ve tescilli olmadığını öğrenmiş. Eti'nin isminin öyküsü böyle.
Rakamlarla Eti...
2004 yılında ton bazında yüzde 20, ciro bazında ise yüzde 35'in üzerinde büyümüş.
Bu yıl yeni pazarlara girmeyi hedefleyen şirket ihracatta yüzde 12 büyüme hedefliyor.
Eti, Bulgaristan, Lübnan, Azerbaycan, Hırvatistan, Fas, Ürdün, Cezayir, Hollanda, Almanya, İngiltere, Romanya, Belçika ve Fransa başta olmak üzere 65 ülkeye ihracat yapıyor.
Bugün Eti'nin kraker, kek, turta, gofret, çikolata kaplamalı ürünler, çikolata, sağlık ve çocuk ürünleri kategorilerinde 150 çeşidi aşkın ürünü bulunuyor.
|
|
|

|
|