|
 |
|
|
Fazla hesap reytingi bozar
Dört büyük kulüp, yeni havuz muhasebesindeki yüzde ellibiri performans payına neden karşı çıkarlar?
Acaba performanslarına mı güvenmiyorlar?
Üstelik yüzde kırkdört gibi büyük bir bölüm, haftalık puan kazanımına bağlanmış. Bundan iyisi "gasp"a girer artık.
Madem ki, her biri sezona şampiyonluk müjdesi ile başlıyorlar; alsınlar şampiyonluğu doysunlar paraya.
Ama hayır... Reytingden bahsediyorlar.
***
O reyting ki, futbolun dünya popülaritesini Türkiye'ye taşıyan medya olmasa, nasıl kazanılacak bilinmez.
O zaman medya da pay mı almalı kulüplerin gelirlerinden? Sayfalarda çıkan Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş, Trabzonspor haberlerinin sütun santimlerine göre fatura mı yazmalı?
Her kulüp kendi özel haberini kendi televizyonuna, dergisine verdiğinde tazminat mı istemeli, ambargo mu koymalı, boykot mu etmeli?..
Bu işler böyle olmaz...
Reyting dediğiniz hadise bir yumurta ve tavuk öyküsüdür. Hele hak edilmemiş reyting!.. Çıkartın medyayı, geriye bir avuç fanatikle, konu bulamadığı için takımından bahseden "dilde" taraftar kalır ki, stadları doldurmak kabil olmaz.
Benim Antalya yolunda Sivrihisar'ın kahvesinde rasladığım yöre insanlarının, dört büyüklerdeki transferleri sorması da medya yüzündendir, Kocaeli'nde Kocaelisporlu'dan çok Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaşlı olması da.
***
Ortada bir reyting varsa, bir kısmını kendi enerjileriyle, bir kısmını koşullar sayesinde elde ediyor dört büyükler. Anadolu takımları ligin atmosferini oluşturuyor. Medya, maçın heyecanına heyecan katıyor. Doksan dakikalık tansiyonu bir haftaya yayıyor. Hiçbir şey yapmadan, o çok şikayetçi oldukları transfer öyküleri ile gündemde kalıyorlar. En sonunda da dört büyüklerin porformansı çiziyor grafiği.
Herkesin, ama herkesin payı var o reytingde.
Aksini iddia edenlere, UEFA Şampiyonu Galatasarayın performansı düşünce beş bin kişiye oynadığı maçları örnek gösteririm.
***
Gelelim Fenerbahçe'nin başı çektiği ve diğer üç büyükün peşine takıldığı "reyting karşılığı havuz payı"na...
Bu ortaklık çok büyük kavgalara gebedir; göreceksiniz.
Neden derseniz... Eğri oturup doğru konuşalım; reytingin aslan payı Fenerbahçe'nindir. En azından şu sıralarda böyle...
Dört büyüklerin üç tanesi reyting anlaşmalarının nereye kadar gideceğini düşünüyorlar acaba? Yarın kendi aralarında başlamayacak mı bu çekişme. Kendi onayladıkları prensibe o zaman ne diyecekler peki?
Demem o ki, dünyada herkesin memnun kalacağı bir paylaşım yapılamamış henüz. Bugüne kadar Anadolu kulüpleri memnun değildi, bırakalım biraz da dört büyükler hoşnut olmasın. Yoksa kavga büyüyecek ve herkesi taşıyan dal kesilecek. Reytingin gerçek sahibi tartışması yapılsa çoktan kesilmişti ya. Yapılmıyorsa, nedeni "gözütok" medya".
Danışıklı dövüş
Gerets'in Hollanda kampında "bu kadro yetmez" demesine aldırmayın siz.
Yetmeyeceği doğru ama, "Hoca Galatasaray'a geldiğine pişman oldu" gibi bir durum yok ortada.
Bu tip açıklamalar ekonomik sıkıntı yaşayan her kulüpte olağandır. Teknik Direktör sonuç olarak kendi kariyerini de düşünmek zorundadır ve yönetimi kesenin ağzını açmak için zorlamaya çalışmalıdır.
İşin güzel yanı, böylesi açıklamalar -şayet hoca kalmaya niyetliyse- daima sıkı bir transferin arafesine raslar. Nedeni, "istenen transferin" maddi sorunlar yüzünden tıkanması ve bu tıkanıklığın "kamuoyu yaratarak" açılmaya çalışılmasıdır.
Yani doğal bir süreçtir Gerets'in biraz ağır konuşması. Danışıklı dövüş gibi.
Bazen gereklidir. Alınmak değil, gereğini yapmak lazımdır.
Şenol Hoca'nın bulguru!
Sayın Şenol Güneş'in Federasyon aleyhine açtığı 1,5 milyon dolarlık dava sonuçlandığına göre, artık üzerine konuşmakta bir sakınca yok değil mi?
Evet, Yargıtay da davayı reddetti. Gitti gider bu para. Önemli olan, söz konusu paranın sayın Güneş'in "kişisel önceliği"ndeki yeri.
Yani, Şenol Hoca bu paraya iyice kafasını takarsa -ki, bir ara takmıştı ve milli takım teknik direktörü değişirken o parasından söz ediyordu- Trabzonspor'un bu sezon zirveye vuran şampiyonluk olasılığı düşer mi acaba?
Yanlış anlaşılmasın; "Federasyonu fazla zorlarsanız yolunuzu keser" demek istemiyorum... Federasyonu zorlama sürecindeki bir Şenol Güneş'in "esas" görevini tavsatmasından endişe ediyorum.
Sinirli bir Şenol Hoca'nın nasıl dağıldığını gördük biz bir zamanlar. En iyisi hukuka güvensin Şenol Hoca. Oluruna bıraksın.
Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olmasın.
Yani hukuken alacağı olmayan 1,5 milyon dolar bir yanda, şampiyonluk ve Avrupa Kupaları'nda yükselişi ile cebine koyacağı en az aynı miktar bir yanda.
Hangisi daha büyük olasılık?
eguven@milliyet.com.tr
|
|
|

|