|
Uzaktan kumandalı!
Yola mayın döşeniyor, asker şehit oluyor. Yola mayın döşeniyor, polis şehit oluyor. Yola mayın döşeniyor, sivil vatandaş hayatını kaybediyor. Yola mayın döşeniyor, insanlar yaralanıyor, korku ve dehşet saçılıyor.
Terör ve şiddet bunun adı...
Kim yapıyor?
PKK...
Uzaktan kumandalı mayın politikası! Özellikle son dört aydır tırmandırılmakta olan saldırı politikası PKK'nın...
PKK sözcülerini izliyorum basından, internetten. Zekâmızla alay ediyorlar.
Neymiş?
Barış ve kardeşlik zemini arıyorlarmış...
Neymiş?
Savaş yanlısı değillermiş...
Neymiş?
Kendilerini savunuyorlarmış...
Neymiş?
Devlet silah bıraksınmış...
Neymiş?
Ankara, hükümetle asker AB konusunda samimi değilmiş...
Akıllarını peynir ekmekle yemişler.
Uzaktan kumandalı mayınlarla insanları öldürüyorsun, sonra barış ve kardeşlikten söz edebiliyorsun.
Aklından zorun mu var?
Silah çekeceksin, sonra da devlete silah bırak diyeceksin.
Hangi gezegende yaşıyorsun?
Hangi devlet kendisine silah çekeni kovalamaz? Hele Türkiye'de... Bu ülke 1984'le 1999 arasında bunca kan ve gözyaşını neden akıttı, bilmiyor musun?
Uzaktan kumandalı mayınları patlatarak, devleti pazarlık masasına mı oturtacaksın? Pes ettireceksin devleti!
Öyle mi?
Bir zamanlar Apo da kurmuştu bu hayalleri. 1993 baharında bir gün, Suriye sınırına yakın Bekaa Vadisi'ndeki bir evde gece sabaha kadar bana anlatmıştı, Türkiye'nin PKK karşısında ekonomik ve siyasal açıdan nasıl havlu atmak zorunda kalacağını, bu kadar yüksek bir faturayı Türkiye'nin ödeyemeyeceğini...
Havlu atan kendisi oldu.
PKK'nın uzaktan kumandalı mayın politikası, çıkmaz sokaktır.
Barış yoluna mayın döşemektir.
Kardeşliği kundaklamaktır.
AB yoluna mayın döşemektir.
Demokrasiyi kundaklamaktır.
Bu ülkede barışı, kardeşliği, demokrasi ve insan haklarını, Avrupa Birliği üyeliğini isteyen herkesin hep birlikte ayağa kalkıp, PKK'nın uzaktan kumandalı mayın politikasını, yeniden başlattığı bu şiddet ve terör politikasını kınaması, lanetlemesi gerekir.
PKK'nın silah bırakmasını, PKK'nın silahtan tümüyle vazgeçmesini istemelidir.
Silah sesi duymayı artık bu ülkede kimse istemiyor. Ne Güneydoğu'da ne Türkiye'nin başka yerinde. İnsanlar barış ve huzur içinde yaşamaktan yana.
Bir elde silah, bir elde zeytin dalı politika yapmanın hayalini bu ülkede kuranlar bir noktayı iyi bilsinler: Bu yol bu ülkede kapalı. Eğer bir başka gezegende yaşamıyorlarsa, bu ülkede silahla politikanın bir arada yürümeyeceğini artık öğrenmiş olmaları gerekir.
Siyaset yapmak isteyenler önce silahla aralarına duvar çekecekler. Önce PKK ile aralarına duvar çekecekler. Önce İmralı ile aralarına duvar çekecekler. Silahla, PKK tabelasıyla, İmralı gölgesiyle bu ülkede siyaset yapılamaz.
Bu öncelikleri yerine getiremeyenlerin, barış ve kardeşlikten de, demokrasiden de, Avrupa Birliği'nden de söz etmeye hakları yoktur.
Bu böyle biline...
Yeterince acı çekilmedi mi, gözyaşı dökülmedi mi?.. Demokrasi yolunda, kalkınma yolunda yeterince zaman kaybetmedik mi?.. Yazık değil mi analara, hepimize, ülkemize?..
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|