Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 07 Temmuz 2005 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Business    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Orta Asya ülkeleri Moskova ve Pekin'e yöneliyor


Orta Asya'nın 'stratejik hinterlandımızda' önemli bir yer tuttuğu kuşku götürmez. Hazar petrolü ve doğalgazının Türkiye üzerinden dünya piyasalarına ulaştırılacak olması bu gerçeğe ayrı bir anlam katıyor. Yani mesele sadece 'akrabalık bağları' ile sınırlı değil. Kaldı ki bu bağların da zaten zannedildiği kadar güçlü olmadığını çeşitli gelişmelerden biliyoruz.
Sovyetler Birliği'nin çökmesinden sonra 'Çin Seddi'nden Adriyatik Denizi'ne uzanan bir Türk dünyasından çok söz edilmişti. Bu sözün 'babası' olan eski cumhurbaşkanlarımızdan Süleyman Demirel'in Orta Asya'ya atfettiği büyük önemi ise biliyoruz. Ancak, aradan geçen 13 yıla rağmen böyle bir dünya ortaya çıkmış değil.

ABD'ye şok mesaj
Bu olmadığı ve -olamayacağı- gibi, kamuoyumuzun Orta Asya'ya sanıldığı kadar büyük bir ilgi duyduğu da söylenemez. Örneğin, o bölgede yaşanan son önemli gelişme fazla ilgimizi çekmedi. Oysa bu, çok önemli bir gelişme. Rusya, Çin Halk Cumhuriyeti ve dört Orta Asya devletinden oluşan 'Şanghay İşbirliği Teşkilatı'nın, Kazakistan'ın başkenti Astana'da yaptığı liderler zirvesinden sonra önceki gün yayımlanan ortak açıklamadan söz ediyoruz.
Ne kadar alttan alınmaya çalışılırsa çalışılsın Washington'da 'diplomatik şok dalgasına' neden olan bu açıklama, özetle, ABD'ye 'Buralardan elini ayağını çek' mesajını gönderiyor. Rusya ve Çin liderlerinin yanı sıra Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Tacikistan liderleri adına yapılan ortak açıklamada, Afganistan'daki askeri operasyonun 'aktif bölümünün sona erdiğine' işaret ediliyor. ABD başkanlığındaki uluslararası koalisyondan, bu nedenle, Orta Asya'daki askeri varlığını geri çekmesi için bir takvim açıklaması isteniyor.

İç işlerimize karışma
Yani Amerika'ya, "İşin bitti, artık gidebilirsin' deniyor. Nedenini ise ortak açıklamanın bir diğer cümlesi ortaya koyuyor. Bu cümlede, Astana zirvesine katılan liderlerin, 'bölgenin iç işleri üzerinde tekel kurma çabalarını kabul edilemez buldukları' belirtiliyor. Yani, özetle, 'iç işlerimize karışılmasın' deniyor ki, zirveyi izleyen tüm gözlemciler bunun da Washington'a dönük bir mesaj olduğunu bildiriyorlar.
Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev ile Özbekistan Devlet Başkanı İslam Kerimov da zaten zirve sırasında yaptıkları sert açıklamalarla, isim vermeseler de, bu adresin doğru olduğunu ortaya koydular. Öte yandan, Astana bildirisinin, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Çinli karşıtı Hu Jiantao'nun Moskova'da geçen hafta yaptıkları zirveden sonra yayımladıkları ortak bildiri ile örtüşmesi de dikkatlerden kaçmıyor.
Peki, ne oluyor da bölgede bu tür yeni bir 'bloklaşmaya' doğru gidiliyor? Bunun, Başkan Bush'un 'Genişletilmiş Ortadoğu Projesi' (GOP) ve bu son derece iddialı projenin öngördüğü 'demokrasi getirme' hedefiyle ilgili olduğu ortada. Ukrayna, Gürcistan, Kırgızistan ve son olarak Özbekistan'daki gelişmeler derken, bölgenin diktatörleri adeta panik içindeler.

İstikrarsızlığın nedeni
Başı ülkesindeki isyancılarla büyük dertte olan İslam Kerimov, 'Dış güçler kendi gelişme modellerini empoze etmek suretiyle bölgedeki istikrarı yok etmeye çalışıyorlar' sözleriyle, ABD'ye duyulan kızgınlığı zaten yeterince ortaya koydu. Kısacası, imtiyazlı konumlarını koruma derdine düşen bölge liderleri, bu konuda kendilerine daha yakın olan Rusya ve Çin'e yöneliyorlar.
'Stratejik düzlemde' hem Rusya ve Çin, hem de Amerika ile birlikte olunamayacağına göre, bu arada Amerika da 'istikrarsızlığın başlıca nedeni' olarak kabul edilmeye başlandığına göre, Orta Asya Washington'dan medet ummaktan vazgeçiyor, 'demokrasi' gibi 'takıntıları' olmayan Moskova ve Pekin'e yakınlaşıyor. İşin kaba özeti işte bu.
Peki Türkiye bu önemli gelişmelerin neresinde? Onu da bir sonraki yazımda ele alacağım.

semihi@cnnturk.com.tr








Taha AKYOL
Bir Lufthansa hikâyesi
ALMAN havayolları Lufthansa, geçen mayıs ayın...
Çetin ALTAN
Belgrad Ormanları ve havai fişekleri...
İstanbul tatilcileri, uçak pistleriyle, THY'd...
Melih AŞIK
Büyük buluşma!
24 Temmuz Pazar günü, İsviçre'nin Lozan kenti...
Hasan CEMAL
Uzaktan kumandalı!
Yola mayın döşeniyor, asker şehit oluyor. Yol...
Yılmaz ÇETİNER
Hurda taksilerin yerine yeni taksi
Yoldan bir taksi çevirdim. Hava sıcak mı sıca...
Güneri CIVAOĞLU
Yapamazsınız
Anayasa, hukuk fakültelerinin 1. sınıf dersid...
Hurşit GÜNEŞ
G-8 fakirleri unuttu
Geçen hafta sanatçı Bob Geldof, dünyanın 8 bü...
Doğan HEPER
Üniversiteler batıyor...
ÜNİVERSİTELERDE iki sorun var:
Semih İDİZ
Orta Asya ülkeleri Moskova ve Pekin'e yöneliyor
Orta Asya'nın 'stratejik hinterlandımızda' ön...
Sami KOHEN
Blair'in şanslı yılı...
BU yıl Jacques Chirac'ın şansı hiç yaver gitm...
Hasan PULUR
Bir ilan ve bir çuval ceviz...
ACABA o ilanı oraya, o köşeye, ilan veren mi ...
Derya SAZAK
Çernobil'i araştırmak (2)
Karadeniz'de kanserden ölümlerde Çernobil'e b...
Meral TAMER
AKP hükümetinin sürat merakı çok tehlikeli
Adı Erzincan'la özdeşleşmiş ünlü vali Recep Y...
Yaman TÖRÜNER
Batık patronlar ve yargı
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) ile yap...
Güngör URAS
Batıran suçlu batırtan da suçlu
Milliyet Ekonomi'de dün yayımlanan batan bank...
M. Ali BİRAND
Nasıl müzakere ettiler? - 3
Çek Cumhuriyeti'ni AB'ye taşıyan Pavel Telick...

© 2005 Milliyet