|
 |
|
|
Brüksel lahanası
Sözün Ötesi / Mustafa Tanyeri
AB, 3 Ekim'de başlayacak olan müzakere sürecine ilişkin çerçeve üzerinde anlaştı. 35 dosyadan oluşan gündemin Türkiye'yi yeni bir rejime sokacağını söyleyebiliriz.
Türkiye, geçmişte yaptığı bazı hataların ve tembelliklerin cezasını çekiyor. Önceki bazı hükümetler için AB öylesine uzak bir hedefti ki, parmaklarını oynatmadılar.
Hatta tam tersine, hedeften saptıracak söylemlerin peşine düşerek Türk halkını yıllarca bu konudan soğuttular. Ve bu bütünleşme projesi o kadar yanlış anlaşıldı ve anlatıldı ki, kafalar iyice karıştı.
Terör ve benzeri bazı konularda cahilce ve kasıtlı olarak Türk halkının gururuna dokunabilecek bazı söylemler ortaya koyan kimi Avrupalı siyasetçiler de, konuyu kendi ülkelerinde iç politika malzemesi yaparak bunun siyasi rantını yediler.
* * *
Müzakere aşamasına gelinceye kadar Türkiye süratli ve kararlı bir biçimde demokrasisini ve sivil toplum bilincini geliştirecek adımları atmalı.
AB ile ilişkilerimizde en önemli faktör güven bunalımı ve önyargılar. AB'nin çifte standart uygulamasından kaynaklanan bir güven bunalımı var.
Bunda Türkiye'nin suçu olduğunu kimse iddia edemez. AB yönünden ise Türkiye'ye güvenmeme ve sokaktaki Avrupalı'dan siyasilere kadar Türk halkına karşı güçlü önyargılar söz konusu.
Üyelik görüşmelerine esas demokratikleşme, ekonomik performans, insan hakları ve yasal uyum açısından önemli gelişmeler sağlamış Türkiye'nin karşısına her seferinde yeni şartlarla gelmek en azından haksızlık ve çifte standarttır.
Brüksel lahanası gibi yapraklarını soydukça altından yeni bir yaprak çıkıyor. Ancak, Birliğin kurucularının bile hayal edemedikleri hızda ve ölçekte bir genişleme gerçekleştiren AB'nin bugün ciddi bir hazım sorunu yaşadığını da kabul etmeliyiz.
Bu nedenle de son 20 yılda Türkiye örneğindeki kadar dev bir ülkeyi bünyesine almamış AB'nin psikolojisini ve kaygılarını da iyi anlamak gerekir.
* * *
AB'nin içindeki bir Türkiye, Birliğin devamlılığı ve güçlü olması için bir ön koşul gibidir.
Hafta içinde BASİFED'in konuğu olarak İzmir'de bir konferans veren eski Dışişleri Bakanı ve milletvekili Yaşar Yakış'ın sözleri önemli bir gerçeği işaret ediyor.
Yakış, Avrupa'nın saygın düşünce kuruluşlarının yaptıkları analizlerin kötü senaryo çerçevesinde birlik dışında kalan bir Türkiye'yi Avrupa'nın bir süre sonra üye olmaya davet edeceğini ortaya koyduğunu söylüyordu.
Türkiye, temel reformları yaptıktan ve ekonomisi güçlendikten sonra bir Kore veya Japonya gibi güçlü, ama bağımsız ve bağlantısız bir ekonomi olarak uluslar yelpazesinde saygın yeri olabilecek bir ülkedir.
Bu nedenle barış için ekonomik ve siyasi anlamda güçlü bir AB için Avrupa'nın ve yakın coğrafyanın istikrarı için bugüne kadar hep mükemmel bir dost ve ortak olmuş bir Türkiye'ye gelecekte ihtiyaç daha da fazla olacaktır.
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|