|
Doğrusu, salak bir yanı da var şu insanlığın...
"Yer" küresi üstündeki kıtalarla adalar; her birinin ayrı ayrı bayrağı ve siyasal sınırlarıyla 200 ülkeye bölünmüş durumda...
Norveç'i, Arjantin'i, Pakistan'ı, Kanada'sı, Uganda'sı, Rusya'sı, Japonya'sı, Türkiye'si vs...
Bendenize sorarsanız "yer" küresi; çok başka bir açıdan bakıldığında, sadece 2'ye ayrılmakta; yoksul olanlar ve olmayanlar...
200 ülke içinde, yoksul olanlar da birbirine benzer biçimde yaşıyor, yoksul olmayanlar da...
***
Bir başka ayırım da, öldükten sonra cennete gidebilmenin yöntemleri üstüne...
- Ancak Tevrat'a göre yaşarsanız, öldükten sonra gidebilirsiniz cennete...
- Hayır, İncil'e göre yaşarsanız...
- Hayır, Kuranıkerim'e göre yaşarsanız...
Ayrıca öldükten sonra cennete gidebilmek için; Tevrat'a göre, İncil'e göre, Kuranıkerim'e göre, en düzgün yaşamanın nasıl olması gerektiğini değişik yorumlarla değerlendiren, dal budak sarmış bir yığın tarikat...
***
Şöyle tepelerden bakıldığında, 200 ülkenin yoksulları; öldükten sonra hiç değilse cennete gidebilmeye, daha tutkun ve özlemli görünmedeler...
Ne diyelim, yaşarken çoluk çocuk bir güzel süründükten sonra, ölüp gittiklerinde; hepsinin mekanı cennet-i âlâ olsun..
***
200 ülkenin ibadetçi liderleriyle, Hazine'den geçinmeli yöneticileri ve zenginleri de; ustaca örülmüş formüllerle aynı şeyleri söylüyorlar:
- Yaşarken sersefil perişan, yarı tok yarı aç süründüğünüz için, çok da kahrolmayın; öldükten sonra huriler, gılmanlar, Kevser şarabıyla cennetmekân olabilirsiniz...
Doğunca değil de, ölünce iyi yaşamaya başlamak fena mı yani?
***
Bir de 200 ülkenin; öldükten sonra değil de, doğduktan sonra iyi yaşamaya meraklı kesimi var.
Örneğin Gazi'nin, vaktiyle kim bilir kaç yüz bin dolara alınıp da, sonradan elden çıkarılmış ve ona buna -haftalığı 300 bin eurodan- kiraya verilmeye başlanmış yatı Savarona'yı; Monacolu kimliğiyle yaşayan Pakistan asıllı dolar milyarderi Javed Fiaz kiralamış son olarak...
Brüksel savcılığı, Javed Fiaz'ın Belçika'da birtakım karanlık işler çevirdiğini ve Savarona'yı da kara para aklamakta kullandığını iddia ediyormuş.
***
Bir yanda Pakistan'da milyonlarca yoksul Müslüman, bir yanda da Javed Fiaz gibileri...
Tabii bir de Pakistan'ın yönetici egemenleri var; sürünerek yaşamıyor onlar da...
***
"Yer" küresinin kıtalarıyla adaları; siyasal sınırlar ve ayrı ayrı bayraklarla 200 ülkeye bölünmüş görünse de; gitgide belirginleşen gerçek, "yer" küresinin "yoksullar" ve "zenginler" diye sadece 2'ye ayrıldığı...
***
4 Temmuz günü ABD'de, 133 milyon km uzaklıktaki bir kuyrukluyıldız vurulup patlatılırken; 6 Temmuz günü bizim Beylikdüzü'ndeki bir apartmanın 12. katında çıkan yangına, itfaiyenin 5. kattan yukarıya merdiveni uzanamadığı için, su sıkamaması ve yangının çıktığı katta yalnız olan 8 yaşındaki Vedat'ın yana yana ölmesi...
Neyse ki vatanı, milleti çok seviyoruz; ölünce cennetmekân olacaklar da az değil aramızda...
***
"Yer" küresinin yoksul kesimi; evrensel ekonominin de, eskiden baş ağrısıyken, şimdi akıl ağrısı...
Modern teknolojinin durmadan artan üretimini, yeterince ememeyen 4 milyarlık parasız bir pazar...
O 4 milyar yoksul da, zengin olmaya bir başlasa; bir anda bilgisayar, cep telefonu, araba, turistik bilet, özel helikopter satışları da, nasıl patlar bilir misiniz?
***
Eh öyleyse ne yapıp, ne etmeli de; nasıl kurtarmalı 4 milyar insanı yoksulluktan?
Yoksa kuzum, "yer" küresinin 200 ülkeye bölünmüşlüğü mü, neden oluyor biraz da bu yoksulluğa?
Yerel yöneticiler, hiçbir şey üretip, mesleki hiçbir hüner göstermeden; nasıl oluyor da o kadar şatafatlı yaşayabiliyorlar?
Ufaktan, usuldan Ankara'nın da burnuna gelip dayanmakta bu soru...
***
Nasıl mı dayanmakta?
Örneğin geçen cumartesi, Güngör Uras'ın "Gemimiz yok, bayram yapıyoruz" adlı yazısıyla dayanmakta...
1 Temmuz'da, kimsenin pek haberi olmadı ama, Kabotaj Bayramı kutlandı.
Neydi Kabotaj Bayramı?
Kendi limanlarımızla sularımızda, sadece kendi gemilerimizle yolcu ve yük taşımacılığı yapılacağının; yabancı gemilerin, ancak Türkiye ile dış ülkeler arasında çalışabileceğinin karara bağlanması tarihi...
***
Güngör Uras ise, eskidiği için jilet yapılmış ve yerine yenisi de konmamış gemilerimizin adlarını sıralıyor; büyük bir yarımada olan Türkiye'de, deniz ticaret filomuzun dökümünü şöyle tablolaştırıyordu:
39 yaşında 28 tane yük ve yolcu gemisi...
25 yaşında 52 tane Şehir Hatları gemisi...
24 yaşında 20 tane arabalı vapur...
16 yaşında 23 deniz otobüsü...
Kabotaj Bayramı'nı da, şatafatlı yaşayan yöneticilerimizi de alkışlayalım arkadaşlar.
Dünya deniz ticaretinin yüzde 20'sini elinde tutan Yunanistan'a da, haddini bildirelim arkadaşlar...
***
Kabotaj Bayramı'nda balıkadamlar, Salacak'tan denize girip, denizden önce Türk bayrağını, çıkarıp açtılar; arkasından da bir yığın atık, paslı teneke, pet şişe, eski araba lastiği falan çıkardılar.
Kabotaj Bayramı gösterisi olduğunu anlamadan, olayı TV'de izlemiş ABD'li genç bir hanım dost:
- Balıkadamlar, atıklar arasında bir de bayrak çıkardılar yukarı, çok şaştım, diyordu...
***
Hem büyüklerimizi alkışlayalım, hem de cennetmekânlık için neler yapmak gerektiğini unutmayalım arkadaşlar...
c.altan@prizma.net.tr
|
|