
|
|
|
 |
|
|
Türkiye, ihmalinin bedelini ödüyor
Yunanistan'da yapılacak olan Türk karşıtı zirve aslında çok kaygı verici. Planlı, programlı, uzun vadeli ve acil bir algı yönetim stratejisi geliştirilmedikçe hayatımız daha da zorlaşacağa benziyor
FATOŞ KARAHASAN
karahasanf@e-kolay.net
Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, Türk halkının büyük çoğunluğu AB üyesi olmak istiyor. Şirketler, AB ülkeleriyle ticaret yapmayı, gençler de iş bulabilmeyi arzuluyor. Ancak, Avrupa'nın bizi ne kadar olumsuz algıladığı gerçeği, hâlâ ısrarla gözardı ediliyor.
Türkiye, öncelikle pek de sevilmediği, beğenilmediği ve güvenilmediği gerçeğiyle açık gönüllülükle yüzleşmek zorunda. Ulusal özelliğimiz olan karşı tarafı suçlayıp, onları anlamaya çalışmadan, haksızlığa uğradığımız inancıyla tepki vererek bu işler çözülmüyor.
Avrupalı için Türkiye, belki tatil için gelinen, halı vs. gibi ilginç 'doğulu eşyalar' satın alınan, anılar çok olumlu olsa bile, yine de başka bir dünyanın üyesi olarak görülen bir ülke. Türkiye'yle ilgili haberlerde genellikle, terör, töre, cinayet, tecavüz vs gibi korku içeren konular var. En laik Avrupalı için bile Türkiye teröristlerin dinine ve kafa yapısına sahip insanların ülkesi.
AB'ye kabul edilmesek bile, en yakın komşumuz olan zengin Avrupa'nın bizim için çok önemli bir müşteri olduğunu asla unutmamız gerekli. Turizm gelirlerimizin varlığı, onların bizden hoşnut olmasına bağlı. Tekstil, tarım ve sahip olduğumuz sanayinin oluşturduğu ürünlerin, en mühim pazarı Avrupa. Sattığımız ürünlerin katma değerinin yüksek olması için, her şeyden önce ülke imajımızın yüksek olması gerekiyor.
Avrupa medyasında son dönemde artan bir Türk hassasiyeti gözleniyor. Ermeni, Kürt tartışmaları sürekli bir biçimde "barbar Türkler" söylemi için gündemi sıcak tutuyor.
"Aslında biz Türkiye'yi severiz, ama..." şeklinde gelişen ifadeler, Türk karşıtlığıyla dolu duyguları ateşliyor. Yunanistan'da yapılacak olan Türk karşıtı zirve aslında çok kaygı verici. Yeni nesil Avrupalıların nefreti bir çığ gibi gençler arasında yayılabilir. Terörist saldırılar karşısında hassaslaşan Avrupa kamuoyu için Türkiye'yi sevmemek hiç de zor olmayacaktır.
Ölüm kalım sorunu
Türkiye'de devlet, özel sektör, eğitim kuruluşlar ve vatandaşlar, ülkenin algısının iyileşmesini bir ölüm kalım sorunu olarak algılamak zorunda. Planlı, programlı, uzun vadeli ve acil bir algı yönetim stratejisi geliştirilmedikçe hayatımız daha da zorlaşacağa benziyor.
AB'ye üyelik için değil, sattığımız ürünlerin katma değerinin artması için bu çalışma bir ulusal görev olarak kabul edilmelidir. İhmalin bedelini zaten ürünlerimizi düşük fiyatla satarak ödüyoruz, gelecekte daha da büyük faturalarla karşılaşmamak için, güneş, deniz kampanyaları yapmak yerine büyük resmi görmemiz gerekli.
İngiltere'nin süper kriz yönetim formülü
Bir devletin ve ulusun büyüklüğü krizlerde net ortaya çıkıyor. Britanya İmparatorluğu'nun sistemi, saldırının kilitlediği Londra'da kendisini tüm heybetiyle ortaya koydu. İngiltere, gayet başarılı bir kriz yönetimiyle, güçlü bir devlet örneği sergiledi. Sürekli bir biçimde kriz provaları yaparak, bu tür olaylara örgütünü hazırlıklı tutan İngiliz Polisi, işe anında müdahale etti. Kent halkı, ünlü İngiliz soğukkanlılığıyla, kilitlenen taşıma sistemine rağmen, paniğe kapılmadan tepki verdi. Medya olayları büyük bir ölçü ve saygıyla yansıttı. Blair, gururlu, kararlı ve kısa bir demeç verdi. Tüm sistem birbirine destekledi, saygı duydu, acıya sahip çıktı. Londra mağdur olmasına rağmen, mağrurluğuyla bir kez daha dünyanın hayranlığını kazandı.
|
|
|

|
|