Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 10 Temmuz 2005 / Pazar  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Business    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Türkiye, ihmalinin bedelini ödüyor

Yunanistan'da yapılacak olan Türk karşıtı zirve aslında çok kaygı verici. Planlı, programlı, uzun vadeli ve acil bir algı yönetim stratejisi geliştirilmedikçe hayatımız daha da zorlaşacağa benziyor

FATOŞ KARAHASAN
karahasanf@e-kolay.net

Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, Türk halkının büyük çoğunluğu AB üyesi olmak istiyor. Şirketler, AB ülkeleriyle ticaret yapmayı, gençler de iş bulabilmeyi arzuluyor. Ancak, Avrupa'nın bizi ne kadar olumsuz algıladığı gerçeği, hâlâ ısrarla gözardı ediliyor.
Türkiye, öncelikle pek de sevilmediği, beğenilmediği ve güvenilmediği gerçeğiyle açık gönüllülükle yüzleşmek zorunda. Ulusal özelliğimiz olan karşı tarafı suçlayıp, onları anlamaya çalışmadan, haksızlığa uğradığımız inancıyla tepki vererek bu işler çözülmüyor.
Avrupalı için Türkiye, belki tatil için gelinen, halı vs. gibi ilginç 'doğulu eşyalar' satın alınan, anılar çok olumlu olsa bile, yine de başka bir dünyanın üyesi olarak görülen bir ülke. Türkiye'yle ilgili haberlerde genellikle, terör, töre, cinayet, tecavüz vs gibi korku içeren konular var. En laik Avrupalı için bile Türkiye teröristlerin dinine ve kafa yapısına sahip insanların ülkesi.
AB'ye kabul edilmesek bile, en yakın komşumuz olan zengin Avrupa'nın bizim için çok önemli bir müşteri olduğunu asla unutmamız gerekli. Turizm gelirlerimizin varlığı, onların bizden hoşnut olmasına bağlı. Tekstil, tarım ve sahip olduğumuz sanayinin oluşturduğu ürünlerin, en mühim pazarı Avrupa. Sattığımız ürünlerin katma değerinin yüksek olması için, her şeyden önce ülke imajımızın yüksek olması gerekiyor.
Avrupa medyasında son dönemde artan bir Türk hassasiyeti gözleniyor. Ermeni, Kürt tartışmaları sürekli bir biçimde "barbar Türkler" söylemi için gündemi sıcak tutuyor.
"Aslında biz Türkiye'yi severiz, ama..." şeklinde gelişen ifadeler, Türk karşıtlığıyla dolu duyguları ateşliyor. Yunanistan'da yapılacak olan Türk karşıtı zirve aslında çok kaygı verici. Yeni nesil Avrupalıların nefreti bir çığ gibi gençler arasında yayılabilir. Terörist saldırılar karşısında hassaslaşan Avrupa kamuoyu için Türkiye'yi sevmemek hiç de zor olmayacaktır.

Ölüm kalım sorunu
Türkiye'de devlet, özel sektör, eğitim kuruluşlar ve vatandaşlar, ülkenin algısının iyileşmesini bir ölüm kalım sorunu olarak algılamak zorunda. Planlı, programlı, uzun vadeli ve acil bir algı yönetim stratejisi geliştirilmedikçe hayatımız daha da zorlaşacağa benziyor.
AB'ye üyelik için değil, sattığımız ürünlerin katma değerinin artması için bu çalışma bir ulusal görev olarak kabul edilmelidir. İhmalin bedelini zaten ürünlerimizi düşük fiyatla satarak ödüyoruz, gelecekte daha da büyük faturalarla karşılaşmamak için, güneş, deniz kampanyaları yapmak yerine büyük resmi görmemiz gerekli.


İngiltere'nin süper kriz yönetim formülü
Bir devletin ve ulusun büyüklüğü krizlerde net ortaya çıkıyor. Britanya İmparatorluğu'nun sistemi, saldırının kilitlediği Londra'da kendisini tüm heybetiyle ortaya koydu. İngiltere, gayet başarılı bir kriz yönetimiyle, güçlü bir devlet örneği sergiledi. Sürekli bir biçimde kriz provaları yaparak, bu tür olaylara örgütünü hazırlıklı tutan İngiliz Polisi, işe anında müdahale etti. Kent halkı, ünlü İngiliz soğukkanlılığıyla, kilitlenen taşıma sistemine rağmen, paniğe kapılmadan tepki verdi. Medya olayları büyük bir ölçü ve saygıyla yansıttı. Blair, gururlu, kararlı ve kısa bir demeç verdi. Tüm sistem birbirine destekledi, saygı duydu, acıya sahip çıktı. Londra mağdur olmasına rağmen, mağrurluğuyla bir kez daha dünyanın hayranlığını kazandı.






BUSINESS
 İmaj imparatorluğunun mütevazı patronu
 EDİTÖRDEN
 Tarlalar hasta olunca patates pahalandı
 Şehirleri 'kişiliğine göre' boyayacak
 Proton döndü, ilk iş Jet Fadıl'ın yarattığı kötü imajı silmek
 Karadeniz'in çevresindeki 12 ülkeyi birleştiren örgüt
 Yönetici sevgi kazanamasa da nefretten kaçınmalıdır...
 Site yöneticisi ile personele ödenen ücret vergiye tabi mi?
 'Köşger Hamza'nın dersinden Cabani markasını çıkardı
 Türkiye, ihmalinin bedelini ödüyor
 Gülben ve Hülya'nın selülitlerine doyamıyoruz
 Avrupalıların evine Türk Hamamı sokacak
 Maraton
 Olimpiyatlara güvenlik masrafı da eklenecek
 Euroya tepkiler devam ediyor
 HARİRİ HANEDANLIĞI
 Ünlü markalar satılıyor





© 2005 Milliyet