Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 12 Temmuz 2005 / Salı  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Business    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
80'inci yaşını kutlayan gazete

İstanbul'daki Rum cemaatine hitap eden Apoyev Matini'nin ilk sayısı 12 Temmuz 1925'te çıkmıştı. Yayın yönetmeni Mihail Vasiliadis, gazetenin cemaat içinde bir tutkal görevi gördüğünü söylüyor

GÜRKAN AKGÜNEŞ

Cumhuriyetin ilanından sonra Rum azınlığın kurduğu Apoyev Matini gazetesi 80'inci yılını kutluyor. Andon Vasiliadis'in çıkardığı gazete 80 yıldır haftanın her günü, İstanbul'da sayıları gittikçe azalan Rumların iletişimini sağlıyor. Cemaatteki evlilikleri, ölümleri ve vaftiz törenlerini duyuran gazetenin şimdiki yayın yönetmeni Mihail Vasiliadis.
Yıl 1925... Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasının ardından yapılan bir düzenlemeyle bir mahallede birden fazla eczane bulunması yasaklanır. Eczane sahipleri arasında kura çekilerek eczanesi kapatılacak olanlar belirlenir. İstanbul'da yaşayan Andon Vasiliadis kurayı kaybedince eczanesini kapatmak zorunda kalır. Aynı dönemde Rumca gazete çıkarılması için izin verilmesi üzerine, Ankara'daki dostlarının da yardımını alan Vasiliadis, kardeşi Konstandinos'la birlikte gazete çıkarmaya karar verir. Matbaacı Oiseas Kristaliolis'i de ortakları olarak kadroya dahil eden Vasiliadis kardeşler, 12 Temmuz 1925'te Apoyev Matini adlı gazetenin ilk sayısını yayın hayatına kazandırır. Haftanın her günü dört sayfa yayımlanan gazete kısa süre içinde Rum cemaatinden büyük ilgi görür. Bu tarihlerde gazetenin yayın yönetmenliğini de dönemin başarılı Rum gazetecisi Kaveliros Markuizos yürütür.
Daha sonra Markuizos'un yardımcılığına getirilen Grigorios Yaveridis'in devraldığı gazete 1930 ile 1950'li yıllar arasında 22 bin gibi rekor bir tiraja ulaşır. 180 bin Rumun yaşadığı İstanbul'da faaliyet gösteren gazetenin şaşaalı yılları kentteki Rum nüfusunun azalmasıyla sona erer. Hazırlanması için 20 kişinin çalıştığı gazete Yaveridis'in vefatıyla damadı Dr. Yorgi Adosoğlu'na geçer. Zamanla ilan ve reklam geliri azalan gazete Adosoğlu ve iki çalışanının özverisi sayesinde kapanmaya direnir.

Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs'la ilgili haberler de gazetede yer alıyor
Rum cemaati arasındaki iletişimi sağlamak amacıyla yayın yapan gazetenin isminin altında, "Apoyev Matini'nin haberi olmadan ne kimse ölür ne de kimse doğar" sloganı yazılı. Gazetenin 80 yıldır ayakta kalmasının sırrı da aslında bu sloganda gizli. Gazete yıllardır, cemaat üyeleri arasında ölenleri, doğanları, evlenenleri ilanlarla duyuruyor. Kilisedeki ayinlerin saatleri ve yerleri ile toplantı ve davetler de gazetenin cemaate verdiği haberlerin diğer kısmını oluşturuyor. Tek gelir kaynağı da bunlar karşısında alınan para. Kiliselere, Patrikhane'ye, Rumların yoğun olarak yaşadığı Taksim, Kurtuluş, Şişli ve Moda semtlerine dağıtılan gazetenin bugünlerdeki tirajı ise sadece 450. Sayfalarında Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs'la ilgili haberler de yer alıyor. Dünyadan önemli gelişmeler de okuyuculara duyurulurken magazine yer verilmiyor. Gazetenin şu anki yöneticisi Mihail Vasiliadis ve teknik işleri yürüten Katina Efstatiu gönüllü olarak çalışıyor. Gazeteden ücret alan tek çalışan sorumlu yazı işleri müdürü Pola Taktak.

"Cenaze gününü belirlemek için bizim basılmamızı beklerler"
Üç kişilik ekibin hazırladığı gazete ilkel yöntemlerle okuyucuya ulaşıyor. Vasiliadis'in gece evde A4 kağıdına 11 santim boyutunda derlediği yazılar, sabah 09.00'da Efstatiu ve Taktak tarafından şablona diziliyor. Fotokopi makinesiyle parşömen kağıda iliştirilen sayfalar bantla gazete sayfası haline getirilerek saat 11.00'de matbaaya yollanıyor. Öğleden sonra dağıtıcıların matbaadan aldığı
o günün gazetesi önceden belirlenen adres ve bayilere götürülüyor.
Apoyev Matini'nin üç yıllık yayın yönetmeni Vasiliadis, gazetenin cemaat içinde bir tutkal görevi gördüğünü söylüyor. Normal bir gazetenin vereceği tüm haberlerin yanı sıra cemaatteki gelişmeleri de yansıttıklarını anlatıyor: "Bir Rum için bu gazete Rumlarla ilgili gelişmeleri okuyacağı tek gazetedir. Esas amacımız her Rum evine Rumca bir gazetenin girmesi ve dilin, kültürün korunması." Hafta sonu çıkmayan gazetenin cenazelerin kaldırılmasını da etkilediğini belirten Vasiliadis, "Cuma, cumartesi cemaatten biri ölürse beklerler" diyor. "Önce gazetede duyulacak ki, insanlar okuyacak ve cenazeye gelecek. Pazartesi gazete çıkar, haber duyurulur, salı günü de cenaze kaldırılır."


"Önce ölüm ilanlarına bakarım"
Apoyev Matini'nin devamlı okuyucularından biri de Kurtuluş'ta yaşayan 50 yaşındaki İvi Dermancı. Dermancı, "Bizim için bir alışkanlık oldu. Önce ölüm ilanlarına bakıyorum, cenazelere gitmek için. O kadar az kaldık ki, ölenleri ve evlenenleri hemen tanıyorum. Bizim için en doğru ve güvenilir kaynak bu gazete. Cemaatle ilgili gelişmeleri buradan takip ediyorum" diyor.







Vasiliadis'in unutamadığı haciz memuru
Mihail Vasiladis İstanbul doğumlu bir Türk vatandaşı. Aynalı Çeşme İlköğretim Okulu'nun ardından Zorafyan Lisesi'nin ticaret bölümünü bitiren Vasiliadis, gazeteciliğe Embros (İleri) gazetesinde başladı. 1975'te Yunanistan'a yerleşen ve orada da Eptalafos (Yeditepe) gazetesini çıkaran Vasiliadis, İstanbul'la ilgili haberleri gazetesine yansıttı. Gazetenin yayın hayatının 2000 yılında sona ermesi üzerine, 2002 yılında yapılan teklifle Apoyev Matini'nin başına geçti. Her iki toplumun arasındaki gerilimden nasibini alan Vasiliadis hakkında İstanbul ve Yunanistan'da davalar açıldı. Geçmişte çok büyük zorluklar yaşadıklarını, korkudan Rumca konuşamadıklarını ifade eden Vasiliadis, Varlık Vergisi döneminde başına gelen ve hâlâ unutamadığı bir olayı şöyle anlatıyor: "Diş doktoru olan babam ben doğmadan beyin kanaması geçirmiş. Yatalak bir hasta olarak evde tedavi görüyordu. 1942 yılında Varlık Vergisi bize de tahakkuk ettirildi. Ödeyecek durumumuz olmayınca, eve haciz memuru geldi. Evin bir odası muayenehaneydi. Evdeki tüm eşyaları ve tedavi cihazlarını haczettiler. Son olarak babamın sedyesini yere indirip üzerinde yattığı pirinç karyolayı da aldılar. Ben o haciz memurunun yüzünü ve yanındaki hamalı yıllar geçse de unutamadım."






PAZAR
"Leyla Zana'yı yazmak istedim, cevap vermedi... Daha iyi oldu"
Playboy modacıdan Playboy'a yeni imaj
İzmirliler bu yaz plaj yerine stada davetli
"Türk hamamındaki sosyal ruhu yakalamaya çalışıyorum"
Taşmektep'te ders zilinin çalmasına az kaldı
80'inci yaşını kutlayan gazete
Hayat çizgin uzun olsun
Yeni Rakı'nın yeni şişesi
Asya manzarasına Asya yemekleri eşlik ediyor
Saros Körfezi'nin incisi: Erikli
"Tercih etmemiz gerektiğinde futbolu değil golfü seçtik"
"Göğsünde ağır bir kelebek"
Deniz kenarında balık keyfi
1960'larda Ankara ve Salim Şengil
Kadınların iktidar kuşatması
Vücut gıdaya tepki verirse
Ne bu şimdi? Duştayken nefesimizi mi tutalım?
Yaz başlangıcında dört kitap
Geleceğin şarapları





Ahmet Turhan Altıner
Ali Rıza Kardüz
İlber Ortaylı
Mine G. Kırıkkanat
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Ülkü Tamer
Mehmet Yalçın

© 2005 Milliyet