Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 12 Temmuz 2005 / Salı  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Business    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Kadınların iktidar kuşatması

mine.gokce@wanadoo.fr


Mücadele sonucu edinilmeyen hakların değerini ne alan biliyor, ne de veren. Türkiye Cumhuriyeti yasal anlamda kadın haklarını, başta laiklik hemen tüm temel hukukunu örnek aldığı Fransa Cumhuriyeti'nden önce tanıdı, kadın-erkek eşitliğini kağıt üstünde daha önce sağladı. Seçme ve seçilme hakkı Türk kadınına 1934'te Atatürk tarafından "armağan" edildi, Fransa'da ise aynı aynı hak 1944'te kazanıldı. Oysa Fransız kadınının demokratik eşitlik mücadelesi 1917'de başlamış, 1920'de "evli kadınlar"a tanınarak kısmen başarılmış, 1925'te tam ve mutlak eşitlik yasası Senato'da reddedilmiş ve yeniden ele alınıp kabul edilmesi için bir dünya savaşının sonunu beklemek gerekmişti.
Türkiye'de kürtaj, yasal olsun olmasın, her zaman serbestti ama kadınlar, istemedikleri ve besleyemedikleri çocukları yapmaya koşullandılar hep. Oysa Fransız kadını, istemediği gebeliğe son verme hakkını zorla, söke söke ve önlerine düşen efsane bir kadın siyasetçinin, Simone Weil'in adıyla anılan yasayla 1975 yılında aldı ve sokağa, açlığa terk edilen çocuk yok Fransa'da.
Ve bugün Türkiye'de kadın erkek eşitliği, 1930'lu yıllara göre bile gerilerken, Fransa'da ilerliyor, çünkü mücadelesi devam ediyor.
Hemen tüm insanlık tarihinde kadına ikincil rol biçen evrensel zihniyeti değiştirmek elbette kolay değil. Hele bu zihniyetin temelinde din kültürü varsa, yalnızca siyasal arenada mücadele yetmiyor, din temelinde de devrim yapmak gerekiyor. Her iki kuruma yönelik savaşımı, "kadının iktidar mücadelesi" olarak tanımlayabiliriz. Çünkü siyasal anlamda en eşit Batı ülkelerinde bile, kadın hâlâ olması gerektiği oranda iktidar sahibi değil.
İşte bu kapsamda, Fransa'da geçen hafta aynı günlerde iki kadın, "paraya ve imana", kısacası iktidara yönelik parkurda zafer kazandı.
MEDEF, Fransa'nın TÜSİAD'ı. Aralarında dünya çapında işadamlarının bulunduğu ve hemen yalnızca erkeklerden oluşan 509 üyeli bu kurum, tarihinde ilk kez bir kadın başkan seçti başına: Laurence Parisot.
45 yaşında, kızıl saçlı, çıtı pıtı, güzel bir kadın Parisot. Ancak... Sevimli yüzünde gücünü ele veren bir işaret var. Çenesi. Yalnız çene profili bile, bu küçücük kadının nasıl bir irade sahibi olduğunu gösteriyor. Parisot'nun Fransız patronlarının tartışılmaz kralı, Baron Ernest Antoine Selliere'in yerine seçilmesi, MEDEF'in zihniyetinde bir devrim niteliğinde. Çünkü bugüne kadar hep bir sanayi patronu tarafından yönetilen Fransız işveren sendikası, ilk kez "zihinsel hizmet" sektöründen gelen bir başkanın yönetimine geçiyor. Parisot, ulusal alanda orta çaplı bir şirketken satın alıp bir dünya grubuna dönüştürdüğü IFOP kamuoyu araştırma şirketinin sahibi. Dolayısıyla kamuoyunu yönlendirmek onun işi. MEDEF yeni başkanıyla birlikte imaj değiştirmeyi, Baron Selliere'in bir güç dengesine dayadığı hükümet ve işçi sendikalarıyla ilişkilerini daha pedagojik bir yaklaşım sergileyen Parisot'yla yumuşatmayı umuyor. Laurence Parisot hem tanıtım biliyor hem de inançlı bir hukukçu. İşçi sendikaları onun başkanlığını çok olumlu karşıladı çünkü Parisot'nun "Düşünce özgürlüğü iş hakkının başladığı yerde durur!" formülü ruhlarını okşuyor çalışanların. Ancak Parisot, 21'inci yüzyıl girişimcilerini 19'uncu yüzyılın idealist öğretmenleri, fikir yaratıcı, yol gösterici rehberleri yerine geçirme hayalini kuruyor ve bu hayalle patronların da gönlünü fethetti.
Laurence Parisot, MEDEF'in başkanlığıyla "para iktidarı"nı ele geçirdi.
Aynı günlerde bir başka kadın ise dinde devrim yapmak üzere Katolik Kilisesi'ne isyan bayrağını çekti göndere: Genevieve Beney, Lyon kentinde Avrupa'nın her yanından gelen din kadınlarının katıldığı bir törenle, Fransa'nın ilk Katolik kadın papazı ilan edildi. Tören tümüyle kilise kurallarına uygun yapıldı, ancak papaz olur olmaz, otomatikman Roma'daki Papalık tarafından aforoz edildi Genevieve. Çünkü papaya bağlı Katolik Kilisesi, kadın papaz kavramını hâlâ yasal saymıyor. Ama nereye kadar? Yüz binlerce, milyonlarca Katolik, artık kadınların da din adamı olabilmesini istiyor. Ve aforoz edilen Genevieve Beney, resmi kiliseden bağımsız, ruhani kimliğini taşıyor, işini yapıyor. Zaman kadınlar için çalışıyor. Resmi Katolik Kilisesi'nin cemaati azalırken, kadın din önderlerini izleyen cemaat artıyor. Bu durum, bir süre sonra resmi kilisenin ağırlığının azalmasına, gayriresmi kilisenin ağırlığının artmasına yol açacak elbette. Kimin kazanacağı belli değil mi?
Tıpkı ABD'de Müslüman kadınların erkeklerle namaz kılmak üzere giriştikleri cami baskınları ve imamlık yapmak üzere mücadele edenler gibi, kadınların "din iktidarı"na yürüyüşü yine Batı'dan başladı ama başladı. Böylesi toplum hareketleri, mutlaka aksi yöne de vurur. İlerici zihniyetin önünde direnen gerici zihniyetin ömrü, ne kadar uzun olursa olsun, sayılıdır. Er ya da geç, insanlık yarı yarıya ve her alanda kadınlar tarafından temsil edilmeye hem mahkum hem de muhtaç.
Çünkü çağın gereği budur, nereden nasıl başlarsa başlasın, doğru hakkın önünde durulamaz, engel olunamaz.



PAZAR
"Leyla Zana'yı yazmak istedim, cevap vermedi... Daha iyi oldu"
Playboy modacıdan Playboy'a yeni imaj
İzmirliler bu yaz plaj yerine stada davetli
"Türk hamamındaki sosyal ruhu yakalamaya çalışıyorum"
Taşmektep'te ders zilinin çalmasına az kaldı
80'inci yaşını kutlayan gazete
Hayat çizgin uzun olsun
Yeni Rakı'nın yeni şişesi
Asya manzarasına Asya yemekleri eşlik ediyor
Saros Körfezi'nin incisi: Erikli
"Tercih etmemiz gerektiğinde futbolu değil golfü seçtik"
"Göğsünde ağır bir kelebek"
Deniz kenarında balık keyfi
1960'larda Ankara ve Salim Şengil
Kadınların iktidar kuşatması
Vücut gıdaya tepki verirse
Ne bu şimdi? Duştayken nefesimizi mi tutalım?
Yaz başlangıcında dört kitap
Geleceğin şarapları





Ahmet Turhan Altıner
Ali Rıza Kardüz
İlber Ortaylı
Mine G. Kırıkkanat
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Ülkü Tamer
Mehmet Yalçın

© 2005 Milliyet