Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 12 Temmuz 2005 / Salı  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Business    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Yaz başlangıcında dört kitap


Bu hafta size farklı alanlarda gezinen dört kitabı tanıtmak istiyorum


Kitaplar birikiyor. Okumak için ayırdıklarıma baktım geçenlerde, değil bu yazı, dört mevsimi ayırsam yetişemem. Okuyabilme olanağı bulduklarım arasında uzun uzun sözünü etmek istediklerim de oluyor. Ama bugün dört kitaba değinmekle yetinelim. Kısa kısa.

Yeniden basıldı
"İslamda Resim Yasağı ve Sonuçları": Tektanrılı dinlerden önce insanoğlu tanrılarını doğada arıyor, doğada buluyordu. Kutsallaştırarak taptıkları güçleri "tasvir" ile bir anlamda somutlaştırıyor ve o tasvirlere tapıyordu.
Tektanrılı dinlerin ortaya çıkmasıyla birlikte, Tanrı'nın doğaüstü bir varlık olduğuna inanılmaya başlandı. Bu varlığın tasviri ise elbette olanaksızdı -ve yasaklanmıştı.
"Bunu ilk olarak bu dinlerin en eskisi olan Yahudilikte görüyoruz" diyor Mazhar Ş. İpşiroğlu. "Tevrat'ın Tanrı'sı tabiatüstü bir varlıktır; kendisinin sureti olmadığı gibi, suret alan tanrıların da can düşmanıdır. Bu yüzden Tevrat her türlü tasvire karşıdır ve resim yapmayı yasaklar."
"İslamda Resim Yasağı ve Sonuçları" (Yapı Kredi Yayınları) 1973'te yayımlanmıştı. Yeniden basılması, özellikle genç kuşak okurları açısından, sevindirici bir olay.
İpşiroğlu Yahudilik ve Hıristiyanlıkta resim sanatının konumunu özetledikten sonra İslamda resim yasağının kaynağını ve bu sanatın yine din kuralları içinde gelişimini anlatıyor. Tasvir sanatının doğuşu ve evreleri üstüne ayrıntılı bilgiler verirken Batı ile Doğu'nun dünya görüşleri arasındaki farklılıkları da sergiliyor.
80 sayfalık, bir çırpıda okunabilecek önemli bir yapıt. Konuya ilgisi olmayanları bile kolayca çekebilecek yalın bir anlatım. 100'ün üstünde resim örneğiyle zenginleştirilmiş.

Biyografik bir roman
"Bir Anadolu Hümanisti: Mevlânâ": Radi Fiş'i Nâzım Hikmet üstüne yazılarından, kitaplarından tanıyoruz. Sabahattin Ali, Orhan Veli, Melih Cevdet gibi yazarlarımızı da Rusçaya çevirmişti.
"Bir Anadolu Hümanisti: Mevlânâ" (Çeviren: Mazlum Beyhan; Evrensel Basım Yayın), Mevlânâ'nın yaşamöyküsünün sergilendiği bir kitap. Radi Fiş, daha önce de Şeyh Bedreddin'i "Ben de Halimce Bedreddinem"le anlatmıştı. Mevlânâ da onun gibi "biyografik roman" olarak sunuluyor.
Yazar, "Tarihsel olaylara, belgelere, bize kadar ulaşmış tanıklara dayanarak ozanın yaşamöyküsünü, ruhsal arayışlarını yeniden hatırlamaya ve hatırlatmaya çalışacağız. Bu konudaki en büyük dayanağımız, hiç kuşkusuz, ozanın bize bıraktığı büyük yazınsal mirastır" diyor.
Çoğu okur, "inceleme, araştırma" türlerine pek ilgi duymuyor. Mevlânâ'yı roman kalıbı içinde anlatan bu kitap onlara sıcak gelebilir, gerçek bir "hümanist"i tanıma, anlama olanağını sağlayabilir. Bu nedenle, Radi Fiş'in yapıtının yararlı olduğunu düşünüyorum.

Başucu kitaplarımdan
"Altın Buzağı": Evrensel Basım Yayın'dan bir kitap daha: İlya İlf-Yevgeni Petrov çiftinin romanı, "Altın Buzağı" (Çeviren: Mehmet Özgül). Yayınevi yine Özgül'ün çevirisiyle aynı yazarların "On İki Sandalye"sini yayımlamıştı. "Altın Buzağı" o romanın devamı. Ama tek başına da okunabilir.
İki yapıt da benim başucu kitaplarımdan. Kim bilir kaç kere okudum, her okuyuşumda da taptaze keyif aldım. Dilimize, çok geç de olsa, kazandırıldığı için seviniyorum.
Hele şu yaz günlerinde "püfür püfür" bir şeyler istiyorsanız, bu gülmece başyapıtları tam aradığınız şey olabilir. Yazarların önsözde dediği gibi "ciddilik düşkünü"yseniz, o başka tabii.

Tüm yazılar "edebiyat" ürünü
"Kara Mizah Antolojisi": Söz gülmeceden açıldı madem, bir kitap daha: "Kara Mizah Antolojisi" (Enis Batur, Sel Yayıncılık). Kitapta yerli-yabancı, Jonathan Swift'ten Sylvia Plath'a, Nef'iden İzzet Yaşar'a birçok yazardan örnekler var.
Enis, önsözde "kara mizah"ın tanımını yapıyor, derlemeyi hazırlarken nasıl bir yol tuttuğunu anlatıyor, bizde bu türün pek gelişmediğini söylüyor. "Kara mizah için dokunulmazlığı olan kişi, kurum ya da düşünce yoktur" diyor. "Bizde kara mizahın serpilmesini engelleyen işte bu seddi zorlayacak olan cüretten yoksun olunmasıdır. Cürete gelince, o ancak bedelini ödemeye hazır insanlarda bulunabilecek türden bir özellik olsa gerekir."
Kitaptaki bütün yazılar "edebiyat" ürünü. Bu yüzden, "mizah" denilince tek hafta ömürlü karikatürleri, yazıları düşünen okurları yadırgatabilir; kimi örnekler için "Bunun neresi mizah?" dedirtebilir.
Bir başkası belki başka türlü, daha kolay "benimsenebilecek" bir antoloji yapabilirdi. Ama Enis "kendine yakışanı" yapmış yine, imzasının gereğini yerine getirmiş.
Derlemede en sevdiğim parçanın Jonathan Swift'in o ölümsüz yergisi olduğunu belirteyim.



PAZAR
"Leyla Zana'yı yazmak istedim, cevap vermedi... Daha iyi oldu"
Playboy modacıdan Playboy'a yeni imaj
İzmirliler bu yaz plaj yerine stada davetli
"Türk hamamındaki sosyal ruhu yakalamaya çalışıyorum"
Taşmektep'te ders zilinin çalmasına az kaldı
80'inci yaşını kutlayan gazete
Hayat çizgin uzun olsun
Yeni Rakı'nın yeni şişesi
Asya manzarasına Asya yemekleri eşlik ediyor
Saros Körfezi'nin incisi: Erikli
"Tercih etmemiz gerektiğinde futbolu değil golfü seçtik"
"Göğsünde ağır bir kelebek"
Deniz kenarında balık keyfi
1960'larda Ankara ve Salim Şengil
Kadınların iktidar kuşatması
Vücut gıdaya tepki verirse
Ne bu şimdi? Duştayken nefesimizi mi tutalım?
Yaz başlangıcında dört kitap
Geleceğin şarapları





Ahmet Turhan Altıner
Ali Rıza Kardüz
İlber Ortaylı
Mine G. Kırıkkanat
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Ülkü Tamer
Mehmet Yalçın

© 2005 Milliyet