Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 12 Temmuz 2005 / Salı  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Business    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Hakan Şükür yazmak!


Bazen basiretim bağlanıyor... Köşemi ve reytingimi düşüneceğime "mevcudiyetinin ve istikbalimin yegane temeli" ile uğraşıp, durduk yerde tepki alıyorum.
Neyse ki, beni anlayanlar ve onaylayanlar, "doğmatik muterizler"in önüne geçiyor da akıntıya kürek çekmediğimi anlıyorum.
En son Hakan Şükür'ün Hürriyet'ten sevgili İlhan Söyler'e verdiği "Fetullah Gülen'i seviyorum" röportajını eleştirdiğimde yaşadım bu duyguyu.
Elektronik postam dolmuştu.
"İmam mısın, futbolcu musun" sorumu, "sen Türkiye'nin en büyük futbolcusunu nasıl eleştirirsin" diye yanıtlayanlar mı istersiniz, "niye geriyorsun bu toplumu" cümlemi, "Müslüman olmak suç mu" diye göğüsleyenler mi?

Sitem
Oysa "nedir senin misyonun" başlıklı yazımda, Hakan'ın futbolculuğunu eleştiren tek kelime olmadığı gibi, inançları doğrultusunda yaşamasına engel olanlar varsa, "söylesin adını da biz savaşalım" tarzında yaklaşmıştım olaya.
İsteyen istediği gibi anladı.
Tıpkı Fenerbahçe'yi eleştirsen "Galatasaraylı", Galatasaray'ı eleştirsen "Fenerbahçeli", Trabzonspor'u eleştirsen "Bizanslı" suçlamaları gibi.
Düşünmek değil, kendi fikrini okumak istiyordu bir kesim.
Kulüp bazında doğaldı da, Türkiye Cumhuriyeti'nin temel ilkeleri, inanç hürriyeti, laiklik, tarikatçılık konularına "taraftar gibi" yaklaşmak ne kadar acıydı.

Teşekkür
Neyse... İsimlerini bu köşeye zorlukla sığdırabileceğim, okuduğunu anlayan ve sağduyu sahibi mail sahiplerine -ki bunlar içinde beni saygın cümlelerle eleştirenler de var- teşekkürlerimi sunarım. Konuyu anlamayan veya benim iyi anlatamadığım itiraz sahiplerine (muteriz) ise daha kolay ve suya sabuna dokunmayan metinleri öneririm.
Benim dediğim, futboldan elde ettiği şöhreti futbola "harcamalıydı" Hakan; "Hocasının" yoluna değil.

Porto kazıklandı mı?

Fatih Sonkaya gibi efendi bir futbolcunun Porto'ya transferi, herkes gibi beni de mutlu etti.
Evet, dostları, arkadaşları, futbolseverler, hatta Beşiktaş yönetimi bile sevindi bu transfere!.. Nedense?..
Gerçekten; neden sevinebilir Beşiktaş yönetimi ve teknik kadrosu?
Birincisi, iyi futbolcuydu ama takımdaki dengeyi korumak ve sırtı kalınları memnun edibilmek için Fatih Sonkaya'nın devreden çıkması gerekebilirdi.
İkincisi, Fatih Sonkaya futbolcu falan değildi; Porto'yu kazıklamışlardı.
Porto tufaya mı getirildi Beşiktaş tarafından?
Cevap vermeden, yeni bir soru soralım:
Porto gibi bir takım kolay kolay tufaya getirilebilir miydi?
Evet mi?.. Hadi canım siz de...
* * *
Diyelim ki, Porto uzakta; peki Milli Takım seçicileri de adamdan anlamıyorlar mıydı Sonkaya'ya milli formayı verirken? Bir tek Beşiktaş yönetimi ve teknik kadrosu mu biliyordu bu futbolcunun gerçek kalibresini?
Neyse, bu transferin "kara kutu"sunu, aradan makul bir süre geçtikten sonra çözeceğiz artık. Bu arada Fatih Porto'da harikalar yaratırsa. İşte o zaman çok canı sıkılacak Rıza Hoca'nın... Çok sorular sorulacak.
Tersi olursa, Porto derdine yansın.
* * *
Biz Fatih Sonkaya'yı bir kez daha kutlayalım.
Doğru dürüst izleyemesek de futbolu için. Kulübeden kulis yapmadığı için. Tam bir centilmen gibi gitmesini bildiği için. Giderken kimseyi incitmediği için. İntikam ve nefret gibi duygulara yenilmediği için. Bir sürü yıldıza örnek olduğu için.

Nurtopu gibi Iliç

Geçen hafta sayın Gerets gerilim yarattığında "merak etmeyin, okkalı bir transferin doğum sancısı bu" dememiş miydim?.. Nurtopu gibi bir Iliç'imiz oldu işte.
Hızlı, güçlü ve zeki... Gole endeksli her futbolcuda olduğu gibi biraz savunma alerjisi var, o kadar. Yani erbabının elinde, klonlanmış bir Hagi.
Galatasaray ortamında, yeni hocanın komutasında, Iliç'in ne olacağı belli değil tabi... Ama hangimiz bu transfere "sıradan" diyebiliriz şimdi? Hangimiz sayın Gerets'in geçen hafta gündeme getirdiği "bu kadro ile olmaz"da ısrar edebiliriz artık? En azından hareket ve iyi niyet var.
Zaten hissedildiği gibi, "sıkışan bir transferi" açma eylemiydi Gerets'inki. Allah vere de ikinci yabancıda da benzer balans ayarlarına gerek kalmaya...
İlk "ayar" sorunu çözer, ikincisi, ayarı yapanın "ayarını" düşürür nitekim.
Tekrarı halinde sesleri duyar gibiyim:
"Oooo bu adam Daum'dan beter çıktı yani".

Hakemini dövmeyen...

Futbol Federasyonu İkinci Başkanı sayın Hasan Doğan'ın teşhisi, tüylerimizi ürpertti:
-Hakemlerimiz uluslararası müsabakalarda niye yok?
-Döverseniz çağırmazlar tabi!..
Bu nasıl yorumdur.
Ve çaresi nedir?
Belki federasyonumuz yeni bir kampanya başlatır:
"Lütfen hakemleri dövmeyin".
Ya da bir uyarı:
"Döverken kafalarına vurmayın sersem oluyorlar".
Fikirleri kahvehane jargonu ile ifade etmek ekran yorumcularının işi değil miydi?
Bence son yıllarda hakemlerimizin karizmasını çizen en vahim açıklama federasyondan geldi.

eguven@milliyet.com.tr




SPOR
Biz de seni çok sevdik
Futbolda devrim
'Başbakan'a giderim'
Atom bombası!
'Evet teklif aldım'
'Canımı veririm'
Trabzonspor gün sayıyor
Polatçı ateş püskürdü
Ramazan müjdesi
Son Timsah Yunus
Sebatspor misafir!
Diyar'ın keyfi yerinde: 2-1
McLaren kükredi
Yıldıray'a büyük onur
İnegöl hedef büyüttü
Son gözdesi Cannes
Vestel siftah yaptı: 3-1
Emre, Ada'da
'Kayseri coşacak'
İstanbul'da yetenek avı
Bir Başkent klasiği!
Ankaraspor umut dolu
Çizmeye bak!
Yarış şimdi başlıyor
Sporcuya sanal ceza
Yatlar Midilli'de
Danıştay'a özerklik itirazı
Horoz geç öttü!: 3-2
Haber turu...
Güle güle Kenan Abi!
Hakan Şükür yazmak!
At yarışları
Açılış Ülker'den
Bucks'ın yeni coachu Stotts





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR


Mehmet DEMİRKOL
Güle güle Kenan Abi!
'Kundak ile kefen arasındaki şeyin adı ömürdü...
Ercan GÜVEN
Hakan Şükür yazmak!
Bazen basiretim bağlanıyor... Köşemi ve reyti...



 Atina 2004
 Dünya Kupası 2002
 Euro 2000
 Sidney 2000
 Dünya Kupası 98

© 2005 Milliyet