Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 12 Temmuz 2005 / Salı  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Business    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
21. yüzyılın başında Arap kadınları...


Suudi Arabistanlı genç bir kadın, Ürdün'de gördüğü pilotluk eğitimini geçen ay tamamladı ve bir özel havayolu şirketinde işe girdi.
27 yaşındaki Hamadi Hindi'nin işe girdiği özel havayolu şirketi, Prens El Vahid bin Talat'ın Kingdom Holding'ine ait.
Hamide Hindi, Suudi Arabistan'ın yetiştirdiği lisanslı ilk kadın pilot.
Dünkü Hürriyet'te bir fotoğrafı da yayımlandı. Bizim "Başörtüsü Müslüman kadın için zorunluluktur" diyen "İslamcı radikallerimiz"in hiç hoşuna gitmeyecek ama Hamadi Hindi, pilot üniformasını giyip kokpite oturmak için başörtüsünü de çıkarmış. Açık kumral renge boyattığı saçlarıyla hoş bir genç kadın.

Sorun bir değil, iki değil
Ancak Hamadi Hindi'nin çok ciddi bir sorunu var: Suudi Arabistan'da kadınların otomobil kullanmaları bile yasak.. Uçak kullanabilmek de bu yasak içine giriyor haliyle..
Suudi Arabistan'da bu yasağın kaldırılması için bir süredir tartışmalar sürüyor ancak bu konuda radikallerin direnci hâlâ kırılabilmiş değil.
Daha da ötesi, kadınların yanlarında aileden bir erkek olmadan yolculuk yapmaları da yasak.
Prens El Vahid bin Talat, bu sorun için ilginç bir çözüm bulmuş: Hamadi Hindi'nin babası Zekeriya "danışman" olarak işe alınmış, bütün uçuşlarında kızıyla aynı uçakta olacak..
Ama yine de bir sorun daha var: Uçaklarda kadınlar ile erkekler aynı bölümde yolculuk yapamıyorlar. Pilotlardan birinin kadın olması bu kuralın ihlali anlamına gelecek mi? Bu "kural ihlali" sayılırsa, Hamadi Hindi'nin uçabilmesi için bir ikinci kadın pilot bulmak gerekecek. Şimdi bu sorunun nasıl aşılabileceği tartışılıyor.
Kısacası, Suudi Arabistan'ın ilk kadın pilotunun bir uçağın kokpitinde göklerde çalışabilmesi için bir sürü engel var ve "dini gereklilik kılığına sokulmuş" kadın düşmanı "cahiliye devri" kurallarının değişmesi gerekiyor.

Kadınlar siyasette
Öte yandan Arabistan Yarımadası'nın öteki devletlerinde de kadınların, toplumsal yaşamın tam içinde yer alabilmek için verdikleri mücadeleler ilerliyor.
Siyaset bilimi profesörü ve insan hakları savunucusu Masume El Mübarek, Kuveyt Planlama Bakanı olarak yemin etti ve görevine başladı.
Yemin töreni, bir kadının bakan ilan edilmesiyle gözleri dönen radikal dinci milletvekillerince sabote adilmek istendi ama Mübarek, Kuveyt'in ilk kadın bakanı olarak şu anda koltuğunda oturuyor.
Bu yılın başında da Neda Abbas Haffal, Bahreyn'in ilk kadın bakanı olarak yemin etti ve Sağlık Bakanlığı görevini yürütüyor.

Önemli olan 'kullanmak'
Dünkü Milliyet'te yayımlanan Gökçer Tahincioğlu'nun haberine göre, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın başdanışmanı Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu, İslam Konferansı Örgütü'nün 16 kişilik "akil adamlar" kuruluna girmiş ve bu heyet, konferansa sunmak üzere bir rapor hazırlamış.
Raporun hedefi, dinci teröre zemin hazırlayan sosyokültürel desteği ortadan kaldırabilmek.
Raporun önerdiği şeylerden biri de kadınlar ile erkekler arasındaki eşitsizlikleri ortadan kaldırabilmek. Haberden okuduğuma göre şöyle bir madde: "Kızlar, erkeklerle eşit haklara sahiptirler. İkisi de bilgi edinmekle mükelleftirler."
Raporun tümünü okumadığımı özellikle vurgulayarak şunu söylemek istiyorum: "Bilgi edinmekle mükellef kızlar" aldıkları bu bilgileri toplumsal yaşamın içinde kullanamayacaklarsa, bunun kime, ne faydası olacak?

Uzun bir yol da olsa
Sorun, bir iki kadının Emir'in zorlamasıyla bakan olabilmesiyle çözülemeyecek kadar derin. Bu adımları küçümsemiyorum elbette ama, bütün bunlara bakarak kadınların Müslüman Arap dünyasında erkeklerle eşit haklara sahip olabilmeleri için alınması gereken daha uzun bir yol var gibi görünüyor.
Ve Türkiye'nin bu zor yolu daha 20. yüzyılın başında geçebilmiş olmasının ne kadar önemli ve değerli olduğu da böylece ortaya çıkıyor.
Kemalist devrimleri, "gardırop devrimi" diye küçümseyenlerin, bir an durup bunların Türkiye'yi ne kadar değiştiren ve farklılaştıran devrimler olduğunu düşünmeleri gerekiyor.

mehmet.yilmaz@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
PKK ve Kürt hareketi
GEÇEN perşembe günü, eski HADEP'in Genel Sekr...
Melih AŞIK
Öteki Trakya
Türkiye'den ilk kez bir parlamento heyeti geç...
Fikret BİLA
Çiçek'in yargıdaki gerginliğe bakışı
Yüksek yargı organlarından bir süredir kamuoy...
Hasan CEMAL
Erdoğan, Şener, Yıldırım!
Bir günlüğüne Erzurum'daydık geçen hafta. Doğ...
Güneri CIVAOĞLU
Çağdaşlık safarisi
Yabancı gazeteci gözüyle Türkler ve Türkiye g...
Can DÜNDAR
Skandallar sarayının modern prensi taç giyiyor
Dünyanın en küçük 2. ülkesi Monako'nun yeni P...
Abbas GÜÇLÜ
Okuma yazmada yeni yöntem
Okuma yazma oranımız, onca kampanyaya rağmen ...
Hurşit GÜNEŞ
Bu yıl büyüme ne olacak?
Sanıyorum bu yılın ekonomi dünyasını ilgilend...
Sami KOHEN
Srebrenitsa dersleri...
ON yıl öncesine kadar Srebrenitsa'nın adını d...
Mehmet Y. YILMAZ
21. yüzyılın başında Arap kadınları...
Suudi Arabistanlı genç bir kadın, Ürdün'de gö...
Derya SAZAK
Yeni ortaçağ
İspanya ve İngiltere'den sonra terörün hedefi...
Meral TAMER
1 kilo toz, 1 otoboz, 1 depo benzin 1 aylık gelir
Pazar sabahı saat 11 suları. Sıcak yaz gününü...
Güngör URAS
Yabancı sermayede 'sap ile samanı' birbirine karıştırıyoruz
Biz sap ile samanı birbirine karıştırdığımız ...
M. Ali BİRAND
Lüksemburg, rahat nefes aldırttı...
Türk basını pek önem vermedi, ancak Lüksembug...

© 2005 Milliyet