Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 12 Temmuz 2005 / Salı  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Business    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Yabancı sermayede 'sap ile samanı' birbirine karıştırıyoruz


Biz sap ile samanı birbirine karıştırdığımız için, yabancı sermayenin ülkeye giriş şekline bakmadan "yararlıdır" veya "zararlıdır" diyerek kesin yargılara varıyoruz. Eğer "zararlı" olsa, hiçbir ülke yabancı sermaye peşinde koşmaz.
Su insanı boğar. Ateş insanı yakar. Ama su ve ateş olmadan yaşanmaz. Önemli olan suyu insanı boğmayacak, ateşi insanı yakmayacak biçimde kullanabilmek. Dış krediler, yabancıların tahvile, bonoya ve hisse senedine yatırımları da ülkeye yabancı sermaye girişi anlamına gelir.
Dış kredi, eğer yatırım ve üretim amacıyla kullanılıyor ise, uzun vadeli ise, faizi düşük ise, ülkeye yarar getirir. Yabancı sermayenin satın aldığı tahvil, bono uzun vadeli ise bu şekilde yabancı sermaye ülkeye yarar getirir.

Payları yüzde 20
Yabancı sermaye, borsadan spekülatif amaçla hisse senedi alıp satmak için değil de, ülkede belli yatırım ve üretim tesislerini almak için gelmiş ise bu ülkeye yarar getirir.
Bütün bunlar "kalıplaşmış" yargılar değildir. Örneğin yabancı sermaye, kapasiteyi artırmak, yeni teknoloji getirmek ve de dış pazara ağırlık vermek için geliyor ve de bu amaç ile ülkede daha önce kurulmuş ve işleyen şirketlerin çoğunluk hissesini satın alıyorsa, "ilke olarak" bu ülke yararınadır. Ama bu da "kalıplaşmış" bir yargı olamaz. Çünkü, bazı sektör ve üretim dallarında, ülkede daha önce milli sermaye ile kurulmuş bazı işletmelerin çoğunluk hisselerinin yabancı sermayeye satışı yerine, yabancı sermayenin yeni yatırımlara yönlendirilmesi ülkenin (daha çok) yararına olabilir.
(1) Kısa vadeli kredi olarak giren yabancı sermaye, (2) Borsada spekülatif alım satım için giren yabancı sermaye, (3) Kısa vadeli tahvil ve bono satın almak için giren yabancı sermaye, genelde "sıcak para" olarak adlandırılır. Çünkü hızlı girer, hızlı çıkar.
"Tasarruf açığımız" var. Döviz açığımız var. Bu nedenle sıcağı ile soğuğu ile yabancı sermayeye muhtacız, "seçici" olamıyoruz.

Ayırmak işimiz
Biz sıcak para olarak giren ve risk taşıyan yabancı sermayeden korkudan, "gerçek anlamda ülkeye yarar getirecek" yabancı sermayeyi küçümsüyoruz. Sabit sermaye yatırımı yapan yabancı sermaye fabrika kurar, insanlara iş ve aş verir. Bizde az sanılıyor ama, gene de bugüne kadar giren yabancı sermayenin toplam üretimde, istihdamda ve ihracatta önemli payı vardır.
Daha önce de yazdım, ama tekrarlayayım. Ercan Türkan'ın araştırarak bulduğu rakamlara göre 500 büyük (kamu-özel) sanayi kuruluşu arasında (azınlık-çoğunluk payı ayrımı yapılmadan) yer alan yabancı sermayeli kuruluşların 'ekonomik aktivite' bakımından payları 1990'da yüzde 8.2 iken, 2003'te yüzde 20.1'e yükselmiş. 2003 yılında 500 büyük sanayi kuruluşu içinde yer alan yabancı sermayenin (hâkim hisse durumunda olduğu şirketlerin) net satışlardaki payı yüzde 23.8, istihdamdaki payı yüzde 14.3 ve ihracattaki payı yüzde 26.3 oranında.
Açık anlatımıyla, küçümsediğimiz yabancı sermaye yatırımlarının üretim, istihdam ve ihracattaki payları hiç de azımsanacak ölçüde değil.
Bizim teşvik etmemiz gereken yabancı sermaye de işte bu tür yabancı sermaye.




guras@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
PKK ve Kürt hareketi
GEÇEN perşembe günü, eski HADEP'in Genel Sekr...
Melih AŞIK
Öteki Trakya
Türkiye'den ilk kez bir parlamento heyeti geç...
Fikret BİLA
Çiçek'in yargıdaki gerginliğe bakışı
Yüksek yargı organlarından bir süredir kamuoy...
Hasan CEMAL
Erdoğan, Şener, Yıldırım!
Bir günlüğüne Erzurum'daydık geçen hafta. Doğ...
Güneri CIVAOĞLU
Çağdaşlık safarisi
Yabancı gazeteci gözüyle Türkler ve Türkiye g...
Can DÜNDAR
Skandallar sarayının modern prensi taç giyiyor
Dünyanın en küçük 2. ülkesi Monako'nun yeni P...
Abbas GÜÇLÜ
Okuma yazmada yeni yöntem
Okuma yazma oranımız, onca kampanyaya rağmen ...
Hurşit GÜNEŞ
Bu yıl büyüme ne olacak?
Sanıyorum bu yılın ekonomi dünyasını ilgilend...
Sami KOHEN
Srebrenitsa dersleri...
ON yıl öncesine kadar Srebrenitsa'nın adını d...
Mehmet Y. YILMAZ
21. yüzyılın başında Arap kadınları...
Suudi Arabistanlı genç bir kadın, Ürdün'de gö...
Derya SAZAK
Yeni ortaçağ
İspanya ve İngiltere'den sonra terörün hedefi...
Meral TAMER
1 kilo toz, 1 otoboz, 1 depo benzin 1 aylık gelir
Pazar sabahı saat 11 suları. Sıcak yaz gününü...
Güngör URAS
Yabancı sermayede 'sap ile samanı' birbirine karıştırıyoruz
Biz sap ile samanı birbirine karıştırdığımız ...
M. Ali BİRAND
Lüksemburg, rahat nefes aldırttı...
Türk basını pek önem vermedi, ancak Lüksembug...

© 2005 Milliyet