Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 13 Temmuz 2005 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Business    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Bir kokoreç gurusu

Benim Gözlüğümden / Nihat Demirkol

Çok yıldızlı otellerin birinde öğle saatleri... Dünya devlerinden birinin Türkiye Genel Müdürü, "Müşteri Memnuniyeti" başlığını taşıyan eğitim toplantısının sabah oturumundan henüz çıkmıştır. Biraz bunalmış haldedir. Günlerdir konuşulanlar, yıllardır anlatılanlardan pek de farklı değildir. Konular, örnekler, öneriler, dilek ve temenniler giderek birbirini tekrarlar hale gelmiştir. Konuşulanların hepsi genelde doğrudur, anlamlıdır, fakat iz bırakmıyor gibidir. Otelin dışına çıkar. Biraz taze hava almak için...
İyiden iyiye acıkmış olduğunu hisseder. Ama yemek için otelin bildik menülerine teslim etmeyecektir kendini. Karşı kaldırıma geçer, birkaç sokak ötesini adımlar ve ayaklarının onu götürdüğü yerde bir kokoreç arabası vardır. Hızlı, hatta telaşlı bir servis, havada uçuşan yarım ekmekler, yükselen yoğun bir duman, baştan çıkartan aşina bir koku ve alışılagelmiş küçük bir kuyruk...
Müşteriler, istedikleri kokoreçin can alıcı ayrıntılarını tarif etmekte, kokoreç ustası siparişleri talebe uygun olarak hazırlamaktadır: "Yarım ekmek, içi alınsın, soğan koyma, kimyonu bol olsun, biraz da acı biber, azcık fazla pişsin..."
Genel müdürün hemen önündeki şık giyimli hanım da muhtemelen otelden kaçmış bir profesyoneldir. Paketini aldıktan sonra, biraz alışkanlık ve biraz da refleksle çantasından kredi kartını çıkartır, kokoreç ustasına uzatır... Hatasını hemen fark eder. Genç hanım, "aceleyle çıktığını, üzerine para almayı unuttuğunu, parasını daha sonra verse olup olamayacağını" gündeme taşırken kokoreç ustası, çoktan kredi kartını müşterisinin elinden almıştır. Kartı havalı bir bilek hareketiyle, kokoreçi doğradığı kalın tahta ile kimyon kavanozunun arasından, bir slip makinesinden geçiriyormuş gibi hızla geçirir. Tebessümle geri verir. "Tamam" der, "Biz hesaba geçtik, bir dahaki sefere ödersin abla..."
Herkes şaşkındır; mutludur, hayrandır... Ama en hayran, en mutlu ve şaşkın olan, şu ana kadar öykümüzün kahramanı olarak geçen genel müdürdür kuşkusuz. İşte bu noktada kahramanımızı değiştiriyoruz. Çünkü ayaküstü bir günlük ciro sohbetinin ardından, kokoreç ustası, arabası ve bütün tezgahı ile birlikte eğitimin yapıldığı o çok yıldızlı otelin eğitim salonunda hem de sahnenin tam ortasında durmaktadır... Artık başrol hak edene verilmiştir!
Bütün konuşulanların üzerine bir de erbâbından dinlerler "koşulsuz müşteri memnuniyeti"nin ne mene bir şey olduğunu... Bazen küreselleşmenin rüzgârı bizi öyle uzaklara savuruyor ve uluslararası guruların guruldanmalarına öylesine kaptırıyoruz ki kulaklarımızı, sokaklarımızda ve iç içe yaşadığımız gerçek öyküleri acımasızca ıskalıyoruz. AB'nin göz diktiği kokoreç tezgâhının ardındaki müşteri memnuniyetini gözden kaçırabiliyoruz. "Hayırlı işler/hoş geldiniz/kolay gelsin/afiyet olsun/ellerine sağlık/yine bekleriz ve özellikle bereket versin..." gibi diyaloglar, bu toprakların ticaret geleneğini anlatır. Kulak veriniz...



ege@milliyet.com.tr



EGE
Emeklilik hakkında her şey
Bir kokoreç gurusu
Susuzluktan perişan oldular





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Necati Çetiner
Nihat Demirkol
Özgür Kaynar

© 2005 Milliyet