Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 13 Temmuz 2005 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Business    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Yüzyılın skandalı

Sıcak, rehavet veriyor galiba!.. İnsanlar ciddi konulardan kaçıyor. Uzun uzun düşünmek istemiyor. Aksi halde Halil Mutlu'nun sayfa köşelerine sıkışıp ardından unutulan açıklaması son birkaç güne damgasını vurmalıydı.
Doping kullandığı kesinleşen, ancak doping maddesinin vücuduna kendi iradesi dışında girdiğini iddia eden olimpiyat şampiyonu sporcumuz, "Bu iş önceden tezgahlanmış" diyor; "kimdir tezgahın arkasındakiler" diye soran yok.
Halil, daha federasyon seçimlerinde Genel Müdür Mehmet Atalay'a komplo ile karşılaşma ihtimalinden bahsetmiş.
Olaya, kendisine verilen ilaç şişesinin değiştirilmesinin neden olduğunu söylüyor. Suçluları tahmin ediyor.
Karşımızda yüzyılın skandalı duruyor, medya plajda... Müfettişler yıllık izin almış. Yöneticiler Akdeniz Oyunları sarhoşluğunda.
Şimdi Halil Mutlu'ya bir görev daha düşüyor!..
Zor bir görev. Yıpratıcı. Hatta biraz alçaltıcı. Ama olsun. O bir olimpiyat şampiyonu. Hem kendisine hem ülkesine karşı sorumlulukları var. Yapmalı...
Ne mi bu görev?..
Aynı demeci tekrar vermek. Yine kulakların üstüne yatılırsa; yine...
Duyulana kadar. Kamuoyu "komplocuların adını zorla isteyene kadar". Bıkmadan usanmadan. Doğru insanlar en az sahtekarlar kadar ısrarcı olmalı.
Olmazsa, Halil'in laf olsun diye konuştuğunu düşüneceğiz.

Kenan Onuk'u anarken

Sevgili Kazım Kanat'ın "seyirciye saygısından peruk takardı" cümlesinden sonra dayanamadım kanal değiştirdim.
Öğleyin toprağa verilen rahmetli Kenan Onuk için kendi kanalı NTV'de anma programı yapılıyordu. Sporun ve spor medyasının üst düzey şahsiyetleri vardı stüdyoda.
Lakin ben "seyirciye saygısından peruk takardı" cümlesine rasladım ve kanalı değiştirdim. Sonra çıta yükselmişse bilemem.
Acaba rahmetli Kenan Onuk sağ olsa ve kendisi kadar kıymetli bir spor adamı vefat etse, bu formatta bir program koyarmıydı yayına?
Seyirciye saygısından peruk takıyorsa açıklamak sana mı düştü sayın Kanat? Ya da "90 dakika"nın milyonlarca izleyicisi bu zerafeti algılayamayacak insanlar mıydı?
Ne bileyim... Belgesel niteliğinde alıntılar. Banttan yayınlanan kısa hatıralar. Onuk'un yerkürenin dört yanından yaptığı eski spor bağlantılarından hatırlatmalar. Bürosu, yazıları, anı fotoğrafları, plakları, müzik tutkusu ve fonda güzel bir metin daha iyi olmaz mıydı acaba? Belki de sadece bir "Blues" konseri... Rahmetlinin anısına.
Bunlardan biri ya da birkaçı yapılmışsa, ben seyretmedim. Çünkü kanal değiştirdim.
Kötü niyet yok ama anmalar da rahmetlinin kişiliğine aykırı olmamalı değil mi?
Toprağı bol olsun.

"Havuzda ben kazandım"

Şu havuz meselesi ortaya atıldığında ne düşünüyorsam, zerre kadar değişmedi bugüne kadar:
Maksat hesapları karıştırmak ve herkese "ben kazandım" demek fırsatı yaratmak... Gerisi lafı -ı güzaf.
Biliyorsunuz, yeni havuz formatına "evet" demeleri için Federasyon dört büyüklere 2008'e kadar gelir garantisi verecekmiş.
Gerekirse "Federasyon denge fonu"nu, yetmezse federasyonun yayınlardan aldığı yüzde 10'un bir bölümünü takviye edecekmiş.
Yahu böyle bir bonkörlüğünüz varsa, niye havuzun tıpasını çektiniz?
Aynı fonu ve yayın payını Anadolu kulüplerine verirdiniz; iş biterdi. Dört büyükler de sesini çıkaramazdı. Para Federasyon'un parası. Ne lüzum vardı bunca hengameye, hesaplara?
Ama maksat hesapları karıştırmak ve herkese "ben kazandım" demek fırsatı yaratırken eski federasyonların izlerini silmek.
Kolay gelsin.

"66'ya bağlamak"

Transfer balonlarına iğne batıran bir haberdi Radikal Gazetesi'ndeki... Üç büyükler için tam 67 futbolcunun transfer haberi yapılmış, sadece Iliç'in Galatasaray'a transferi mutlu sonla noktalanmış.
Yani spor medyası "66"ya bağlamış bu sezonu.
Şimdi bu listedekilerden kaç tanesi menajerlerin, kaç tanesi yöneticilerin uydurmasıdır, kaç tanesinde kıymetli meslektaşlarımız "taammüden" hata yapmıştır türünden hesaplara girişmeyeceğim.
Öyle ya da böyle... Ortada orantısız bir atmasyon varsa vebali hepimizin boynunadır.
Benim dikkat çekmek istediğim nokta; spor medyasındaki net ve sert otokritik mekanizmasıdır. Uyduruk veya yanlış haber varsa, uyduruk ve yanlış haberlerin haberi de yapılıyor hiç acımadan.
Sorarım size; mesela politikada, ekonomide, özelleştirmede, insan haklarında aynı medya duyarlılığı uygulansa, Türkiye çok daha şeffaf, çok daha özgüvenli insanların yaşadığı bir ülke olmaz mı?
Örneğin dolar 1,5 milyon lirayken gep gep gerinen bir ekonomi uzmanının "bu kur çok düşüktür en az 1,7 milyona çıkacaktır" dediğini ve aynı malumatfuruş beynin hâlâ aynı kanallarda gezindiğini biliyorum ben.
Her fırsatta spor medyasının "abartı"larından dem vurmak adet oldu ama kendi içinde sağlıklı bir mekanizmaya sahiptir bizim meslektaşlar.
Özel yaptırımlar bile vardır kendi aramızda. Bir sürü atıp tutan ekran yıldızını deplasmanlarda görseniz acırsınız. Boşa sallayanlara mesafe konur. Tecrid edilir. Yalan haber yapanlar ise düpedüz değersizdir kendi aramızda.
Sizler... Yani kamuoyu, onları baştacı ediyorsanız o sizin sorununuz.
Kimbilir, belki de 66 oynamayı seviyorsunuz.

eguven@milliyet.com.tr




SPOR
'Bana Ribery'yi geri getirin'
Roni'nin feryadı
Sürpriz isim Maldonado
Aslan'ı vurdular: 3-2
Trabzon tuş: 3-1
Halil listeyi verdi
Bir bilene sordular!
İlhan sürprizi
Tuhaf bir maç!
İzmir gün sayıyor
Haftanın Kare Ası
Bıçakcı'nın rotası
Yüzyılın skandalı
At yarışları
Efe Aydan'a stent takıldı
Bucks'ın yeni coachu Stotts





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR


Atilla GÖKÇE
Bıçakcı'nın rotası
Türkiye Futbol Federasyonu'nun özerkleşme ser...
Ercan GÜVEN
Yüzyılın skandalı
Sıcak, rehavet veriyor galiba!.. İnsanlar cid...



 Atina 2004
 Dünya Kupası 2002
 Euro 2000
 Sidney 2000
 Dünya Kupası 98

© 2005 Milliyet