Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 13 Temmuz 2005 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Business    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
'Kurnazlık'tan 'akıl' dönemine geçiş depremi


Aşırı soğuklar gibi, aşırı sıcaklar da; gövdesel yaşamı tırnaklayıp yakınmalara uğratıyor. Aşırı soğuklarda titremeyenlerle, aşırı sıcaklarda terlemeyenlerin dünya nüfusuna göre oranı; yüz yıl öncesine kıyasla, epey genişlemiş olsa da, henüz daha çok küçük...
Tüm insanlık, aşırı soğuklarda titremeden, aşırı sıcaklarda terlemeden ne zaman mı başlayacak yaşamaya?
Vallahi tahmin zor ama, 22. yüzyılın başlarını bulur gibi görünüyor.
***
İstanbul'da da rutubetli hava sıcaklığı, artı 30 dereceyi geçiyor; neyse ki yağmurlar geliyormuş bugün...
İletişimin, 200 ülkeye bölünmüş "yer" küresindeki insan yığınlarından, çok daha hızlı küreselleşmiş olması sayesinde; bir günde ne kadar çok insanın da, kazalarda belalarda, çatlamalarda patlamalarda öldüğünü izleyebiliyoruz oturduğumuz yerden...
***
Dünkü Milliyet'ten öğrendiğimize göre, pazartesi günü yurt genelinde 22 kişi ölmüş trafik kazalarında; 99 kişi de yaralanmış.
Ya Irak cehenneminde okkanın altına gidenler; günde 40-50 kişi...
Bu arada bizim Irak'a giden kamyon şoförlerinden, öldürülmüş olanların da sayısı 100'ü aştı...
Evi geçindirmek için ölümü göze ala ala, oralara giden şoför dostlar... Sayfaları politik rüzgârlara göre dönen tarih, onları görmezlikten gelse ve cenazeleri sessiz sedasız, bilinmez köşelerde kaldırılsa da; onlar, geçinebilme kavgasının görünmez yiğitleri...
Tıpkı göçük ve grizu patlamalarında kaybolup gitmiş maden işçileri gibi; tıpkı denizlerde boğulup gitmiş adsız denizciler gibi; tıpkı yangınlarda kavrulup gitmiş itfaiye erleri gibi...
***
Aşırı soğuklarda titreyenlerle, aşırı sıcaklarda terleyenlerden olmak, yahut olmamak; işte bitmeyen sorun...
Bu sorunu, "yer" küresinin bölündüğü 200 ülkeden birçoğunun tepesine kurularak çözümlemek isteyenler de var; onlarla yan yollardan işbirliği yaparak, çözümlemek isteyenler de; yönetici kesimlere bol miktarda silah falan satarak çözümleyenler de...
***
Dünkü Radikal'in manşeti şöyleydi:
"Yolsuzlukla suçlanan müteahhitleri yalan yakalattı -Toprak nerede, sel aldı, sel nerede, hiç olmadı ki!- Deprem konutları için çalışan firmalar, çıkan toprağı taşımadığı halde devletten 15 trilyon lira aldı. 'Toprağı sel götürmüş' savunmasına DSİ yanıtı: Sel olmadı ki!"
Harika bir üçkâğıtçılık...
Özellikle Türkiye gibi, bir türlü "gelişmekte olmaktan", "gelişmiş"liğe atlayamayan ülkelerdeki vurgun, soygun ve rüşvetlerle, saltanat kavgalarının; arkasına sığındıkları "tabu" ve "dogma"lar, tam bir kara mizah parodisi...
Önce vatan...
Önce millet...
Önce devlet...
Önce bayrak...
Önce halkın hassasiyetine saygı...
Önce öldükten sonra cennetmekân olmak isteyenlerin inancına saygı...
Önce doğduktan sonra iyi yaşamak isteyenlerin kırmızı halısına saygı...
Önce burjuva taklitçiliğinin çağdaşlaşma çabasına saygı...
Önce geleneklerimize, göreneklerimize ve başörtüsüne saygı...
"Milli çıkarlar" doğrultusunda...
"Milli iradenin verdiği haklar" doğrultusunda...
Hepsinin özeti ise:
Aşırı soğuklarda titrememek, aşırı sıcaklarda terlememek doğrultusunda...
***
Tarihte en çok insan 2. Dünya Savaşı sırasında öldü...
Neden o kadar çok insan öldü ki, 2. Dünya Savaşı sırasında?
Emekli bazı diplomatlarla, emekli bazı militerler bu soruya özetle şu yanıtı veriyorlar:
- Koşullar öyle gerektiriyordu.
***
Yüz Yıl Savaşları, neden yüz yıl; Otuz Yıl Savaşları, neden otuz yıl sürmüştü?
Yanıt:
- Koşullar öyle gerektiriyordu...
***
Bak işe hele...
Şimdi de koşullar, terör saldırılarında ölmeyi gerektiriyor galiba...
Neyse ki artık milyon milyon ölmüyor insanlar; olsa olsa gelişmiş ülkelerde yüzer yüzer; gelişmekte olan ülkelerde biner biner ölüyor...
5 yıl sonra koşullar değişmiş olacak; 10 yıl sonra yine değişmiş, 50 yıl sonra çok daha değişmiş...
***
Kâinat, yahut evren, yahut Kozmos'ta "kurnazlık" yoktur... "Kurnazlık" insanoğluna özgü bir biçimlenme; kendi özel çıkarını gizleyerek, ya müşterilerin, ya toplumun, ya devletin çıkarlarını düşünüyormuş gibi görünme rolleri; yani geniş anlamda "politika"...
Modern teknoloji, Kozmos'un elektrik, elektronik, soğuk füzyon türü "verileri"ni insan iradesi için alıp, insan yaşamını kolaylaştırmaya dönük olarak kullanmayı hızlandırdıkça; oturduğun koltuktan tüm dünyayı izlemeye başladıkça; milyonlarca insanın öldüğü "kurnazlık" dönemlerinden; göreceli olarak ölümlerin azalma trendine girdiği "akıl" dönemine geçilmede...
***
"Kurnazlık" dönemlerinin koşullanmalarından arınmak kolay değil; kolay değil, yılda 1 trilyon dolarlık "girdi" sağlayan silahçıların kazancını kısıtlamak...
Küresel terörün milyarlarca doları bulan finansmanı da, son analizde kim bilir kimlere neler sağlıyor?
Öyleyse küresel terörün finansmanına milyarlarca dolar harcamanın gerçek amacı ne?
Bu sorunun yanıtını Tony Blair, Bush, Putin bilseler de; bendeniz bilemiyorum...
Bendenizin bildiği, aşırı soğuklarda titremekten, aşırı sıcaklarda terlemekten kurtulmak isteyenlerin de; milyarlarca dolarlık finansmanlara yeni rotalar çizdiği...
***
Ali Kırca'nın ATV'deki programından öğrendiğimize göre, Ardahan'ın Çıldır Gölü festivalinde, kız yüzünden birbirine girmiş delikanlılar...
İstanbul'da Urfalı bir aşiret ağasının düzenlediği düğünde de, geline 30 kilo altın verilmiş ve 15 bin dolar uçuşmuş havada...
Bodrum'da da sözde bir paparazzi mafyası filiz vermiş; genç kızlarla kadınları, şantajla korkutuyormuş...
***
Neyse ki İstanbul'da havalar biraz olsun serinleyecek... Titremeden, terlemeden; alçak olmadan, ahmak olmadan yaşamak da kolay değil hani...

c.altan@prizma.net.tr








Taha AKYOL
Şehir ve inanç
ALEVİLİK, şehirleşme sürecinde nasıl bir deği...
Çetin ALTAN
'Kurnazlık'tan 'akıl' dönemine geçiş depremi
Aşırı soğuklar gibi, aşırı sıcaklar da; gövde...
Melih AŞIK
Arjantin sohbeti
Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener'in 2 gün...
Fikret BİLA
Demirel: Erdoğan by-pass kanunu çıkarmalı
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Amerika'dan dö...
Hasan CEMAL
Türk'ün malını gâvura satmak!
Sonda söylenecek olan bazen başta söylenir. G...
Güneri CIVAOĞLU
Laiklik kartı
TIME dergisi şöyle yazıyor: "El Kaide her yer...
Can DÜNDAR
DUVARLARI YIKTI
Monako'ya masallardaki prensi görmeye geldik....
Abbas GÜÇLÜ
Şimdi de süper bilgisayar kavgası
Dünyanın en iyi 500 üniversitesi arasına nede...
Hurşit GÜNEŞ
Tüketim geçen yılkinin çok gerisinde
Dünkü yazımızda büyümenin geçen yıla göre düş...
Nail GÜRELİ
Yaz keko, yaz!
Ver kâğıdı Halo! Yılların utancını yazalım. ...
Sami KOHEN
Terörün "mantığı"...
LONDRA'daki terör eylemi, terörizm üzerinde d...
Mehmet Y. YILMAZ
Ekonomik sorunlara polisiye çözüm mü?
Geçen hafta sonunu Arnavutluk'ta geçirdim. Or...
Hasan PULUR
Türk milletvekilleri Batı Trakya'da
CHP Grup Başkan Vekili Haluk Koç'u dinlerken,...
Meral TAMER
Ethem Sancak'ın Vanlılara verdiği ders
Dün de yazmıştım. Hafta sonunu Van'da geçirdi...
Ece TEMELKURAN
Biz, tanrılarız aslında
"Hülya karnını içeri çekiyor. Gülben de paçal...
Güngör URAS
Yabancının fabrika kuranını bekliyoruz
Yabancıların "sabit sermaye yatırımı" yapmala...
M. Ali BİRAND
3 Ekim'i Blair mahvedebilir
Türkiye ile müzakerelerin başlayacağı 3 ekim ...

© 2005 Milliyet