Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 13 Temmuz 2005 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Business    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Türk'ün malını gâvura satmak!


Sonda söylenecek olan bazen başta söylenir. Gerçek milliyetçilik, Türk'ün malını gâvura satmak edebiyatı değildir. Aş ve iş sorununu çözerek insanımızı insan gibi yaşatmaktır gerçek milliyetçilik...
Bunun ne demek olduğunu ise son otuz, kırk yıllık Yunanistan-Türkiye mukayesesine bakarak anlamak mümkündür.
Malum, yabancı sermayeye karşı refleksler bu topraklarda öteden beri güçlüdür. Kökleri tarihin derinliklerine gider. Osmanlı'dan gelip Cumhuriyet döneminde genlerimize işleyen kapitülasyon korkusu bugün bile hâlâ arada bir olmadık yerlerde suyun yüzüne vurabiliyor.
Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener'in yabancı sermayeye sınırlama isteyen çıkışı, bilinçaltında yatan böyle bir korkunun ürünü olabilir. Peki, Şener'in bu açıklamasını ciddiye alıp ille de tartışmak gerekiyor mu?
Sanmıyorum.
Daha Türkiye'ye ancak üç kuruşluk yabancı sermaye gelmiş durumda:
20 yılda 20 milyar dolar.
Yani devede kulak!
Oysa, örneğin Çin'e sadece geçen yıl 56 milyar dolarlık yabancı sermaye girişi olmuş...
Türkiye'ye ise 2000-2004 arasındaki 5 yılda ancak 3.6 milyar dolarlık net yabancı sermaye girişi gerçekleşmiş. 1995'e uzanırsak, son 10 yılda yine net yabancı sermaye girişi ancak 6.2 milyar dolar civarında.
Bu yılın ilk 5 ayındaysa net olarak 210 milyon dolarlık giriş söz konusu. Buna 542 milyon dolarlık yabancılara gayrimenkul satışını eklerseniz, 807 küsur milyon dolara çıkabiliyor, ilk 5 aylık yabancı sermaye girişi...
Yani denizde kum!
Bu durumda, Allah aşkına neyin tartışmasını yapıyoruz? Neyi sınırlamaya kalkışıyoruz?
Olacak şey mi?
Türk'ün malını gâvura satmak edebiyatıyla bu ülkenin kalkınamayacağını, aş ve iş sorununun çözülemeyeceğini bu ülkede her Allah'ın kulu öğrenmek zorunda.
Hep yazılıyor.
Ama bin kez de olsa yazılması gerekiyor. Bakın, bu ülkede her yıl 700-750 bin kişiye iş bulmak şart. Türkiye kendi olanaklarıyla, tasarruflarıyla bunun ancak yarısını karşılayabiliyor.
Geri kalan 350 bin kişiye iş bulabilmenin yolu, yabancı sermayeden geçiyor.
Bir başka deyişle:
Yabancı sermaye girişlerini hızlandırmadan bu ülke insanının aş ve iş sorununu çözmek hayaldir.
Yabancı sermaye özellikle Türkiye gibi geçmişi istikrarsızlıklarla dolu ülkelerde önce hazır malı alır. Sonra ülkeyi kollar, gözetim altında tutar. Siyasal, ekonomik ve hukuksal istikrarı görmeye başlayınca da, istihdam yaratıcı alanlarda yatırıma yönelir.
Yabancı sermaye, Türk'ün malını gâvura satmak değildir. Bu zihniyet çoktan tarihin küflü raflarına havale edildi. Eğer bu ülkenin aş ve iş sorunu çözülecekse, insanımızın yaşam kalitesi iyileştirilecekse, yabancı sermayeye fren değil, destek gerekir.
1960'larda kalkınma yarışı açısından aynı hizada bulunduğumuz Yunanistan bizi sollayıp geçtiyse, Avrupa Birliği yolunda yürüyüp yabancı sermayeyi kendine çekebildiği içindir. Komşumuzda fert başına milli gelir 17 bin doları yakaladı, biz hâlâ ite kaka 4 bin dolara gelebildik.
Yazık değil mi bu ülkeye?
Bu ülkenin insanlarına yazık değil mi? Evet, gerçek milliyetçilik zart zurt değildir. Gerçek milliyetçilik Türk'ün malını gâvura satmak edebiyatı değildir. Gerçek milliyetçilik, aş ve iş sorununu çözerek insanımızı insan gibi yaşatmaktır.
Evet öyle...

h.cemal@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Şehir ve inanç
ALEVİLİK, şehirleşme sürecinde nasıl bir deği...
Çetin ALTAN
'Kurnazlık'tan 'akıl' dönemine geçiş depremi
Aşırı soğuklar gibi, aşırı sıcaklar da; gövde...
Melih AŞIK
Arjantin sohbeti
Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener'in 2 gün...
Fikret BİLA
Demirel: Erdoğan by-pass kanunu çıkarmalı
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Amerika'dan dö...
Hasan CEMAL
Türk'ün malını gâvura satmak!
Sonda söylenecek olan bazen başta söylenir. G...
Güneri CIVAOĞLU
Laiklik kartı
TIME dergisi şöyle yazıyor: "El Kaide her yer...
Can DÜNDAR
DUVARLARI YIKTI
Monako'ya masallardaki prensi görmeye geldik....
Abbas GÜÇLÜ
Şimdi de süper bilgisayar kavgası
Dünyanın en iyi 500 üniversitesi arasına nede...
Hurşit GÜNEŞ
Tüketim geçen yılkinin çok gerisinde
Dünkü yazımızda büyümenin geçen yıla göre düş...
Nail GÜRELİ
Yaz keko, yaz!
Ver kâğıdı Halo! Yılların utancını yazalım. ...
Sami KOHEN
Terörün "mantığı"...
LONDRA'daki terör eylemi, terörizm üzerinde d...
Mehmet Y. YILMAZ
Ekonomik sorunlara polisiye çözüm mü?
Geçen hafta sonunu Arnavutluk'ta geçirdim. Or...
Hasan PULUR
Türk milletvekilleri Batı Trakya'da
CHP Grup Başkan Vekili Haluk Koç'u dinlerken,...
Meral TAMER
Ethem Sancak'ın Vanlılara verdiği ders
Dün de yazmıştım. Hafta sonunu Van'da geçirdi...
Ece TEMELKURAN
Biz, tanrılarız aslında
"Hülya karnını içeri çekiyor. Gülben de paçal...
Güngör URAS
Yabancının fabrika kuranını bekliyoruz
Yabancıların "sabit sermaye yatırımı" yapmala...
M. Ali BİRAND
3 Ekim'i Blair mahvedebilir
Türkiye ile müzakerelerin başlayacağı 3 ekim ...

© 2005 Milliyet