Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 13 Temmuz 2005 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Business    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Ekonomik sorunlara polisiye çözüm mü?


Geçen hafta sonunu Arnavutluk'ta geçirdim. Orada bulunduğum sırada Arnavut gazeteleri de tıpkı bizdeki gibi "Telekom özelleştirmesi" ile ilgiliydiler.
Bizim gazetelerimizdeki haberlerden de izlemiş olmalısınız, Arnavutluk Telekom'unun yüzde 76'lık bölümünün, bir Türk firması olan Çalık Grubu'na 120 milyon euroya satışı işinde son aşamaya gelindi. Çalık Grubu böylece Arnavutluk'ta üçüncü GSM lisansına da sahip olacak. Eğer seçimlerden sonra oluşan yeni parlamento anlaşmayı onaylarsa satış gerçekleşecek.
Arnavut gazetecilerin kendi aralarındaki konuşmalara hâkim olan şey de bizdekinden farklı değil:
"Neden bir yabancıya satıldı?", "Arsaları bile daha fazla ederken GSM lisansıyla birlikte satılması doğru mu?" gibi tartışmalar...

Neden 'kârlılar' satılıyor
Türkiye'ye dönünce de, Milliyet'te Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener'in "yabancı sermaye" ile ilgili görüşlerini okudum. Ve muhalefetin Şener'e bu konuda destek verdiğine ilişkin değişik görüşleri...
Muhalefete mensup siyasetçilerin söylediklerinin ortak noktası da şu: Kârlı şirketler neden satılıyor?
Arnavutluk'taki gazetecilere söylediklerimi bir daha tekrarlayarak başlayayım:
- Kârlı şirketler satılıyor, çünkü zarar eden şirketi kimse satın almaz.
- Özelleştirme ihalelerine giren şirketler, bunu para kazanmak için yapıyorlar, vatana millete hizmet olsun diye değil..
- Eğer kamu kesimi elinden "zarar" eden şirketleri de çıkarmak istiyorsa, bunları bedava bile vermesinde bir sakınca yoktur. Bedava verilirken de bazı şartlar ileri sürülebilir: Şu kadar yılda bu kadar yatırım yap, şöyle bir teknoloji getir, çalışanları işten çıkarma, işten çıkaracaksan şu kadar fazla tazminat öde, şu tür sosyal sorumluluk projelerini uygulamaya sok gibi...

Çözüm ekonomik olmalı
Nitekim eski Doğu Bloku ülkeleri yaptıkları özelleştirmelerde bu yolu sıkça kullandılar ve bugün akıllı bir iş yaptıkları daha iyi görülüyor.
Günümüz dünya ekonomisi, sermayenin serbestçe dolaşabildiği, kârlı bulduğu yerde konaklayıp zararı görünce oradan uzaklaştığı bir sahne..
Ve böyle bir sahnenin içinde yer alıyorsanız, "Yabancı sermaye gelip borsadan, bonodan kazanıp gitmesin, sabit sermaye yatırımı yapan gelsin" gibi bir sınırlamanız olması gerçekçi değildir.
Yabancı sermaye, bir ülkeye "sıcak para" olarak giriyorsa ve bu paranın bir gün çıkıp giderek ülkeyi krize sokmasından korkuyorsanız, buna karşı alacağınız önlemler de ekonomik nitelikte olmalıdır, polisiye nitelik taşımamalıdır.

Sorun şu ki..
Şu açık ki yabancı sermaye para kazandığı bir yerden gitmek istemez. Siz eğer, sıcak para girişinden kaynaklanan fonları doğru kullanıyor, bu fonlarla zayıf şirketlerinizi ve hazinenizi güçlendiriyor, ülkede yeni iş alanları ve yeni talep yaratabiliyorsanız yabancı "sıcak" sermaye neden gitmek istesin?
Siz eğer bu fonları gereksiz lüks harcamalarla çarçur ediyor, sadece günü kurtarmayı hedefliyor, ekonominizin yapısal sorunlarını çözmek için gayret sarf etmiyorsanız da yabancı sermaye zoru görünce neden kalmak istesin?
Sorun esas itibariyle budur.

Adı üstünde 'akıllı'
Doğrudan yatırım şeklinde gelerek yeni üretim tesisleri kuran ya da kurulu şirketleri satın alan yabancı sermayenin kâr transferlerinin ülkenin dengesini bozabileceği görüşüne gelince:
Bu sermayenin her şeyden önce tanımı gereği "akıllı" olduğunu kabul etmemiz gerekiyor.
Doğası gereği, elde ettiği kârın bir bölümünü yine kendi yatırımını korumak, geliştirmek için harcayacağını varsaymamız gerekiyor. Bir kâr transferi olacaksa, bu ancak bundan sonra kalan bölüm için söz konusu olabilir.
Bu transferin ülkenin dengelerini bozmaması için de yapmanız gereken şeyler yine ekonomik olmalıdır, polisiye tedbirler değil..
Geri kalmış bir ülke söz konusuysa, yabancı sermaye giriş çıkışını ekonomi dışı kurallar koyarak denetlemeye çalışmak, orayı ancak Özbekistan yapabilir, Polonya, Macaristan, Çek Cumhuriyeti değil...

mehmet.yilmaz@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Şehir ve inanç
ALEVİLİK, şehirleşme sürecinde nasıl bir deği...
Çetin ALTAN
'Kurnazlık'tan 'akıl' dönemine geçiş depremi
Aşırı soğuklar gibi, aşırı sıcaklar da; gövde...
Melih AŞIK
Arjantin sohbeti
Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener'in 2 gün...
Fikret BİLA
Demirel: Erdoğan by-pass kanunu çıkarmalı
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Amerika'dan dö...
Hasan CEMAL
Türk'ün malını gâvura satmak!
Sonda söylenecek olan bazen başta söylenir. G...
Güneri CIVAOĞLU
Laiklik kartı
TIME dergisi şöyle yazıyor: "El Kaide her yer...
Can DÜNDAR
DUVARLARI YIKTI
Monako'ya masallardaki prensi görmeye geldik....
Abbas GÜÇLÜ
Şimdi de süper bilgisayar kavgası
Dünyanın en iyi 500 üniversitesi arasına nede...
Hurşit GÜNEŞ
Tüketim geçen yılkinin çok gerisinde
Dünkü yazımızda büyümenin geçen yıla göre düş...
Nail GÜRELİ
Yaz keko, yaz!
Ver kâğıdı Halo! Yılların utancını yazalım. ...
Sami KOHEN
Terörün "mantığı"...
LONDRA'daki terör eylemi, terörizm üzerinde d...
Mehmet Y. YILMAZ
Ekonomik sorunlara polisiye çözüm mü?
Geçen hafta sonunu Arnavutluk'ta geçirdim. Or...
Hasan PULUR
Türk milletvekilleri Batı Trakya'da
CHP Grup Başkan Vekili Haluk Koç'u dinlerken,...
Meral TAMER
Ethem Sancak'ın Vanlılara verdiği ders
Dün de yazmıştım. Hafta sonunu Van'da geçirdi...
Ece TEMELKURAN
Biz, tanrılarız aslında
"Hülya karnını içeri çekiyor. Gülben de paçal...
Güngör URAS
Yabancının fabrika kuranını bekliyoruz
Yabancıların "sabit sermaye yatırımı" yapmala...
M. Ali BİRAND
3 Ekim'i Blair mahvedebilir
Türkiye ile müzakerelerin başlayacağı 3 ekim ...

© 2005 Milliyet