|
3 Ekim'i Blair mahvedebilir
Türkiye ile müzakerelerin başlayacağı 3 ekim yaklaştıkça, özellikle Paris' te sıkıntılar artıyor. Chirac, müzakereler başlarken önemli bir açıklama yapacak. Söyleyecekleri belki hoşumuza gitmeyecek, ancak müzakereleri başlatmanın başka yolu da yok. Diğer bir kuşku da, İngiltere'nin tutumu. Bu konularda söylentiler giderek artıyor.
***
3 Ekim' de Türkiye ile katılma müzakereleri başlayacak.
Şimdiki durumda buna kimse resmen itiraz etmiş değil. Ancak sıkıntılar da giderek artıyor. Hiçbir başkent tutumunu açıklamadı. Başta Hollanda ve Avusturya olmak üzere, bir bölümü müzakerelerin ertelenmesini istiyor. Ancak açıkça söyleyemiyorlar ve bu işi Fransanın yapmasını bekliyorlar. Tüm gözler Paris' in üstünde...
Geçen hafta Paris' teydim. Cumhurbaşkanlığı Sarayı ve Dışişleri Bakanlığının nabzını tutan en üst düzey kişilerle konuştum. Bana son derece ilginç bir resim çizdiler.
Herkesin bilmesinde yarar var : Fransız hükümeti ( Cumhurbaşkanı Chirac ve Başbakan Villepin Türkiye nile müzakerelerin 3 Ekim günü başlatılması konusunda kararlılar. Fransız diplomasisi çarkları bu varsayıma göre dönüyor.
Ancak Fransız hükümeti de sıkıntılı. Kamu oyunun , referandumda , Türkiye' ye olmasa dahi, AB' nin genişlemesine karşı oy kullanması yeni hükümetin işini zorlaştırıyor.
" Başkan Chirac ve yeni Başbakan Villepın, kamu oyuna bir açıklama yapmak zorundalar. Ne diyecekler ? Siz AB genişlemesine karşı oy kullandınız, ancak biz yine de Türkiye ile müzakereleri başlatıyoruz, diyemeyecekleri için büyük bir sıkıntı duyuluyor" diyen bir yetkili, Cumhurbaşkanı Chirac ile Başbakan' ın Türkiye konusundaki en büyük sorunlarının, müzakerelere başlanmasını Fransız kamu oyuna nasıl satılabilecekleri olduğunu anlattı. Ne olursa olsun, artık Türkiye ile müzakere denildiğinde, herkes bunu AB Genişlemesi olarak görüyor.
Chirac tepkileri yatıştırabilmek için bir hazırlık içine girmiş.
3 Ekim günü veya öncesinde, Elysee sarayından bir açıklama yapılacak.
Kasmu oyundaki tepkileri yatıştırabilmek, İçişleri Bakanı ve 2007'deki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin tartışmasız rakibi Sarkozy'i susturabilmek ve muhalefetin önünü kesebilmek için Chirac , Fransız kamu oyuna duymak istediklerini söyleyecek.
Türkiye ile müzakerelerin mutlaka tam üyelikle sonuçlanmayabileceğini, Özel Statü olabileceğini ve sonunda da Fransız halkının referandumla kesin kararını vereceğini söyleyecek.
Tabii hangi kelimelerin seçileceği, bu açıklamanın tonu henüz belli değil.
Pek yumuşak olmayacağı ortada.
Şimdiden hazırlıkla olmakta yarar var.
DİĞER SORUN DA, İNGİLİZ BAŞBAKANININ TUTUMU
Paris'i rahatsız eden ve ne olacağı hala bilmeyen bir diğer unsur da, İngiltere' nin tutumu.Zira önümüzdeki 6 ayda, AB çerçevesinde bir Fransız- İngiliz savaşı olasılığı var. Eğer böyle bir olasılık gerçekleşir ve Başbakan Blair, bütün gücüyle Fransaya yüklenirse, tüm dengeler değişecek.
Savaşın bir bölümü Türkiye'yi de kapsayabilecek. Hiç değilse, Fransız diplosmasisinde böyle bir beklenti var.
Senaryosu da hazır.
Eğer İngiltere ortaya fırlar ve Türkiye'yi kahramanca koruduğunu, Türkiye ile müzakerelerin başlatılmasının, AB Genişlemesinin en açık işareti olduğunu açıklarsa, kıyametler kopacak.
Blair, Türkiye üzerinden Fransayı ve özellikle de Chirac'ı dövmeye kalkarsa, bunun bedelini bizler ödeyebiliriz.
Paris' te konuştuğum resmi yetkililer, kelimelerini hiç saklamadılar. Karınlarından konuşmadılar. Açıkça anlattılar:
" Böyle bir olasılıkta, 3 ekim günü dahi müzakerelerin askıya alınması kararı çıkabilir. Ne Fransa, ne Hollanda, nede Avusturya böyle bir gelişmeyi hazmedemezler. "
Londra' nın ne yapacağı, nasıl bir tutum saptayacağı henüz bilinmiyor. Çok ilginçtir, bu konuda başkanetler arasında hiçbir temas yapılabilmiş değil. Tam bir sessizlik hakim. Kimseler ne olacağını bilmiyor.
BU GELİŞMELERDEN KORKMAMAK GEREKİR
Bütün bu gelişmelere bakıp hayal kırıklığına düşmemek gerekir. Avrupa Birliğinin Türkiye'ye çelme takmaya çalıştığı sonucuna varmamak gerekir. Bugünkü konjonktür yarın değişebilir. İnsanlar, ülkelerin bakışları değişebilir.
Tarih bu tip örneklerle doludur.
Önümüzde 15 yıllık bir sürecin bulunduğunu unutmamamız şarttır.
Bırakın bağırıp çağırılsın. Önemli olan, Türkiye'nin ne istediğini bilmesi ve hazırlıklarını da buna göre tamamlamasıdır.
Ben, Avrupa' nın , koşulları yerine getirmiş bir Türkiye'yi dışarda bırakabileceğine inanmıyorum. Avrupalılar, çıkarlarına bu kadar ters düşen bir tutum alamazlar.
(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )
mabirand@e-kolay.net
|
|