Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 14 Temmuz 2005 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Business    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
'Gürsel Paşa, beni 'kara düşüncelisin' diye kovdu'

'İzmir Karşıyaka'dan dünya'ya...' isimli anı kitabı yayınlanan Dünya Bankası eski Başkan Yardımcısı Attila Karaosmanoğ-lu'nun anıları, Türkiye'nin ekonomik ve politik hayatı ile ilgili ilginç anekdotlar içeriyor. Karaosmanoğlu, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları'ndan çıkan kitabında, ekonomi brifingi verdiği, dönemin Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel tarafından, Cumhuriyetin ilk otomobili' hakkında olumsuz görüş verince, 'Kara düşüncelisin' diye kovulduğunu anlatıyor

KADİFE ŞAHİN
ksahin@milliyet.com.tr

Attila Karaosmanoğlu'nun 'İzmir Karşıyaka'dan dünyaya' isimli anı kitabında anlattığına göre, Cumhuriyet'in ilk otomobili 'Devrim'in üretimi hakkında, Cumhurbaşkanı Gürsel, kendisinden görüş sormuş. Karaosmanoğlu da "Türkiye henüz bu tür bir üretimi yapacak sanayi altyapısına sahip değil" diye yanıt vermiş. Bu yanıtına kızan Cumhurbaşkanı Gürsel, Karaosmanoğlu'na bir daha asla 'danışmamış!'
Onbeş bölümden oluşan kitapta, siyasi, ekonomik ve diplomatik çevrelerde yaşadığı pek çok tarihi olayı anlatan Attila Karaosmanoğlu, Gürsel ile arasında geçen olayı şöyle kaleme almış:

'Aleyhte yazılar yazılıyordu'
"O sıralarda Türkiye'nin ilk otomobili olarak Devrim otomobilinin yapılmasına çalışılıyor ve bu teşebbüsün lehinde ve alehinde yazılar yazılıyor, konuşmalar yapılıyordu. Cemal Paşa bana Devrim otomobili hakkında ne düşündüğümü sordu. Onun bu projeyi desteklediği biliniyordu, fakat ben düşündüğümü söylemekten kendimi alamadım. Türk sanayiinin henüz etkin bir şekilde otomobil üretecek kadar gelişmemiş olduğunu, Türkiye'de bir otomobil, hatta belki fezaya fırlatılacak bir füze ile uydu yapılabileceğini fakat henüz devamlı ve ekonomik olarak üretim yapabilecek bir sanayi alt yapımız olmadığını söyledim. Bu defa iyice kızdı ve 'Sen de kara düşünceliler gibi konuşuyorsun' diyerek toplantıyı bitirdi. Ondan sonra bir daha Cemal Paşa ile konuşmaya çağrılmadım."


'Bezirgânlık olmaz, askerinfanilası bile ABD'den geliyor'
ABD Başkanı Nixon'un, 'haşhaş yasaklansın' isteğiyle yeniden gelen Amerikalılar'la yapılan sonraki toplantılarda da pazarlıkçı tavrını sürdüren Karaosmanoğlu, olayla ilgili gelişmeleri kitapta şöyle anlatıyor:
"Bu olaydan sonraki ilk MGK toplantısında, haşhaş konusu yine gündemde idi. Toplantıda Cumhurbaşkanı ve Genelkurmay Başkanı benim bir bezirgân gibi pazarlık yapmamdan utandıklarını ve askerlerimizin giydiği faniladan ayaklarındaki postallara kadar her şeyin Amerika'dan geldiğini, onun için meseleye farklı bir yaklaşımımız olmasını gerektiğini söylediler. Ben meseleyi nasıl gördüğümü, proje maliyeti hesaplarımızı nasıl yaptığımızı anlattım. Toplantıdan çıkarken Hava Kuvvetleri Komutanı Muhsin Batur, 'Karaosmanoğlu ağzına sağlık' dedi. Ben de 'Teşekkür ederim Paşam, fakat bunu içeride söyleseydiniz' dedim. Batur, 'Biliyorsun, askerlikte son söz komutanındır' dedi."


'Kitap, gençlere borcumdu'
Kitabı yazarken önsöz yazmayı düşünmediğini belirten Attila Karaosmanoğlu, "Okuyanların karar vermesini istiyordum. Ancak bir arkadaşımın uyarısıyla önsöz yazdım ve orada da belirttiğim gibi, esas itibariyle o dönemleri yazarken mümkün olduğu kadar kendi gözlemlerim dışında başkalarının gözüyle de görmeye çalıştım. Ki o dönemi yaşayan insanların da tanık olduğu gerçeklik tam anlamıyla kitaba yansısın" diyor.
Anılarını yazmaktaki amacının Türkiye'ye ve gençlere olan borcunu ödemek olduğunu kaydeden Karaosmanoğlu, şöyle devam ediyor: "Gençlere şunu anlatmak istedim, okuyamayanlar, yurtdışında veya Türkiye'de özel okullarda eğitim göremeyenlere 'ben de Türkiye'de aldığım eğitimle bunları yapabilirim' düşüncesini verebilmekti. Ben tamamen Türk okullarında hiçbir özel ders almadan eğitim gördüm. Bu eğitim bana çok şey vermiş olmalı ki dünyada özel okullarda eğitim gören insanların geldiği noktalarda bulunabildim. Bu benim Türkiye'ye bir borcumdu."
Bunu gelecek kuşaklara o devrin enterasan olaylarını da aktararak anlatmak istediğini söyleyen Karaosmanoğlu, "Dünyada başka ülkeler bizim yaşadığımız benzer sorunlara nasıl yaklaşıyorlar bunların aktarılmasını istedim. Örneğin dünyadaki bazı olaylar komplo teorilerine dayandırılıp
yanlış biliniyor.
Kitabımda Türkiye'de pekçok kişinin şaşırdığı olayları örnek verdim"diyor.


Ecevit çiftine kiralık ev ayarlamış
Kitapta eşi Şükriye Hanım ile ekonomik zorluklar içinde evlendiklerini, nikâh şekerlerini arkadaşlarının katkılarıyla evde 'imece' usulü hazırladıklarını anlatan Karaosmanoğlu'nun Türkiye siyasi ve ekonomi dünyasında derin izler bırakmış olay ve kişilere ilişkin ilginç birkaç anısı şöyle:
Öğrencilik döneminde Harvard Üniversitesi'nde okurken dünya çapında başarılı genç gazetecilere verilen Nieman bursunu kazanan Bülent Ecevit'in, kendisine ev bulmasını istemiş. Ev sahibi ile konuşarak, diğer bir evini ayarlamış. Böylece Bülent Ecevit ve eşi Rahşan Hanım ile komşu olmuşlar.

Erim'den sabah saat 05.30'da gelen telefon
Türkiye'de 12 Mart Harekatı olmuş. Karaosmanoğlu Amerika'da Dünya Bankası'nda çalışıyor:
"Gazetelerden Türkiye haberlerini öğrenmeye çalışıyorduk. Bir sabah saat beş buçukta telefon sesi ile uyandık. Londra'daki Türk Büyükelçiliği'nden arıyorlar. Telefondaki ses "Başbakanlıkla görevlendirilen Sayın Nihat Erim sizinle konuşmak istiyor..."
Bu konuşmamda, 2002 yılında, yine Dünya Bankası'nda çalışan Kemal Derviş'in dönemin Başbakanı Ecevit tarafından çağrılmasına benzer bir çağrı alan Karaosmanoğlu, sıkıntıya düşmüş ekonomisinin sorunlarını çözecek bir programa katkıda bulunmak üzere Türkiye'ye çağrılıyor.
Teklifi kabul eden Karaosmanoğlu, Erim Hükümeti'nde 'Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı' sıfatıyla program hazırlanmasına katkıda bulunuyor.

'ABD'den önce Çin'i biz tanıyalım'
Erim hükümetinde, ilk günlerden başlayarak sıkıntı ve güçlükler yaşayan Karaosmanoğlu, ilk çıkışını bir Milli Güvenlik Kurulu toplantısında yapmış:
"Çin'in tanınması ve diplomatik ilişkilerin kurulması konusu konuşulurken, ben, Amerikan basınından edindiğim izlenimin Amerika'nın yakın zamanda Çin'i tanıyacağı ve diplomotik ilişkiler kuracağı şeklinde olduğunu, onun için biz Amerika'dan sonra yapmak yerine şimdi yaparsak Çin ile uzun vadeli ilişkilerimiz bakımından olumlu bir hareket yapmış olacağımızı söyledim. Bu müdahalemin Genelkurmay Başkanı'nı rahatsız ettiği görülüyordu. Teklifim kabul edilmedi..."

'Amerikalılar 6 milyon dolara bağlamak istedi'
Aynı Milli Güvenlik Kurulu toplantısında Amerikalılar'ın Türkiye'de haşhaş ekiminin yasaklanmasını istemesi de görüşülmüş. Karaosmanoğlu, Türk gençliğinin uyuşturucu kullanmaması için haşhaş ekiminin yasaklanmasını doğru bulduğunu ama diğer yandan da Türkiye'nin ekonomik kayıpları için yasaktan önce Amerika ile pazarlık yapılması gerektiğini söylemiş. Karaosmanoğlu'nun teklifini kabul eden Kurul, müzakereleri de onun yapmasını istemiş.
Türkiye'nin afyon ihracatını 6 milyon dolar hesaplayan Amerikalılar, sadece bu miktarda bir para ödeyerek konuyu kapatmak istemişler. Karaosmanoğlu ise bölgenin ekonomik olarak ayakta kalabilmesi için 300 milyon dolarlık bir rakam ortaya atıyor. Amerikalı görüşmeciler şaşırıp, görüşmeyi bırakıp gidiyorlar.

'Yakaladık, hepsini asacağız' diyen paşaya eşinin tepkisi
Karaosmanoğlu, toprak reformu için de Nihat Erim Hükümeti'nde ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı olarak mücadele etmiş. Hükümet istifa edip, reform işi rafta kalınca, dönemin toprak ağası Fevzi Lütfü Karaosmanoğlu'nun Tercüman gazetesinde, "Ooh..." diye birinci sayfada yazı yazdığını anlatıyor.
Kitabında, Deniz Gezmiş ve arkadaşları için "Hepsini yakaladık, asacağız" diyen Orgeneral Semih Sancar'a, eşi Şükriye Hanım'ın "Ben bin anneyim. Bir grup genci asacağınızı bu şekilde bana nasıl söylersiniz" diye tepki gösterdiğini yazan Karaosmanoğlu, işsiz kalınca İsmet İnönü'den genel sekreterlik teklifi almış.






BUSINESS
 İmaj imparatorluğunun mütevazı patronu
 EDİTÖRDEN
 Tarlalar hasta olunca patates pahalandı
 Şehirleri 'kişiliğine göre' boyayacak
 Proton döndü, ilk iş Jet Fadıl'ın yarattığı kötü imajı silmek
 Karadeniz'in çevresindeki 12 ülkeyi birleştiren örgüt
 Yönetici sevgi kazanamasa da nefretten kaçınmalıdır...
 Site yöneticisi ile personele ödenen ücret vergiye tabi mi?
 'Köşger Hamza'nın dersinden Cabani markasını çıkardı
 Türkiye, ihmalinin bedelini ödüyor
 Gülben ve Hülya'nın selülitlerine doyamıyoruz
 Avrupalıların evine Türk Hamamı sokacak
 Maraton
 Olimpiyatlara güvenlik masrafı da eklenecek
 Euroya tepkiler devam ediyor
 HARİRİ HANEDANLIĞI
 Ünlü markalar satılıyor





© 2005 Milliyet